CHP İzmir Milletvekili Murat Bakan’ın EgedeSonsöz’de, Yeni Çeşme Projesi ile ilgili röportajını okudum ve hiç şaşırmadım. Aynen Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tuğay ve Çeşme Belediye Başkan Vekili Onur Saatli gibi konuşmuş. Onlara da şaşırmamıştım.
Tercümesi şu; Bakanlık CHP ile pazarlıkta mesafe almış. Ama işin ilginç yanı şu; Çeşme Projesini Danıştay’ın iptal ettiği davada zaten CHP yoktu. Davacı olarak yoktu, Büyükşehir ve İlçe belediyesi olarak yoktu. Davanın iptal yönünde sonuçlanacağı anlaşılınca Büyükşehir Belediye Başkanı da davacı olmuştu. Yani bir yılı aşkın süre Bakan ile Çeşme’de ayda bir toplanıp, kanka pozları veren başkanlar, mahkeme kararı belli olunca, saf değiştirmişlerdi gönülsüzce.
Oysaki dönemin CHP Genel Başkanına, İzmir Ticaret Odasında, “çok betonlaşma olmazsa Çeşme projesini destekleriz” dedirten da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı idi.
Dava sürecinde CHP il ve ilçe örgütleri taraf olmamıştı. Hatta konuyla ilgili yapılacak ilk toplantıda Çeşme Belediye Başkanı salon bile vermemiş, “bu projeye karşı çıkmak vatan hainliği olur” şeklinde desteğini açıklamıştı.
Davacılar arasında İzmir Barosu, Mimar Mühendis Odaları, Tabip Odası, çok sayıda çevreci vakıf, dernek ve platform ve yurttaşlar vardı. TKP, Sol Parti gibi bazı parti taraftarları da destekçiler arasındaydı.
İnşaat olmayan yeri boş arazi olarak algılayan bu barbar anlayışın geniş bir ittifak örgüsü var. Başta Sarayın Bakanlıkları, İnşaat sermayesinin baronları ve CHP profesyonelleri benzer bir kalkınma ve şehircilik anlayışı ile inşaata dayalı kalkınma ve rant üretme hedefinde birleşiyorlar. Çeşme koylarını işgal eden rezidans furyasına bakın bunu görürsünüz. Çeşme’de son dönemlerde imara açılan yerleri ve sahiplerini inceleyin yine bu işbirliğini görürsünüz.
Belediye Başkanları ve Murat Bakan’ın Yeni Çeşme Projesine pozitif yaklaşma gerekçeleri hep aynı. Aynı cümleleri kullanıyorlar. Ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararı olduğu için, Çeşme Projesinin bu mahkeme ret kararına gerekçe oluşturan hususlarda bazı değişiklikler yaparak, süreci tekrar başlatmak istiyorlar. Onun için adı Yeni Çeşme Projesi. Yani mahkemenin ileri sürdüğü kamu yararı yok ve telafisi imkansız zararlara yol açar gibi gerekçeler bunda olmayacak demeye getiriyorlar.
Bakanlık buna çoktan razı. İnşaat yoğunluğunu azaltacağız. Çok çevreci bir proje olacak. Buranın satışından elde edilecek paranın bir kısmını da Kemeraltı’na harcayacağız. Alın size kamu yararı içeren ve çevreye zarar vermeyecek yeni proje. Yeter ki bu kıyıları, meraları, sulak alanları, orman alanlarını arsaya çevirip satalım.
Vekil Bakan, Yunan Adalarındaki havaalanlarından söz ediyor. Güzel de o adaların birinde Port Alaçatı gibi kıyı kanununu ihlal eden bir elit gettosu var mı? O adaların herhangi birinde geniş hazine arazilerini yerel kalkınma projesi diye imara açıp, hepsini sermayenin emrine veren bir proje var mı? O adaların herhangi birinde rezidanslar tarafından işgal edilmiş koylar var mı?
Sarayın Bakanı, CHP’li belediyeler ve vekillerle, koçbaşı müteahhitler el ele çevreci olacaklar bu süreçte. Bakın göreceksiniz. Yeni Proje imar yoğunluğunu minimuma indirecek. Yine eskisinde olduğu gibi içine bir Atatürk Köyü bile yerleştirilebilir. Böylece proje Cumhuriyetçi bir hüviyet de kazanmış olur. Cumhuriyetçi dediysek, bayrak sallama anlamında, yoksa Cumhuriyet, kamuculuk demektir.
Bir örnekle bitirelim. Çeşme Germiyan Köyünde, Güral Porselen, diğerleri gibi yasalara uygun olmayan bir şekilde köyün dibinde, tarihi ve ormanlık bir alanda RES inşaatına başladı. Köylülerin açtığı dava sonucunda, inşaat durduruldu. Sadece köylüler ve bazı çevreci yurttaşların mücadelesi ile gerçekleşti bu. Ne belediye destek oldu ne de CHP örgütü.
Ardından yeni proje hazırlanıp, tekrar başvuru yapıldı. Bu defa mahkeme kararını etkisiz kılmak için tribün sayısı dörtten ikiye indirilmişti. Çeşme Belediyenin de desteğini alan şirket, iki dev tribünü dikmiş oldu. Aynen Yeni Çeşme Projesinde olduğu gibi, yoğunluk düşürülmüştü.
Sonra ne mi oldu? Güral Porselen, kapasite artırma başvurusu yaptı ve yeni tribünler dikmeye başladı.
Çeşme inşaat ve enerji sermayesi için adeta besili piliç gibi algılanmakta. En çok ve en kısa sürede kar sağlayan sektörler bunlar.
Üç beş ay önce CHP İzmir Milletvekili Mahir Polat’ın sözünü hiç unutmayın. “sermayenin vicdanı zayıftır. O sadece karını düşünür. Bizden gibi gözükenler ile Çeşme’yi yağmalayacaklar.”