Yargı kararı ile CHP yönetimi değiştirildi. Gerekçe üç yıl önce gerçekleşen kurultayda delegelerin bazılarının iradelerinin, rüşvet ve menfaat nedeniyle sakatlanmış olması.
O dönemki delegeler, Kemal Kılıçdaroğlu yönetimi döneminde belirlenmiş delegelerdi. Şimdi o delege ile yeni kurultay yapılamaz diyor, Butlan ekibi. Neden? Çünkü yargı kararı var. Yargı kararı, delegelerin delegeliklerini iptal etmiyor, alınan kararları iptal ediyor.
Tabi Butlan kararının yargı kararı olduğu halde, hukuki olup olmadığı da tartışmalara neden oldu? Somut kanıt yok veya Kurultaydaki seçimlerden YSK sorumlu diye.
Ortada bir yargı kararı var ve Kılıçdaroğlu, buna bağlı olarak koltuğa oturdu ve bu kararı gerekçe göstererek yeni bir kurultaya kapıları kapatıyor. Oysa aynı Kılıçdaroğlu, bundan bir süre önce yargı kararı ile CHP Milletvekili Enis Berberoğlu hapse atılınca, büyük bir protesto gösterisi düzenledi.
Ankara’dan Silivri’ye yürüyüş yaptı. Neden? Yargı kararını haksız bulduğu için. Yargı kararını hukuka aykırı bulduğu için. Bu yürüyüş, Adalet Yürüyüşü olarak geçti tarihe. Binlerce kişi kendisine eşlik etti. Yürüyüşün sloganı “yüce yargı” değildi, “Hak, Hukuk, Adalet” idi.
Yargı aygıtı, o ülkedeki şartlara göre zaman zaman doğru veya eğri kararlar verebilir. Bağımsızlığı ve güçler ayrılığının varlığına göre bu eğri kararlar artar.
Örnek o kadar çok ki. Deniz Gezmiş ve arkadaşları, yargı kararı ile asıldı. Ama ne hukuksaldı be karar ne de meşru idi.
Gezi davası tutukluları on yıldır cezaevinde. Yargı kararı ile. Ama hukukçular ve kamuoyunda bu yargı kararları hukuka uygun ve meşru bulunmakta mıdır? Kesinlikle hayır. Nitekim Osman Kavala’dan Selahattin Demirtaş’a, Can Atalay’dan Çiğdem Mater’e ve Tayfun Kahraman’a kadar çok sayıda tutukluya ilişkin yargı kararları, AHİM tarafından, hukuksuz bulunmuştur.
Tek Adam rejiminin iyice yerleşmesi sonucunda, özellikle siyasi davlara ilişkin yargı kararları, hep tartışmalı ve hukuksuzluk tarafı yoğun hale gelmiş kararlar olarak gündeme gelmektedir.
CHP’ye mahkeme kararı ile yönetim atanması, parti genel merkezi binasına tomalar ve biber gazı ile girilmesi, “Hak, Hukuk, Adalet” ilkeleri ile tezatlık oluşturmaktadır.
Bu durumu düzeltmek için, yani parti yönetimini seçimle belirlemek için her türlü öneriyi ret eden Butlan ekibi, seçilmediği bir kurultaya rağmen burayı işgal etmektedir.
Burada da meşruiyet eksikliği devreye giriyor ki, siyasette parti ve ülkede iktidar olmanın meşru kaynağı olması gerekir. Meşruiyet, seçimle işe gelmekle olur ama yetmez, seçmenin eğilimleri ve talepleri doğrultusunda yönetmekle üretilebilir.
Kılıçdaroğlu’nun şu anda işgal ettiği koltuğun, CHP Meclis grubunda desteği yok. Delegelerde karşılığı yok, parti üyeleri arsında karşılığı yok, seçmen düzeyinde karşılığı yok. Peki, nerede var karşılığı, tabi ki Saray yargısı ve medyasında.
İki haftalık bir Anadolu turu yapmıştık eşimle. Hem doğa ve kültür gezisiydi bu hem de bir süredir ilgilendiğim Alevilik konusunda, bir kitap projem kapsamında Cemevleri ziyaretleri yapıyorduk. Gezimizin son dört günü, Butlan kararı sonrasına denk geldi.
Konumuz bu olmamasına rağmen, Cemevlerindeki sohbetlerde ve bazen de sokaktaki sohbetlerde Butlan konusu gündeme geliyordu. Birkaç örnek verelim.
Çorum’da çok aktif ve diğerlerine göre daha eski sayılabilecek bir Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi kampüsü var. Yöneticileri ile sohbet ettik. Bu konuya gelince Kılıçdaroğlu’na sert tepki gösteriyorlardı. 6-7 Haziran’da orada gerçekleştirecekleri çok geniş katılımlı bir açılış ve kültürel etkinlik var dediler. Bu etkinliğe Kılıçdaroğlu’nu değil, Özgür Özel’i davet edeceğiz diye not düştüler.
Ertesi gün Hacı Bektaş’ta idik. Cemevinde dedelik yapan şahıs ile konumuz çevresinde konuştuk. Konuşmamız bahçede gerçekleşti. Konuşmamız bitince Dede, mutfakta çalışan kadınların yanına gitti. Konuşmaları dışarıdan da duyuluyordu. Israrla vurguladıkları şey, Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin iktidar olmasını engellemek için bunu yaptığı yönündeydi.
Nitekim 2 gün sonra Hacı Bektaş Belediyesi, Kılıçdaroğlu adını Kültür Merkezi’nden kaldırdı.
Afyon Şuhut ilçesinde üç Alevi köyünü aynı amaçla ziyaret ettik. Dernek yöneticisi bir arkadaş, bu konuda çok öfkeliydi. “Burada 420 seçmen var. Bunun 400’ü Kılıçdaroğlu’na oy verdi. Bugün gelse yüzüne tükürür çoğu” dedi ve ekledi. Özgür Özel yeni parti kurarsa hepimiz ona geçeriz.
Daha çok tanıklığımız var tabi ki. Bir de mitinglere dikkat edin. Kılıçdaroğlu konuşmasını bitirdiği dakikada meydanda kimse kalmamıştı. Şu anda sokağa çıkmakta da zorlanır. Oysa yüzü çoktan aşan sayıdaki Özel mitinglerine bakın, yaz, kış, gece ve gündüz, soğuk veya sıcak meydan ne kadar kararlı duruyor.
CHP, her hâlükârda bundan zarar görecek. Buradan hasarsız çıkmak imkansız. Ama Kılıçdaroğlu’nun siyasi finali, “Hak, Hukuk, Adalet” yürüyüşü ile değil, Mutlak Butlan kararı ve polis zoruyla parti binasına girişiyle anılmak şeklinde olacak.