Eskiden, soldan gelen her sese kulak verirdim, her söyleneni ciddiye alırdım.

Doksanlı yıllarda başladım sorgulamaya, solda olan biteni… Ve o yıllardan beri, soldan yükselen sesleri ihtiyatla karşılıyorum.

Sovyetler Birliği’nden Çin’e, Balkanlar’a kadar yeryüzü ölçeğinde sosyalist sistem çöktü. Ancak, 35 yıldır bu gerçekle hesaplaşmaktan uzak duran sol elan söz israfıyla durumu geçiştiriyor.

Sistemden beslenen solcuların sistemle mücadelesi, gösteri ve gürültüden ibaret.

Geçen yüzyıldan beri, sömürü artıyor, yoksulluk büyüyor; buna karşılık, siyasal alanda sol git gide küçülüyor, etkisizleşiyor.

Dahası ülkemde kimi sol gruplarda, Türk düşmanlığıyla eş zamanlı Kürt severlik, solculuklarının karinesi oldu.

Bir de sosyal demokratlar var. Programında piyasa ekonomisine bağlılık bildiren CHP, solcu olduğunu söylüyor. Sırtını AB’ye dayamış mucize bekliyor. AB’yi kim kurtaracaksa!.. Tam bir garabet. Üstelik, sosyal devleti mümkün kılan ekonomideki fazla artık sistemde yok. Liberal dönemde o fazla yok edildi.

Sorun ne?

Sanayi devrimi sonlanıyor, sanayi toplumu dönüşüyor. Kapitalist sistem, artı değerde sürekli genişleme ve sınırsız sermaye birikiminin yarattığı çatallanma sonucu dengeden çıktı, çöküş başladı. Siber üretim ve siber toplum öncülleri yeni sosyolojiyi işaret ediyor. Bu gelişme, sınıflı toplumların durumunu değiştiriyor. Emeğin, paranın, mülkiyetin yeniden tanımlanacağı koşullar oluşuyor.

Marksist Leninist öğretinin, geçen yüzyıl koşullarında, sanayi devrimi ve sanayi toplumundan hareketle yaptığı kapitalist sistem eleştirisi ve sınıf tahlili, geçerliliğini büyük ölçüde yitirdi.

Ne ki sol cenahta bu durum o kadar da dikkate alınmıyor. Geçen yüzyıldan akıllarında ne kaldıysa yineleyip duruyorlar.

Yanı sıra, Batılı efendilerinin isteği üzerine, demokrasiyle hemhal federalizm ile İslamcılık arasında tur atanların solculuğu, evlere şenlik…

İnsanlık, çökmekte olan çağın kaosundan dijital çağın şafağına uzanan gerilim hattında, yeryüzünde varoluşunun getirdiği hakların peşinde… Beslenme ve barınma hakkını bile kendisine çok gören sisteme karşı direnme telaşında…

Tam bu aşamada, devletin ve mülkiyetin ortadan kalktığı komünizm aşamasına hiçbir zaman ulaşamayan sol, dijital devrim sürecinde, bu meseleyi ele almalı.

Yeni bir dil kurmanın ve her şeyi yeniden söylemenin zamanı geldi geçiyor.

Ve solun artık bu gerçekle yüzleşmesi gerekiyor.

Emperyal güçlerin kucağında sol gevezelik çare değil.