İktidar ve muhalefet birbirini yeniden üreterek sadece sistemin bekasını sağlar. Ana muhalefetin iktidara gelmesi sistem dinamiklerinin el vermesiyle mümkündür. Nitekim, iktidarlar değiştiği için ortadan kalkan yoksulluk yoktur. Aksine, yoksulluk sürekli büyümüştür ve elan dünya nüfusunun dörtte üçü yoksuldur. İktidar değişikliği sahte umudu yenilemekten başka bir anlam taşımaz.

Gelelim, ana muhalefetten iktidara doğru yürürken CHP’nin mutlak butlan kriziyle başına gelenlere ve bu nedenle başlayan gösteri ve söz israfına...

Yürüyen gerçek; İkibinli yıllar boyunca CHP’nin izlediği politika, liberalleşen piyasaları hiçbir şekilde rahatsız etmedi. Kimlik siyaseti hiçbir engelle karşılaşmadı.Yani, CHP’nin sistemle bir sorunu yok. Sistemde, iktidar nimetlerinden aldığı payı büyütme sorunu var. Bunu için mücadele ediyor.

Halk ise kamusal yaşamda ayrışma nedeniyle siyasi tercihler yapıyor.

Ve her zaman olduğu gibi, seküler toplum ile din toplumu arasında süren kamusal yaşam tercihlerine dayalı tartışma,siyasi partilere sistemde tutunmanın yolunu açarken, halk katında yoksulluk büyüyor, sosyal devlet irtifa kaybediyor.

Ancak bu defa, insanlık çok farklı bir gelişmeye tanık oluyor; sistemde ortaya çıkan ağır bunalımda, kurumların, yasaların, kuralların artık işlevsiz kaldığı görülüyor.Dengeden çıkan sistem, hukuk normlarının işlevini geçersiz kılıyor. Hukuk iktidarların ihtiyacına göre işliyor. Trump, uluslararası hukuku çiğnemekle suçlandığında, hukuka değil vicdanıma dayanarak karar veriyorum, demişti. Mesaj açıktı; Totaliter dönemin kapıları açılıyor.

Yeni Dünya düzenine geçiş sürecinde, sistemi ayakta tutan değerlerin çökmesi nedeniyle ihtiyaca göre hareket ediliyor. Bu ihtiyacı da muktedirler tarif ediyor.

Türkiye’de yeni Dünya düzenine geçiş sürecini yönetenler ile AKP-CHP’den oluşan iktidar/ana muhalefet hattında sorun yaşandığını söylemek zor. Sadece, zaman zaman “neden ben değil de o!”kavgası oluyor.

Mesela, Özgür Özel veya Ekrem İmamoğlu’nun, yeni Dünya düzenine geçiş süreciyle ilgili kayda değer bir itirazını duyan, bilen var mı? Ben duymadım.

CHP’de koltuk kavgası öyle vahim bir noktaya geldi ki Özgür Özel, ben gidersem CHP’nin oyu %5’e hatta %3’e düşer, diyebiliyor. Nasıl bir egoya sahip ise, ben CHP’den büyüğüm, diyor. Ara seçim sonuçları değerlendirmesine hiç girmiyorum.

Asıl mesele, sistemde deformasyonun yol açtığı çöküş sonucu değişen dengelerdir. Yeraltı kontrolden çıkınca başlayan sorunlar artık iktidarları ve devlet kurumlarını tehdit ediyor. İktidar veya ana muhalefet partisi, parasını ödeyip siyasal parti ele geçirmek de buna dahil.

Böyle gitmeyecek. Devleti yönetenler kontrolü bir şekilde yeniden ele geçirecek. Yüzyıl önce, Dünya 1929 krizine giderken kopan kıymeti anımsamakta yarar var.

Ancak, kara parayla mücadelenin ötesinde, Cumhuriyet’in yeniden dizayn edilmesi, derin bir bunalımın kapılarını açacaktır. Ortadoğu’ya itilen Türkiye’nin yaratacağı sorunlar, bölgede dengeleri derinden etkileyecektir.

Yeni Dünya düzeninde Türkiye’nin yeni aşamaya geçişiiçin anayasa değişikliği hazırlıkları pek hayra alamet değil.

Evet, böyle gitmeyecek. Şu anda CHP’de ortaya çıkan belirsizlik, Cumhuriyet’in getirdiklerini hangi grubun nasıl sahiplendiğine bağlı olarak anlam kazanacak.