Mehmet KARABEL
Kalpleri çok acıyor!
15 Mart 2022 Salı

Her şey…

20 yıl öncesine kadar…

Kapısında ceketimizin düğmesini iliklediğimiz…

Doktorları…

Hemşireleri…

Ve dahi, bilumum sağlıkçıları…

Kafa, göz demeden…

Allah ne verdiyse…

Dövmeye başladığımız günlerde başladı…

(Son kayıtlara göre…)

Sadece geçen yıl…

316 sağlık çalışanı şiddet kurbanı oldu…

(Bunlar durumları ciddi kurbanlar…)

Bu rakamın içinde…

Küfür, aşağılama, “Bak kırarım şimdi kemiklerini…” gibi…

Sözlü hakaret edepsizlerinin canını yaktıkları yok!

***

Biz nasıl?

Atatürk’ün, “Beni Türk hekimlerine emanet edin!” sözünden…

Bugünlere geldik?

Hastaya şifa dağıtanı dövmek…

Hemşireye ağzına geleni söylemek…

Sağlıkçıyı…

Hak etmediği paraya çalıştırmak yakışıyor mu Türkiye’ye?

Biz ki…

Doktorluk mesleğine ithaf edilmiş…

Onları şahlandıran ve dahi taçlandıran…

En az bir düzine şarkı/türkü üretmiş bir milletiz…

***

Hatırlayın…

Korona Belası yakamıza yapıştığında…

Balkonlara çıkıp geceler boyu alkışladığımız… 

Sağlığımızı emanet ettiğimiz doktorlar, sağlık çalışanları… 

Bugün…

İster “Görev” deyin, ister “Grev”… 

Eylemdeler…

Bugün ve yarın da sürdürecekler…

Bazı istekleri var…

En başa şiddeti yazmışlar; ki yerden göğe haklılar… 

Ardına…

Maaşlarını koymuşlar…

Özlük haklarını eklemişler…

“Neden Covid meslek hastalığı sayılmıyor?” diye soruyorlar…

Ve diyorlar ki:

“Nöbet öncesi de sonrası da çalışmak zorundayız; bizim de insan olduğumuzu hatırlayın…”

En önemli dilek…

Mevcut hükümete:

“Beş dakikada muayene dayatmasından vazgeçin… Hasta randevuları her hastaya en az 20 dakika ayrılacak şekilde düzenlensin…”

Olur mu?

Allah bilir…

Türkiye’de…

An itibarıyla görev yapan 180 bin civarındaki doktorlar arasından…

Bir bayan hekim…

Önceki gün istifa etti…

Neden “insanlara şifa dağıtan” mesleği bıraktığını…

İnanılmaz “acı anılar” eşliğinde anlattı…

İbretliktir!

Her satırını dikkatle okuyun, lütfen:

Kadın doğum uzmanıyım… Bir sınır şehrinde 482 gündür görev yapıyorum… Bir hastamın eşine riskli bir ameliyat olacağını ve tıp fakültesine gitmeleri gerektiğini söylediğimde “Benim hayvanlarım var bırakıp götüremem ölecekse de burda ölsün” cevabını aldım… Odam da basıldı, tehdit de aldık, 100 kişi toplanıp kavganın ortasında da bırakıldım, odamızı kitleyip saatlerce polisler tarafından kalabalığın dağılmasını da bekledim… Bu ocak ayında ayda 9 adet 24 saatlik nöbet tuttum. Kalanlarında poliklinik hizmeti verdim. Nöbetlerimin her birinde yaklaşık 10-15 ameliyat yaptım… Sezaryene girdiğimde, serviste yatan hastanın kocası kavga çıkarıyor (Doktor nerde?) diye... Ameliyattan çıkıp servise gidiyorum kanamalı hastama bakarken acildeki hasta beni beklerken kocası kavga çıkarıyor (Karıma bir şey olursa doktoru yaşatmam) diye tehdit ediyor… Koridora çıkıyorum yolum kesiliyor tuvalete gidiyorum kapımda bekleniyor… Acilde hastaları muayene ederken içeride normal doğum için yatan hastalar ebe hanımları tekmeliyor ısırıyor, yumrukluyor ve ebe hanımlar doğum acısından ne yaptığını bilmiyor diye susuyor. Sonra dayanamayıp beni arıyorlar ve birkaç tekme de ben yiyorum… Tekme - yumruğun normalleştiği kaç meslek biliyorsunuz? Sabaha karşı 04.00’te beşinci doğumunu yaptırdığım bir kadın hastamın doğumda rahmi yırtıldı ve bayıldı… Acil ameliyata alarak hastanın rahmini alarak hayatını kurtardım. Sonrasında ne oldu biliyor musunuz? Kadın iyileşip teşekküre gelmediği gibi bana (Doğurganlığımı elimden aldı) diye dava açtı… Bir gece Sabim'den arandık. Randevu bulamayan bir hastanın eşi Sabim'i aramış ve (Yarın geleceğim karıma bakmazsa ya bi’doktoru ya bi’hemşireyi öldürmeden gitmeyeceğim) demiş; sonraki gün poliklinikte diken üstünde bekledik ki, biri gelip bizi öldürmesin… Bir nöbetimde ebe hanım panikle yanıma geldi, (Hocam doğumhanedeki hastanın eşi yanında ve belinde silah var) dedi… Silahla ne x-ray ne bir güvenliğe denk gelmeden doğum yaptırdığımız odaya giriyor hastanın eşi…”

***

Doktorun, hemşirenin, sağlıkçının…

Canına tak eden gelişmeler doğurdu bu üç günlük eylemi…

Doğrusu…

Eylem de değil…

Olsa olsa…

“Allah aşkına bakın halimize” yakınmasıdır…

Son sözü…

İzmir’in önceki Tabip Odası başkanlarından…

İzmir Hekim Güçbirliği Sözcüsü Op. Dr. Suat Kaptaner’e bırakalım:

“Asistanlarla, yeni mezun hekimlerle dünyada sağlık sistemini yürüten daha doğrusu bunu aklına getiren, daha da doğrusu bunu dillendiren bir yönetimin dünyada bir örneği yoktur… Hekimleri için, (Giderlerse gitsinler!) diyen bir Devlet yönetimi de olmamıştır... Tam tersine bütün dünya, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özverisi için, (Karşılığı ödenemez…) diyor… İşte, bu durum bile özellikle hekimlerimizin, asistan ve yeni mezun hekimlerimizin mutsuzluğunun temel nedenini ortaya koyuyor… Önemsenmemek, takdir edilmemek, yoğun özverisinin karşılığının ödenmemesi ve üstüne üstlük sürekli sözlü ve fiziksel şiddete maruz kalmak, nereye kadar? Yeni mezun hekim deneyimsizdir, asistan hekim tıp’ta uzmanlık öğrencisidir… Hiç yeni mezuna veya asistana ameliyat olan bir devlet yöneticisi duyulmuş mudur? Onun için ülkemize ve milletimize hizmet etmek isteyenler için, hekimleri dinlemek, sorunlarını öğrenmek ve çözmek önemlidir… Biz hekimler, bir yakınması ile bize başvuranı dinleriz, nedenini tetkiklerle araştırırız, teşhis koyarız ve tedavi etmeye çalışırız… Devlet Baba’dan da bu yaklaşımı bekleriz…”

Nokta…

Sonsöz: “Dünyada sadece iki sınıf insan vardır… Doktorlar ve hastalar… / Joseph Rudyard Kipling – İngiliz şair, roman ve hikaye yazarı…”

Yazdır   Önceki sayfa   Sayfa başına git  
YORUMLAR
 Onay bekleyen yorum yok.

Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır.
Neleri kabul ediyorum: IP adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle paylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
 

Bu haber henüz yorumlanmamış...

FACEBOOK YORUM
Yorumlarınızı Facebook hesabınız üzerinden yapın hemen onaylansın...
Nedim ATİLLA
Nedim ATİLLA
Gıdanın Geleceği: Dönüşüm; Yerel Mirastan Evrensel İşbirliğine
Mehmet KARABEL
Mehmet KARABEL
‘Uyutalım’ derken vicdanlar uyumasın!
Hanzade ÜNUZ
Hanzade ÜNUZ
Milletin cebi
Dr. Berna BRIDGE
Dr. Berna BRIDGE
Birleşik Krallık ve ahlaki çöküntü
Engin ÖNEN
Engin ÖNEN
Katılımcı değil, kayırmacı belediyecilik...
Tayfun MARO
Tayfun MARO
Tüketim cehenneminde gündelik hayat
Cumhur BULUT
Cumhur BULUT
Maymunlar Cehennemi ve Cujo
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Prof. Dr. Mustafa KAYMAKÇI
Köylüler tarımı bırakmaya başlayınca neler oldu?
Rifat ÖZER
Rifat ÖZER
Düzen
İhsan Özbelge ÖZDURAN
İhsan Özbelge ÖZDURAN
Ülkeme adalet diliyorum, gönüllere vefa!
ÇOK OKUNANLAR
ÇOK YORUMLANANLAR
FACEBOOK'TA EGE'DE SON SÖZ
GAZETE EGE'DE SONSÖZ
KünyeKünye İletişimİletişim FacebookFacebook TwitterTwitter Google+Google+ RSSRSS Sitene EkleSitene Ekle Günün HaberleriGünün Haberleri
Maxiva