Performans sözcüğü, gündemimize sağlıkla girdi.
Performans uygulaması, ’‘ne kadar hasta bakarsan, o kadar para alırsın’’ sözünün karşılığı olarak kullanılıyor’…
Aslında performansın en son uygulanacağı alan sağlık olmalıydı’…
Hele de üniversite hastanelerinde performans uygulamak, sağlığın kalbine darbe indirmekten farksız gibi’…
Çünkü, üniversite hastanelerinde doktora performansa göre para vermek demek,
-Daha fazla para kazanması için doktoru yoldan çıkarmak demektir’…
-Daha çok hasta muayenesi ve daha fazla ameliyat yapmak uğruna hastaların sağlığını tehlikeye atmak demektir...
-Üniversiteleri temel işlevi olan eğitimden uzaklaştırmak ve günlük uygulamalara boğmak demektir’…
-Yüzde doksanı ekonomik sıkıntı içinde bulunan doktorları, polikliniklerde ’‘hasta kapmaca’’ oynamaya zorlamak demektir’…
-Üniversite hastaneleri ile orada çalışan öğretim üyelerinin kalitesini düşürmek demektir’…
-Tıbbi hataların çok fazla artması ve bu nedenle adliye kapılarında daha çok doktorun sürünmesi demektir’…
Bu maddeleri daha da artırmak olası elbette’…
****
Belki daha kolay anlaşılır diye, performans uygulamasının, hastanın canını nasıl yakacağını bazı senaryolarla anlatmak istiyorum’…
VAKA-I
Olay Orta Anadolu’’daki tıp fakültelerinden birinin hastanesinde geçer’…
Bir hastaya acilen (boğulmuş) fıtık ameliyatı yapılması gerekmektedir. Saat sabahın yedisidir. Gece on ikiye kadar çalışmış olan ’‘performans tutkunu’’ öğretim üyesi bu vakayı kaçırmak istememektedir’…
Anestezi uzmanları da doğal olarak aynı yorgunluktadır’…
Genel anestezi almakta olan hastanın fıtık ameliyatı yapılırken, anestezi uzmanı aşırı yorgunluktan hastanın kan değerlerini kontrol edemez’…Sonuç ortada. Gazeteler, ’“Fıtık ameliyatına girdi. Yaşamını yitirdi’” diye yazarlar’…
VAKA-2
Olay, Güneydeki bir tıp fakültesinin hastanesinde geçer’…
Hasta, miyom ameliyatı olacaktır. Fazla performans yaparak para kazanmak isteyen bir doktor, gece saat 12’’de hastayı ameliyata alır. Daha iki ameliyatı vardır, gece yapması gereken.
Anestezi uzmanı da kendi ekibinden biridir.
Hastanın karnı açılır. Yorgunluktan bitkin düşen hoca, yanındaki asistana, ’“Oğlum gerisini sen hallet, ben çıkıp biraz hava alayım’” der’…
Ameliyathane personeli de aynı yorgunluktadır ve kullanılan aletler kontrol edilemez’…
Hastanın karnında bir makas unutulur’… Gerisi bildiğiniz gibi’…
VAKA-3
Olay İstanbul’’un üniversite hastanelerinden birinde olur.
Hasta guatır ameliyatı olacaktır’… ’‘Şu doktora gidin, sizi hemen ameliyata alır, beklemezsiniz’’ derler’…
Gider doktoru bulur. ’“Yarın sabah bizim kliniğe gel’” der doktor’…
Hasta sabah yatmaya gider. Görür ki, o gün 12 hasta vardır o doktorun listesinde’…
Ameliyat yapılır. Her şey başarılıdır. Ancak ameliyat sonrası görülür ki, hastanın sesi kısılmıştır. Yani doktor guatır ameliyatı sırasında hiç yapmaması gereken hatayı yapmış ve hastanın ses tellerine giden siniri kesmiştir’…
Sonuç ortada: Mahkemeler, sağlık şuraları’… Küfreden hastalar’…Adliye kapılarında tansiyonu yükselen ve yaptığı işe lanet okuyan doktorlar’…
****
Sakın bana, ’“Senaryo yazıyorsun’” demeyin’…
Bir zamanlar Sağlık Bakanlığındaki görevim nedeniyle sağlık şurası bana bağlıydı’…
Buraya, doktor ve hemşire hatalarıyla ilgili mahkeme dosyaları gelir’…
İnanın hemen tamamı bu tür dosyalardı’…
Ama şimdi performans adı verilen ’‘hasta kapmaca’’ uygulamasından sonra, ne yazık ki bu tür dosyaların sayısı çok artacak’…
Hem hastaların canı yanacak, hem de doktorların’…
Yazık ki, ne yazık!