13 Temmuz 2012 tarihinde Suriye tarafından düşürülen uçağımız ile ilgili bir yazı yazmıştım. O yazımda 'Benim sezgilerim diyor ki, Rusya'nın geliştirdiği bir silahı Suriye'nin onayı ile denediler' . Bu silahı Rusya'nın Suriye'deki deniz üssünün bulunduğu bir yerden kullandılar. 'Bu klasik bir füze değil ki radarda iz bıraksın, uçak kaportasında yara izi açsın' diyordum. Devamla ' Bu silah, uçağa yaklaştığında patlatıldığında bir şok yarattıysa, şok dalgasından uçak kaportası parçalanır demiştim. Görünüyor ki, uzun araştırmalar sonucu uçağın düşüşü klasik bir füzenin uçağa vurması sonucunda değil, sağ arka tarafında patlatılması sonucu doğan şoktan uçak kaportasında önemli bir yara alarak sınıra paralel uçan uçağın sağa yatıp Suriye hava sularına girerek düşmüş olduğudur. Şok dalgasının şiddetinden pilotlar kısa bir müddet için şuur kaybına uğradıklarından olay ile ilgili bilgi geçilememiş ve böylece düşüş bir muammaya dönüşmüştür.
Genel Kurmay'ın açıklamasında füzeden bahis var ama bunun klasik bir füze olup olmadığından bahis yok. Pekiyi füze klasik ise niye radarda izi yok. Bunun izah edilmesi gerekir. Füzelerin radara yakalanmama istemi oldukça eskidir. Radara yakalanmayan uçak çözümlemesinden sonra ayni özelliklerde füzenin de imal edilmiş olması normaldir.
Bu uçağımızın düşürülmesinde Rus deniz üssünde bulunan yeni nesil füzelerin Suriye'nin müsaadesi ile kullanılmış olduğu kanaatini güçlendiriyor. Çünkü Ruslar bu yeni füzenin kontrolünü Suriye ye devretmiş olması beklenemez. Hal böyle ise uçak düşürme kararı nasıl verildi? Sonuca nasıl ulaşıldı? Bu düşürme olayından sonra Sayın Başbakan Rusya'ya gitti.İkili görüşmelerde konununaçılmamasını düşünemiyorum. Bu konuda gizliliğin olduğu kanaatini taşıyorum. Gizliliği kaldırılabilecek bir konu ise detaylarının kamuoyu ile paylaşılması önemlidir.