Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş. 21 Mart Nevruz bayramında yaşanan olumsuzluklar gündeme oturmuş tartışılırken bir baktık ki İsrail Türkiye'den özür dilemiş. İsrail'in mavi Marmara olayıyla 9 vatandaşımızı öldürmesinin üzerinden yaklaşık 3 yıl geçti. 31 Mayıs 2010 tarihinde vuku bulan olayın ardından İsrail ile ilişkimiz gerilmişti. Yetkililerin ifadesine göre diyaloglarımız kesilmişti.

Mavi Marmara olayının ardından rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu'nun başbakanın cevaplaması talebiyle 6388 sayıyla TBMM'ye vermiş olduğu bir soru önergesinde; Sayın Başbakanın 'konuları birbirine karıştırmamak lazım. Ülkenin menfaatleri ile ilgili konular ayrıdır' İfadesiyle neyin kast edildiğini, İsrail'e verilen askeri ihalelerin iptal edilip edilmeyeceğini, İsrail pilotlarının eğitiminin Türkiye'de yapılıp yapılmadığı, gibi 8 maddeden oluşan soruları sormuştu. Aslına bakarsanız bu sorular Türkiye'nin İsrail ile olan ilişkileri konusunda, o dönemde ilişkilerimizin ne kadar gergin! olduğunu açıklıyor.

Ve yine Mavi Marmara olayın ardından İsrail'e tepki gösteren vatandaşların İsrail mallarını kullanmama girişimlerine karşılık Milli Eğitim Bakanlığının yayınlamış olduğu 'İsrail mallarını protesto etmeyin' içerikli genelgeyi unutmamak lazım.

Ve bugün her ne hikmetse sözde çözüm süreciyle ilgili yapılan açılımlar batı dünyasının ve İsrail'in çok hoşuna gitti. Diyarbakır'da gördükleri Bayraksız manzara, terörist başının okunan mektupları, ortada olmayan güvenlik görevlileri manzarası, tamda Türk düşmanlarının görmek istediği görüntü idi.

Bir baktık ki o heyecanla Obama İsrail'e gitmiş, İsrail Başbakanıyla kafa kafaya verip, Türkiye'den özür dilemişler. Ve ardından İsrail Suriye'yi vurmuş. Eee ne diyelim kaz gelecek yerden tavuk esirgenmezmiş.

Tamda zamanında. Ak Parti hükümeti Nevruz kutlamalarından dolayı iç politikada sıkışmışken ABD ve İsrail'in özrü Ak partiye Hızır gibi yetişti. PKK bir anda gündemden düştü.

Siyaset böyle bir şey. Toplum mühendisleriyle çalışmak, vatandaşın ne zaman neyi düşüneceğini karar vermek böyle bir şey olsa gerek. Elbette Filistin'de yaşanan katliama seyirci kalmak mümkün değil. Ancak, hükümet yetkililerinin eylemleriyle söylemleri bir olmalı.

Bir örnek vermek gerekirse; İsrail'le 160 adet M60 tankının modernizasyonu için toplam 687,5 milyon dolarlık bir anlaşma 29 Mart 2002 de imzalanmış idi. Tank başına 4 milyon dolar ödemenin yapıldığı dönemde Türkiye'ye, Ukrayna yeni nesil T72tankları için 3 milyon dolar önerdi. Biz yine de en yenisi 1960 model olan M60 tanklarının tanesini 4 milyon dolar ödeyerek modernizasyonunu İsrail'e verdik. Bildiğim kadarıyla akıbeti hala belli değil.

Hükümetin gözünde çözüm sürecini eleştiren şahıs yada kurumlar, adeta vatan haini. Kandan beslenenler, siyasi çıkar sağlamaya çalışanlar, gibi ifadeler emin olun ki, devlet teröristle pazarlık yapmaz diyenlerin vicdanında derin yaralar açıyor.

İnsan olmanın özelliği farklı düşünebilmektir.

Siyasi erk eğer kendisinin bu kadar güçlü olduğuna inanıyorsa ve genel olarak çözüm sürecini herkesin desteklediğini savunuyorsa gelin referandum yapalım. Vatanın birlik ve bütünlüğü konusunda endişe içinde olanlar çözüm sürecini eleştiriyor, eleştirecekte. Buna engel olmaya kimsenin gücü yetmez. Bu millet, medya patronları holdingler gibi devletten beslenmiyor. Milletin iradesi her şeyin üzerindedir.

Bu millet gerçek hainleri asla unutmaz.