Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- Sosyal medya hesaplarında alkollü içki paylaşımları yapan vatandaşlara kesildiği iddia edilen para cezaları kamuoyunda yeni bir tartışma yarattı.
82 bin TL’ye dayanan para cezalarıyla birlikte vatandaşlar tarafından “Sosyal medyada alkol paylaşmak yasak mı?” sorusu sorulmaya başlandı.
Konuyla ilgili Egedesonsöz’e değerlendirmelerde bulunan TükoDer İzmir Şube Başkanı Av. Fatih Kurdoğlu, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun amacının alkollü içki reklamlarını, teşvik edici ticari faaliyetleri ve özendirmeyi engellemek olduğunu vurgularken, sıradan vatandaşların ticari amaç taşımayan kişisel paylaşımlarının reklam faaliyeti kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını savundu.

“HER İÇKİLİ FOTOĞRAFA OTOMATİK CEZA YAĞACAK” ALGISI GERÇEĞİ YANSITMIYOR
Sosyal medyada dolaşıma giren "içkili fotoğraf paylaşan herkese ceza kesileceği" yönündeki algının gerçeği yansıtmadığını ve kabul edilebilir bir durum olmadığını belirten Kurdoğlu, “Son günlerde sosyal medyada hızla yayılan ve içkili sofra paylaşımlarına devasa para cezaları kesildiği yönündeki haberleri, bir yurttaş ve bu alanın yakından takipçisi olarak ben de büyük bir endişe ve dikkatle izliyorum. Ortaya atılan iddiaların asılsız olduğunu söylemek zor; çünkü maalesef Artvin, Muğla ve ülkenin farklı köşelerinde yaşanan somut örneklerde, kişisel hesaplarından tatil ya da yemek anılarını paylaşan vatandaşlarımıza yaklaşık 82 bin liralık idari para cezaları kesildiğini gördük. Ancak bu durumun sosyal medyada korku iklimi yaratarak ‘her içkili fotoğrafa otomatik ceza yağacak’ algısına dönüşmesi kesinlikle gerçeği yansıtmıyor ve kabul edilebilir bir durum değil” dedi.
“SIRADAN BİR İNSANIN PAYLAŞIMI İLE MARKANIN BİLİNÇLİ REKLAMI AYNI KEFEYE KONULUYOR”
Sıradan bir vatandaşın ticari amaç taşımayan kişisel paylaşımlarının reklam faaliyeti kapsamında değerlendirilmesinin doğru olmadığını ifade eden Kurdoğlu, “Olayın mahiyetine baktığımızda, 4250 sayılı İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu'nun temel mantığının alkollü içki reklamlarını, teşvik edici ticari faaliyetleri ve toplumsal özendirmeyi engellemek olduğunu gayet iyi biliyoruz. Buna hiçbir itirazımız olamaz; toplum sağlığının korunması ve yasalara uyulması elbette esastır. Ancak burada çok kritik ve tehlikeli bir çizgi aşılıyor: Sıradan bir vatandaşın, tamamen kendi bütçesiyle satın aldığı bir ürünü tükettiği anı, hiçbir ticari menfaat, reklam anlaşması veya promosyon gütmeden sosyal hesabında paylaşması ile bir markanın bilinçli olarak reklamını yapması aynı kefeye konuluyor” şeklinde konuştu.
“ETİKETİN GÖRÜNMESİ O KİŞİYE REKLAMCI MİSYONU YÜKLEMEZ”
Kurdoğlu, sözlerine şöyle devam etti:
“Bugün bir insanın akşam yemeğinde masasında yer alan içeceği paylaşması, hukuki olarak nasıl olur da "reklam ve tanıtım" faaliyeti sayılabilir? Bu yorum, özel hayatın gizliliği ve ifade özgürlüğü sınırlarının son derece daraltılması demektir. Vatandaş, sosyal medyayı kurumsal bir mecra gibi değil, kendi dijital albümü gibi kullanıyor. Masadaki bardağın ya da şişenin etiketinin görünmesi, o kişiye bir reklamcı misyonu yüklemez.
Şu an cezaya çarptırılan vatandaşlarımızın ve avukatlarının başlattığı hukuki süreçleri ve sulh ceza hakimliklerine yapılan itirazları son derece önemli buluyorum. İnanıyorum ki yargı mercileri, kişisel anı paylaşımı ile ticari tanıtım arasındaki o ince ve net çizgiyi yeniden tanımlayacaktır. Bu kararlar, gelecekte atılacak adımlar ve verilecek emsal niteliğindeki kararlar açısından büyük birer test niteliği taşıyor. Yetkililerin de bu konuda daha şeffaf bir rehberlik yapması, vatandaşların hangi paylaşımlarda ceza riskiyle karşılaşabileceğini değil, asıl olarak hukukun genel ilkelerine ve mantığına uygun bir çerçeve çizmesi şarttır. Aksi takdirde, sosyal medyada tamamen masumane paylaşımlar yapan binlerce insan için hukuki bir belirsizlik ve haksız bir ceza kılıcı sallanmaya devam edecektir”




