Trafikte yaşanan kavga, kaza ve anlaşmazlıklar, araç içi kameraları bireysel otomobillerde de yaygınlaştırdı. Özellikle araçtan inerek kavgaya karışanlara yönelik 180 bin liraya varan cezalar ve bu nedenle açılan davalar, sürücüleri araçlarına kamera taktırmaya yöneltti.
Türkiye Gazetesi'nin aktardığına göre, hukukçular, kusur oranının tartışmalı olduğu kazalarda ve yol kesme gibi adlî olaylarda kamera kayıtlarının mahkemelerde önemli delil niteliği taşıdığını belirtiyor. Bu kayıtların bazı dosyalarda kaza tespit sürecini hızlandırdığı ifade ediliyor.
Üç özellik öne çıkıyor
Uzmanlara göre araç kamerası alırken G-sensörü, döngüsel kayıt ve park modu özelliklerine dikkat edilmesi gerekiyor. G-sensörü kaza anını silinemez dosyaya kaydederken, döngüsel kayıt hafıza dolduğunda çekimin sürmesini sağlıyor. Park modu ise araç kapalıyken çevredeki hareketleri algılayarak kayıt alabiliyor.
Araç içi kameraların sigorta süreçlerinde de etkili olduğu belirtiliyor. Kaza anının net kaydedilmesi, kusur tespiti ve hasar dosyalarının daha hızlı sonuçlanmasını sağlayabiliyor.
Avukat Volkan Karabağ, “Mahkemelerde araç içi kamera kayıtları en hayati delil hâline geldi” dedi. Oto elektronikçisi Murat Can ise talebin arttığını belirterek, “Artık aile arabaları dükkân önünde kuyruk oluyor. Cihazlar 2 bin ile 20 bin lira arasında değişiyor” ifadelerini kullandı.




