Önce aşırı yağışlarla İzmir'in caddeleri, sokakları hatta kurtarma araçları sular altında kaldı, dün ise kaybettiğimiz EXPO yarışı ile pırıltılı gelecek hayalleri.
15 yıllık EXPO macerasına hayal kırıklığı ile veda ettik.
Daha birkaç gün önce 'EXPO da değerli yalnızlık' başlıklı köşe yazısı yazdığımıza göre kaybetmemize hayal kırıklığı değil, 'zor ve pahalı yakaladığımız şansı net hatalarla kaybettik' diyelim.
2008'de 65 oy aldığımız EXPO 2015 yarışında, onca mücadele onca masrafa rağmen bu kez 33 oy alma gibi bir başarıya (!) hangi yanlışlıklarla imza attığımızı elbet bir gün uzun uzun yazarız.
Şimdi dönüş yolundayız, ekip İzmir'e dönüyor biz kendi gerçeklerimize...
Maalesef EXPO'dan önce, şehircilik açısından hangi seviyede olduğumuzu yüzümüze vuran o fotoğrafta kalmıştık...
Birkaç saatlik aşırı yağışın, acil kurtarma ekiplerini kurtarılmaya mahkum bıraktığı o sahnede...
**
Şimdi, 'fırsat bu fırsat' deyip olayı siyasi ranta dönüştürmek için kollarını sıvayanları arkamızda bırakalım.
''40 yılda bir olur böyle vakalar'' deyip iş bilmezlikleri gizlemeye ve mazeret üretmeye çalışanlara da kulaklarımızı tıkayalım.
John Berger'in Görme Biçimleri eserinde vurguladığı gibi herhangi bir olayı, görüngü, biçim, içerik ve öz düzlemlerinde algılamazsanız tarih tekerrür eder.
İçerik ve öze inildiğinde nelerle karşılaşıyoruz, ona bakalım.
**
Resmi açıklamalar aşırı yağışların etkisini deniz seviyesinin yükselmesine bağlaıyor ancak görüştüğümüz uzmanlar başka gerçekliklere de işaret ediyor.
Yeşildere'nin taşması öncelikle, Yeşildere ve Meles Çayı'nın denize döküldüğü Şaraphane Mevkiinde dinlendirme havuzlarındaki dirence neden olan teressübatın (çakıl-kum, mil, ambalaj atıkları, pislik vb.) zemin kotlarını yükseltilmesine bağlıyor.
Yine dinlenme havuzlarının dirence neden olmayacak şekilde taşkın debileri dikkate alınarak sıklıkla temizlenmemesine ve genişletilmemesine bağlıyor.
Ayrıca dere yatakları boyunca zemin kotlarının, denizdeki med-cezir olaylarını dikkate alınarak yeniden gözden geçirilmesi ve iki nehrin birleşimindeki denize uzanan kanalın genişletilmesi de bir daha aynı sahneleri yaşamamız için bir elzem.
**
Benzer şekilde hemen hemen her aşırı yağışta, araç altgeçitlerinde meydana gelen seller için de acil yapılması gerekenler var;
Bu konuda bana iletilen uyarıların altını çizmek gerekiyor;
'Suyun deşarj edilmesi için geçitlerde mevcut pompaların zamanında devreye girmemesi veya debiye uygun kapasitede ve pislik parçalayıcı tipte seçilmemiş olması birikmelere yol açabilir.'
Ayrıca bir başka gerçek var ki, o da neredeyse her aşırı yağışta İzmir'i benzer görüntülerle baş başa bırakıyor. Güzelyalı, Konak, Şirinyer ve Alsancak hattında atık su boru çaplarının gereğinden düşük seçilmiş olması özellikle bu bölgelerde sıkıntıları katlıyor.
Konuyla ilgili bu yazıya sığamayacak kadar çok sorun noktası ve çözüm önerisi var elbette.
**.
Bir de şöyle bir durum var;
Kim olursa olsun, çok uzun yıllardır belediye başkanları hep aynı şeyi söylerler, 'biz bütçeyi makyaja değil, altyapıya harcıyoruz' derler.
Üç aşağı, beş yukarı, söylemeyen yok.
İnsan şimdi yaşadığı gerçekliklere bakarak, 'bir yerde bir hata var ama..' diye düşünüyor maalesef.
Ve geldiğimiz nokta, kentin merkezinde hala boğuluyoruz, kurtarma araçlarımız bile kurtarılmayı bekliyor.
**
Üstelik, İzmir öyle bir kent ki çok sayıda uzmanı, bilim insanı yaşıyor.
Mesala bugün, Tepekule Kongre ve Sergi Merkezi'nde başlayan TMMOB 2. İzmir Kent Sempozyumu 3 gün sürecek. Birçok uzman ve bilim adamı 2. İzmir Kent Sempozyumu'nda İzmir'in sorunlarını, çözüm önerilerini masaya yatıracak..
Şimdi yerel seçimlere az zaman kaldı, tabirimi mazur görün, 'kimi görseniz aday'
Umarım, belediye başkanlığını kolay gören, 'ben güzel yaparım' diye simit dağıtan, gördüğüne öpüp sarılan, belediyeciliği kurduğu ilişkilerden ibaret sayan adaylarımız ve bazen beceriksizliklerini, hatalarını, başkanlarını yanıltarak örtmeye çalışan bürokratlarımız da bu sempozyuma katılıp birikimlerden faydalanabilir.
Hepimiz fark etmeliyiz ki; 'Her şeyi ben bilirim' diyerek, ortak aklı yaratmadan ne yeni bir yol bulabilir, ne de yeni bir yol yapılabilir.
Aksi halde tarih tekerrür etmeye devam eder, su kendi bildiğince akar ve gün gelir kurtarmakla görevli olanları kurtarılmaya muhtaç bırakabillir.
Derdi siyaset değil, İzmir olanlara duyurulur.