Alışkanlıklar kolay terk edilemez nedense… Edinilmesi zaman aldığı gibi terk etmeleri de zaman alır bellekleri. Hatta bazıları yapışıp kalır, vazgeçilmezler ömür boyu. Yüzü soğuk, havası negatiftir üstelik kelimenin…
'Alışkanlık'… Bu söz kaçımıza eşine, sevdiğine çiçek almayı çağrıştırır? Veya spor yapmayı, seyahat etmeyi, kitap okumayı, güzel sözler söylemeyi, dostları arayıp hatır sormayı!
Sözcük, sebepsizce pozitif duygulardan uzaklaştırıp olumsuza yöneltir zihinleri. Alkol, sigara, kumar, uyuştururcu, yalan, dalavere, üçkağıt gibi. Kötü adına ne varsa tekmili birden sıraya geçer yani. Aslında bakış açılarımızın ürünü olan anlayışımız sahnededir sözcük anıldığında.
Biliriz ki 'alışkanlıklar' tek başına bir şey ifade etmezler. Biliriz ki önünde veya arkasında bir şey, bir kişi mutlaka olmalıdır. Biliriz ki bir şeylerle anıldığında ancak anlam yüklenebilir kelimeye. Bu yüzden istem dışı önüne ardına bakarız. Alkolle, sigarayla, kumarla, uyuşturucuyla kim muhatap, yalan, dalavere, üçkağıt kimin işi!
Sonra anılan 'kötü' ile muhatabını yan yana koyarız hızlı bir şekilde. Ve karar mekanizmamızı harekete geçirir ilk kanıyı üretiriz. 'Evet' o bunu yapar. 'Hayır' onun geçmişinde böyle bir şey yok, ona ait olamaz bu davranış gibi…
Usame Bin Laden'in öldürülmesinde yine tanıdık bir üslup sergilendi ABD güçlerince. On yıllardır uyguladıkları alışkanlığı yinelediler pervasızca. Anlaşılıyor ki ABD yönetimi bir kez daha hukuku rafa kaldırdı. Savunma hakkını hiçe saydı. Hakimi, savcıyı silahın namlusuna emanet etti ve infaz emrini verdi.
Hani nerede demokrasi nutukları, nerede özgürlük havariliği?
Usame Bin Laden'in 12 yaşındaki kızının ifadesiyle 'Babam silahsızdı. Onu önce yakaladılar, sonra ailemin gözü önünde kafasına kurşun sıkarak öldürdüler' Baskına yakından tanık olmuş başka kaynakların da olduğu basına yansıyanlar arasında. Onlara göre ise; evde çocuklar ve Bin Ladin'in eşinin dışında, aile doktoru olduğu tahmin edilen Yemenli bir kadın da bulunuyor. Malum Bin Ladin ileri düzeyde böbrek hastasıydı. Baskın sırasında evden tek kurşun da atılmadığı yönünde ifadeler mevcut.
ABD güçleri böyle bir şeyi yapmaz diyeniniz var mı?
Yıl 1921 Nikaragua… Kuklası Somona'ya kurdurduğu örgüt 300 kişiyi katletti.
1956 Küba… İşbirlikçisi Batista ve ABD'li danışmanlarca yürütülen operasyonlarda 60 bin Kübalı öldürüldü.
1965 Endonezya… İşbirlikçisi Suarto önderliğinde 1 milyona yakın insan katledildi.
Aynı yıl Dominik… Yaptığı harekatla 10 binin üzerinde Dominikli öldürüldü.
1970'li yılların başı… Kamboçya, Laos… 1 milyonun üzerinde ölü.
1973'de Şili… CIA'nin düzenlediği darbe sonrası 30 binin üzerinde ölü. Arjantin'de faşist generallerle yaptığı işbirliği sonrası yine 30 binin üzerinde ölü. Bu liste öylesine uzun ki sonu yok gibi. Ama ABD'yi tanımanın asıl turnusol kağıdı; Vietnam! Vietnam halkının üzerine bıraktığı bomba miktarı yaklaşık 600 bin ton. Kişi başına düşen neredeyse 5 bomba! Ölü ve sakat sayısını tahmin etmek için uzman olmaya gerek var mı?
Görüldüğü üzere; söz konusu ABD ise adil yargılanma ve savunma hakkı teferruattır.