'Bizi Küçük Asya'ya bin bir vaatle göndermiş olanlar şimdi bize ' Hoşt köpek' diyor, anlıyor musun ? Ama Aksiyotis'in yüreği param parçaymış,ama Kırmızıdis'in gözleri kör olmuş, Golis ölmüş, Stepan öksüz kalmış… umurlarında bile değildir.Yunanistan'ın kaderi onları şuncağız ilgilendirmez…Yabancı sermaye, kendi çıkarını hesaplar yalnız. Merhamet ve adalet beklemeyeceksin ondan. Temsilcileri Londra ve Paris'teki bürolarına kurulup haritayı yayarlar önlerine, şöyle bir göz atarlar ve eğer menfaatleri tehlikeye girmişse kendi kaderlerini kendi tayin etme hakkını hatırlarlar halkların, hürriyet ve bağımsızlık aşığı kesilirler.Ama menfaatleri öyle gerektirdiği vakit de ; kımızı kalemi alıp yeni bir çizgi çekerler haritanın üzerine,güzelim memleketleri ve koskoca halkları siler geçerler.'

'Bütün bunların altında gizlenen şey nedir biliyor musun Aksiyotis ? Petrol, kömür, demir,krom…Yani, Anadolu'nun el değmemiş servetleri üzerinde yabancıların kurmak istedikleri tekel! Ah dostum ah! Büyüklerin okşayacağı tutar adamı, küçüksen güvenmeyeceksin onlara… Çünkü menfaatleri çatışır durmadan, kendi aralarında da anlaşma yoktur. Her biri kendi kanadının altında kalalım ister, zamanı gelince kullanmak için…Ve bir kere de yakanı kaptırdın mı, elini uzatır kolunu kurtaramaz hale düşersin; varını yoğunu alırlar. İşte Venizelos'un hatası bu.'

Yukarıdaki satırları ünlü Yunan yazarı Dido Sotiriyu' nun 1962 yılında yayınlanan ' Benden Selam Söyle Andolu'ya' adlı romanından alıntıladım. Hani şu CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'ün okuduktan sonra tweet atıp 'Kurtuluş savaşı Rumlara etnik temizlik için yapıldı' iddiasında bulunduğu ünlü romanı. Dido Sotiriyu Aydın doğumlu bir yazar. Yazdığı bu kitapla Selçuk'un Şirince köyünün dünyaca tanınmasına katkı sağladı. Kitap Türkçe dahil bir çok dilde yayınlandı ve yüzlerce kez basıldı. Dido Alman işgali sırasında (1940-1945) yer altı basınında önemli görevler üstlenerek Alman faşistlerinin katliamlarına karşı özgürlük, bağımsızlık ve insan hakları mücadelesine katıldı. Kitabın ön sözünde bu romanını Manoli Aksiyotis isimli bir Anadolu Rum köylüsü ve dönemin tanıklarından dinleyerek kaleme aldığını ifade ediyor. CHP'li Selçuk Belediye Başkanı Vefa Ülgür bu romanı yıllar önce hemşerilerine kültür armağanı olarak dağıttı. Dido yıllar önce Şirince'ye gelerek köylülerle kucaklaştı. Bu ziyarette belgesel haline getirilerek geçtiğimiz ay tam iki kez Hayat TV'de yayınlandı. Dido Türk dostu olarak dünyaca tanınan bir edebiyatçı. Kitabında Şirince'yi ve o dönemin karşılıklı olarak çekilen acılarını anlatıyor. Savaş karşıtı bir roman. Ben son on yılda tam üç kez okudum ancak sayın milletvekilinin etnik temizlik yapıldığı tespitlerini bu kitaba nasıl dayandırdığını anlayamadım. Dido bu kitabıyla 1982 yılında Abdi İpekçi Türk-Yunan Dostluk Ödülüne layık bulundu.

Dido kitabında emperyalizmi ve savaşı mahkum ediyor. Ve kitabının son satırlarını da bakın şu sözlerle bitiriyor:
'Küçük Asya kıyılarında, evet karşıda… çocuklar, akrabalar, dostlar bıraktık.Görülmemiş ölüler,barınaksız diriler bıraktık ve şimdi hayaletler misali, oradan oraya savrulan düşler…Küçük Asya kıyılarında evet! Daha dün yurdumuz olan karşıda.
Dipsiz gecenin içinden, tanıdık gölgeler kayıp geliyor… Kirceliler ve Şevket… İsmail Bey,Kerim Efendi,Şükrü Bey…ve Ali Dayı'yla kızı…Boşuna ! Hiç biri imdada koşamaz artık.,,Yıkılıp gitti her şey!'

'Deveci heyyy! Kulağında karanfil nereye gidiyorsun? Beni de al yanına! Geliyorum işte,bekle! Ve boşu boşuna haykırıp durma o güzel türküyü. Yüreğini sımsıkı kapamış herkes, işitmiyorlar!
Şevket! Tanımadın mı yoksa beni? Ben, senin dostun… ben senin arkadaşın! Yıllarca birlikte gülüp, beraber ağladık… Ne yapıyor Şevket? Ah Şevket; Şevket! Vahşi birer hayvan kesildik! Karşılıklı hançerledik, paramparça ettik yüreğimizi! Durup dururken!..
Ve sen… Kör Mehmet'in damadı. Hele sen! Neye öyle tiksinerek bakıyorsun yüzüme? Öldürdüm evet seni,ne olmuş!Ve işte ağlıyorum…Sen de öldürdün1 Kardeşler,dostlar,hemşeriler…Koskoca bir kuşak durup dururken katletti kendi kendini!..
Bütün bu çekilen acı, bir kötü rüya olsaydı ah!..Ve yan yana …omuz omuza verip yürüseydik tarlalara doğru yeniden!..Saka kuşlarının türküsüyle şenlenen ormanlara doğru yürüyebilseydik! Ve her birimizin sevdiceği kendi kolunda, çiçeklere bürünmüş kiraz bahçelerinden gülümseyerek çıkıp yan yana eğlenmek üzere şenlik meydanlarının yolunu tutabilseydik!..
Anayurduma selam söyle benden Kör Mehmet'in damadı. Benden selam söyle Anadolu'ya… Toprağını kanla suladık diye bize garezlenmesin… Ve kardeşi kardeşe kırdıran cellatların Allah bin belasını versin..'