Türkiye’’de elde edilen Milli Gelirin % 68’’ini, nüfusun % 23’’ü alır. Nüfusun % 77’’sine ise Milli Gelirin % 32’’si kalır. Ülkemizde gelir dağılımını adil ve hakça gerçekleştiremezsek, sosyal barışı sağlamak ve devam ettirmek çok zordur.’¶ Türkiye’’nin coğrafi ve stratejik konumu ve etnik hassasiyetleri, içimizi karıştırmak isteyenlerin iştahını kabartmaktadır. Gelir dağılımının düzelmesi, bir arada yaşamamızın olmazsa olmaz şartıdır. Fakat siyasette ve ülke yönetiminde mucizeye yer yoktur. Siyaset mümkün olanı yapabilme sanatıdır. Bu yüzden öncelikleri sıralayıp, problemleri sırayla çözmek gerekir. Şu an en önemli derdimiz, ülkemizi bölünmekten, binlerce yıllık kardeşliğimizi bozulmaktan kurtarmaktır. Başka türlü bir davranış, evin bir odası yanarken, diğer odaya mobilya seçmeğe benzer.

Son zamanlarda, her biri saygın ve değerli iş adamlarımızı televizyonlardaki iki kampanyada izliyoruz. Birincisi, ekonomik durgunluğu aşmak için, bazı işadamlarımız simitçi, oyuncakçı, çiçekçi oldular ve kamuoyuna alışveriş için çağrıda bulundular.

İkinci kampanya ise, ’“TIKIR TIKIR’” adında hala devam ediyor. Ünlü işadamlarımız ve işkadınlarımız, makinelerimizin çalıştığını ifade etmek amacıyla bu reklam filminde oynadılar. Çok başarılı olduklarını kabul etmemiz lazım, kutlarız.
Hem alışveriş olması, ticari hayatın canlanması, makinelerin çalışması, sanayinin ve yatırımların artması için, ülkede önce güvenliğin sağlanması, iç barışın tesis edilmesi gerekir. Bugün ülkemiz, AKP Hükümetinin yanlış politikaları, ABD’’nin Irak’’tan çekilmesi sonucu bölgedeki planları ve bölücü-Kürtçü terör örgütünün saldırıları ile ciddi sıkıntı yaşamaktadır.
Öncelik bu problemin çözülmesindedir.

Bu konuda 4. Eylül. 2009 da Sayın TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’’na mektup yazıp, bir öneride bulunmuştum. Önerim şu idi; Bu ülkenin çok başarılı, çok ünlü ve çok sevilen Kürt kökenli Türk vatandaşları var. Profesyonel bir anlayışla, gerekirse devletten de destek alarak bir kampanya başlatılsın. Türkiye’’nin en büyük taraftar kitlesine sahip kulüp başkanları, ikinci başkanları, ülkemizin en varlıklı İşadamları, Bilim adamlarımız, TBMM Başkanlığı, Bakanlık yapmış siyasetçileri ve Sanatçılarımız ve diğerleri bu kampanyaya katılmalılar ve şunları söylemeliler; ’“ PKK ve DTP-BDP Kürtlerin temsilcisi değildir’” , ’“ Bizim T.C Devleti ile bir problemimiz yok’” , ’“ Terörün ve Şiddetin Her türlüsüne karşıyız’” , ’“Dağlardaki gençler, vatana dönün’” , ’“ Asker-Polis öldüren bizden değildir’” gibi.

Fakat TOBB Başkanından bir cevap alamadım. Zaten Sayın Başkanın sesini, en son Sinan Aygün tutuklandığı zaman işitmiştik. Nedense o günden beri, adaşım kayıp, ara ki bulasın.

Artık herkesin tarafını belli etme zamanı gelmiştir. Bu güne kadar, Şehit Cenazesinde ağlayıp, el altından PKK’’ya rüşvet vereni de gördüm. Bir Şehrin tüm devlet ihalelerini alıp, oğlunun birini TBMM’’ye, diğerini dağa PKK’’ya göndereni de gördüm. Büyük tutarlı askeri ihaleleri alıp, trilyonlar kazanan ama doğduğu şehre bırakın yatırım yapmayı, bir kez bile gitmeyenleri de biliyorum.
Şimdi soru sormak sırası bizde; SİZLER SADECE SEYİRCİ MİSİNİZ? Bu ülkede gencecik fidanlar, vatan evlatları can verip şehit olurken, sizlerin de canınız yanmıyor mu?Sizlerin bir yemek masasında bıraktığınız para için, bir ay görev yapan ve can pazarında en kıymetli varlığını ’“CANINI’” ortaya koyan Uzman Çavuşlara, Özel Timci Polislere, güvenlik görevlilerine hiç borcunuz yok mu?
Bence bu gençlere hepimizin şükran borcumuz var. O zaman gelin, mertçe cesurca yukarıda dediklerimi seslendirin. Bu kampanyaya öncü olun.

Diyarbakır PKK temsilcisi hastir Osman Baydemir’’in, Uyuşturucu- organ ve insan kaçakçısı PKK’’nın ve onun Siyasi maşası olan DTP-BDP’’nin, Kürt kökenli Türk vatandaşlarının temsilcisi olmadığını ve bu bölücülere kaptıracak tek insanımızın olmadığını beraberce haykıralım. Bu sahtekar bölücülerin oyununu beraberce bozalım.

Örnek vermek gerekirse; Sn. Hikmet Çetin, Sn. Aziz Yıldırım, Sn. Nihat Özdemir, Sn. Hülya Avşar, bu kampanyaya gönüllü katılıp, PKK’’yı ve terörü lanetlesinler, önderlik yapsınlar. İsmet İnönü’’nün çok beğendiğim bir sözü vardır; ’“ Bir toplumda namuslular, en az namussuzlar kadar cesur olmalıdırlar’” diye. Sanki tam da bu günler için söylenmiş. Kürtçü ve bölücü bir zümre, yanına İslam Cumhuriyeti özentisi tarikatları almış, ele geçirdikleri medya ve propaganda gücüyle saf ve temiz insanlarımızın beyinlerini yıkayıp, Laik Cumhuriyetimize, hayat tarzımıza, çocuklarımızın geleceğine saldırıyorlar. Devlet kadrolarını işgale, Devletimizin kuruluşlarına hakarete, yıpratmaya ve sindirmeye çalışıyorlar. Peki, bizler sadece seyredecek miyiz?Bu günkü görüntü üzülerek söylüyorum ki böyledir. Bir avuç soysuz, ellerinde baltalarla Atatürk’’ün bize emanet ettiği Laik Cumhuriyetin dallarına saldırıyor, bizler sadece seyrediyoruz. Herkes kendini sorgulasın ve düşünsün; Çocuklarımıza, İran gibi, Afganistan gibi, Pakistan gibi, Irak gibi, Suriye gibi bir ülke mi bırakacağız, yoksa bağımsız, insan haklarına sonuna kadar saygılı, birbirlerini seven ve sayan, gelişmiş, çağdaş, demokrat, Laik, sosyal bir hukuk devletine sahip bir Cumhuriyet mi bırakacağız?Yasalar çerçevesinde demokratik tepkimizi kullanmalıyız. Bu kampanya önerisi de bu tepkinin en çarpıcı örneklerinden biri olmalıdır.

Eğer böyle bir kampanya’’nın ülkemizin yararına olacağına inanıyorsanız ve kim bu ülkenin yanında, kim sadece bu ülkenin parasının yanında ve ikili oynuyor, bunu bilmek istiyorsanız, lütfen bu yazıyı tanıdığınız TÜSİAD ve TOBB yöneticilerine iletin. Maskelerin düşme zamanı hala gelmedi mi?