Kürt kökenli 7 milletvekilinin ihracı ile sonuçlanan Ekrem BULGUN başkanlığındaki YDK kararı, partide ve kamuoyunda büyük yankılara yol açıyor, sessizliği tercih eden İnönü’’ye rağmen, bu kararı savunma görevini Genel Sekreter BAYKAL üstleniyordu.’¶
İhraçlara en büyük tepki partinin Doğu ve Güneydoğu örgütlerinden geliyor, birçok il ve ilçede örgüt yöneticileri, belediye başkanları, belediye ve il genel meclisi üyeleri partiden topluca istifa ediyorlardı. Partiden istifa etmeye yanaşmayan Diyarbakır Belediye Başkanı Turgut ATALAY ölümle tehdit ediliyor ve görev süresi doluncaya kadar da belediyeyi Ankara’’dan idare ediliyordu.
İhraçların ardından oluşan tepkilerin, partide beklenenin üzerinde tahribata yol açtığını gören Deniz Baykal, MYK bünyesinde Doğu ve Güneydoğu Sorunlarını İnceleme Komisyonu kuracak, Baykal başkanlığında Hikmet ÇETİN, Eşref ERDEM, Fuat ATALAY ve Cumhur KESKİN’’den oluşan bu komisyonun Ankara’’da masabaşında hazırladığı ve özetle ’“Doğu ve Güneydoğu sorununun kaynağının 1982 Anayasası olduğunu, sorunun, demokratikleşme yönünde köklü değişiklikler yapılarak çözülebileceğini, Kürtlerin anadillerini konuşabilmeleri, öğretebilmeleri ve değişik etkinliklerde bulunabilmelerini ve de Koruculuk Sisteminin kaldırılması gerektiğini’” belirten bu rapor, sükuneti sağlamaya yetmeyecek ve parti giderek ’“Kaynayan cadı kazanına’” dönüşecek, bu olay nedeniyle de PKK aradığı kitle desteğine kavuşmuş olacaktı.
SHP yönetiminin bu tarihsel hatasından da yararlanan Cumhurbaşkanı ÖZAL, bir yandan Saddam zulmünden kaçarak Türkiye’’ye sığınan Kuzey Irak Kürtlerine kucak açarak, diğer yandan da PKK terörünü silahlı çözüm dışındaki yöntemlerle halletmeye dönük çabalar segilemek suretiyle, Kürt’’lerin hamisi rolü üstlenecekti. ÖZAL daha da ileri giderek, Amerika’’nın 1.Körfez Savaşı’’ndan da istifade ile, Türkiye’’nin Misak-i Milli sınırları içinde saydığı Musul ve Kerkük’’ü K.Irak Kürtlerini de içine alacak bir federasyon çerçevesinde Türkiye’’ye katma girişiminde bulunacak, bu çabası dönemin Genelkurmay Başkanı Necip TORUMTAY’’ın istifası ile sonuçsuz kalacaktı.
TÜSİAD tartışmaları ve ihraçlarla sarsılan SHP için yeni bir bunalım kaynağı da 1990 Ağustos ayında yapılan İstanbul Bayrampaşa Belediye Başkan Adayının tesbiti ile yaşanacaktı. Genel Sekreter yardımcısı Erol ÇEVİKÇE’’nin önerdiği Bulgaristan göçmeni Vahit ÇALIN yerine Sivas’’lı bir aday öneren İl Başkanı Ercan KARAKAŞ ile Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin SÖZEN’’in bu istekleri yerine getirilmeyecek ve bu ikili BAYKAL’’a bir ders vermek için rakip parti DSP’’nin adayına destek vererek SHP adayının kaybetmesine neden olacaklardı. Bayrampaşa seçimlerini DSP adayı Necdet ÖZKAN (Hüsamettin ÖZKAN’’ın ağabeyi) kazanacak, bu olay DSP İl Başkanı Mehmet SEVİGEN’’e Milletvekilliği, Hüsamettin ÖZKAN’’a Ecevit’’in sağ kolu olmayı ve DSP’’ye ise ’“Hayat öpücüğü’” sağlamış olacaktı.
İNÖNÜ, Bayrampaşa Seçimlerini BAYKAL’’dan kurtulmanın bir fırsatı olarak kullanacak, seçim kaybını yanlış aday gösterilmesine bağlayarak, Çevikçe’’nin istifasını isteyecekti. Bunu kendine yönelik bir tavır olarak gören BAYKAL, Genel Sekreterlikten istifa edecekti. BAYKAL’’ın genel sekreterlikten istifasını yeterli görmeyen İNÖNÜ, bu olayı Baykalcı’’ların da tasfiyesi için fırsata dönüştürecek, olağanüstü kurultay çağrısı ile BAYKAL’’ı da Genel Başkan adayı olmaya davet edecekti. Bu çağrıyı kabul eden BAYKAL bölge toplantılarına başlayacak, 19 Eylül 1990 tarihinde, İnönü’’nün de katıldığı İzmir Yenişehir Ülkü sinemasında yapılan toplantıda, önceden içeriye sokulmuş çoğu Büyükşehir personeli ve bir kısmı da halen önemli parti görevlerinde bulunanlarca saldırıya uğrayacaktı.
Bu olay 29 Eylül 1990 kurultayının da habercisi olacak, kurultay salonuna önceden doldurulan İstanbul, Ankara, İzmir ve Mersin başta olmak üzere çoğunlukla belediye işçileri ve sol kanat militanlarınca salon terörize edilecek ve Kurultay, BAYKAL’’ın 481 oyuna karşılık 534 oy alan İNÖNÜ’’nün kazanması ile sonuçlanacaktı.
Kurultay sonrası toplanan yeni parti meclisi, Genel Sekreterliğe Hikmet ÇETİN’’i, yardımcılıklarına ise Ertuğrul GÜNAY ve Cevdet SELVİ’’yi seçecekti.’¶ SELVİ ilk demecinde, Baykal’’ı Hizipçi olmakla suçlayacak, Kurultay’’dan hemen sonra kolları sıvayan GÜNAY ise, Baykal yanlısı il ve ilçe örgütlerini görevden alma girişimlerine başlayacaktı. GÜNAY, Başkanı olduğum Bornova ilçe örgütünün de görevden alınması için çaba gösterecek, bu çabası bizzat Genel Başkan İNÖNÜ tarafından engellenecekti.
Haziran 1991 de yapılması öngörülen olağan kurultayda da aday olmayı planlayan BAYKAL, ara vermeksizin il ve ilçe kongerleri ile ilgilenmeye devam edecek, Cevat DURAK’’ın oğlunun sünneti nedeniyle geldiği İzmir’’de benim de aralarında buluduğum ekibi ile toplantı yapacak ve bu toplantıda özetle ’“Önümüzdeki Kurultay’’da İzmir’’in kilit önemde bulunduğunu, İzmir’’i alan ekibin Kurultayı da alacağını’” üstüne basarak belirtse de Bornova dışındaki tüm ilçe kongreleri ve doğal olarak da İl kongresi kaybedilecekti.
Ertuğrul GÜNAY’’ın Divan Başkanı olduğu İzmir İl Kongresinde yuhalamalar ve hakaretler altında yaptığım konuşmada GÜNAY’’a hitaben ’“Dikensiz gül bahçenizde tek bir deve dikeniyim. Görüyorum ki o diken bile sizlere batmaktadır’”demek suretiyle bu süreçte İzmir’’deki yalnızlığımı dile getirmiş olacaktım.
İl Kongresini izleyen ve bir de konuşma yapan Genel Sekreter Hikmet ÇETİN, beni kaldığı otele davet edecek ve baş başa yaptığımız görüşmede özetle ’“Baykal’’la çok eski arkadaş olduklarını, onun en önemli özelliğinin insanları kullanıp kenara atmak olduğunu, aklımı başıma almaz isem beni bekleyen akibetin de bu olacağını’” ikaz edecekti. Hikmet ÇETİN ile yıllar sonra karşılaştığımızda bana ilk tepkisi de bu ikazını hatırlatmak olacaktı.
Haziran 1991 olağan Kurultayında da İNÖNÜ karşısında bir kez daha kaybeden Baykal, mücadelesini genel seçim sonrasına erteleyecek, biz ise kendi adaylık yarışmamız için örgüt tabanına geri dönecektik