Futbol oyunu bu; duygusallığa yer yok!..
Birden düşler görüyorsun; kocaman aynalarda, dev cüsseye bürünüyorsun!..
Olmayacak alemlerde dolanıyorsun!..
Yetmiyor...
Alabildiğine hızlanıyorsun!..
Karşındaki güç dağını görmezden geliyorsun!..
Atıyor, vuruyor, kırıyor; yerle bir ediyorsun herşeyi!..
'Dur' diyen yok; dur-durak bilmiyorsun!..
Düşsel evren gerçeği yansıtmıyor ki!..
X
O meşin yuvarlak kafanda patladığında, bir uyanıyorsun ki...
Ne olduğunu, nereye geldiğini, nerden düştüğünü anlayamıyorsun...
Seni ayıltan yaşamın gerçeğidir oysa!..
X
Aslolan hayattır...
Ve o hayatın içindedir herşey...
İyiyi de...
Kötüyü de...
Güzeli ve çirkini de...
Yaşadıkça görürsün hayatta!..
Ve o nedenledir ki, futbolun öncesi değil, oynandığı andır gerçek olan!..
X
Ulusal Futbol Takımı, Dünya Kupası Elemeleri'nde Fatih Terim önderliğinde son üç maçını kazanınca, umutların çoğalması anlaşılabilir bir durumdu..
Ama bir ülkeyi oynayacağı rakibi görmezden gelerek; Hollanda ekolü bir anda silinerek, düşsel bir evrenin içine soktu bir çok eleştirmen ve futbolcu-hakem eskileri!..
Üstelik Terim'in maçtan bir gün önce, 'Bu çocuklar son üç maçta kendilerinden beklenen karşılığı verdiler. Bu maçı kaybetmek dünyanın sonu olmayacak' uyarısına karşın yaptılar bunu!..
Bilmem izleyebildiniz mi!..
Maç günü tüm kanallarda, 'Hollanda'yı nasıl yeneriz? Burak ve Umut nasıl oynarlarsa gol atarlar? Terim takımı nasıl oynatırsa daha rahat kazanırız?' tartışmaları vardı!..
Biri de çıkıp, 'Karşımızda Hollanda gibi bir dev var... Nasıl gol yemeyiz?' dese ya!..
Peki sonuç ne?
Duvara çarpıp, durdular!..
X
Kuşkusuz 70'den 70'e herkes Ulusal Takım'ın kazanmasını ve Dünya Kupası finallerine gitmesini istiyordu!..
Ne var ki, istemekle uygulamak çok farklı eylemlerdi...
Ulusal takım istemini gerçekleştirebilmek için yolun başında aldığı yaraları sarmakla çok uğraştı; hem kadro anlamında, hem teknik direktör anlamında değişimler yaşadı...
Olmadı, olamazdı da!..
Nedenleri burada çok uzun uzadıya tartışabiliriz de. Ancak, işin özünün altyapı ve sistemsizlik olduğunu vurguladığımızda gerçek anlaşılır!..
X
Eleştirilerin futbolculara, oyun sistemine ve de kendisine geleceğini bilen Fatih Terim, maç sonunda en doğru teşhisi koyan oldu sonunda...
'Yediğimiz ya da atamadığımız goller şanssızlık değil. Yeter artık. Şanssızlık, şanssızlık diye diye yıllarımız geçti...'
Bu sözler, umarız bir değişimin habercisi olur!..
Umarız, yıllardır salt oyuncu değişimiyle 'yenileştiği' söylenen ulusal takımlarımız için yeni bir sayfa açılır...
Ve o uzun yıllardır süren 'sistem' ve 'altyapı' hamleleri beklentisi bir son bulur!..
Çünki, o sözler Türkiye'de futbolun en büyük sorununun 'şanssızlık' değil, 'sistemsizlik' olduğunu da söylüyor!..
Düş görmekle, gerçeği görmek!..
İşte böylesi farklı şeyler!..