Geçen gün şöyle bir düşündüm okuduğum onca kitabın ve tanımaya çalıştığım onca yazarın arasında kimler içimde yer etmiş diye, hadi bir de not alayım bu düşündüklerimi derken ortaya çıkan yazıyı sizlerle de paylaşmak istedim.’¶
Bilge Karasu’’yu her okuduğumda farklı bir metinle karşılaştım. Düş ve gerçeğin birbirine karıştığı, zaman zaman gotik bir atmosfere dönüşen alegorik öyküleri beni ona daha çok yaklaştırdı. Alışılmış öykü yazımını zorlayan, öykünün sınırlarını kurcalayan Leyla Erbil, yalnızca kullandığı sözcüklerle, cümlelerle değil, noktalama işaretleriyle de okura mesajlar veren önemli bir yazar benim için. ’“Ameliyathanenin televizyon ekranında kalbimi seyrediyorum / kasığımdan kan akıyor / atar damardan / boyuna kalın pamuk bastırıyorlar / doktor kalbime şırıngayı takarken / o çengel biçimindeki oltayı yosunların arasına saplarken/ düşünüyorum / ben kalabalığın insanıyım / kalabalıkta seçimimi yapacağım /renkli / çeşit çeşit insanları görüp en güzelini seçmek istiyorum’…" diyor Sevim Burak.
O, bana göre biçimden çok içeriğe önem veriyor Füruzan’’ın’“Bir Evin Dıştan Görüntüsü’” öyküsünü unutamam, o bakışıyla genelgeçer ahlak kurallarını adamakıllı sarsar. Ne bireyin, ne de topluluğun suçlu olduğunu öne sürer.
Ferit Edgü’’yü okumak bir türlü beceremediğim diyalog yazmayı sevdirdi bana. Ve tabii benim vazgeçilmezim Tezer Özlü. Aklıma kocaman soru çengelleri saplamış bir yazar. ’“Yaşamın Ucuna Yolculuk’” benim başucu kitabım. Bu kitapla coşkuyu, aşkı ve başkaldırıyı iliklerime kadar hissetmiştim. Ayrıca faşizme karşı tiksinti duymamda Tezer Özlü'nün payı büyüktür.
Yabancı öykücülerden Rilke’’yi çok iyi bir şair olarak biliriz ama Rilke aynı zamanda çok iyi bir öykücüdür de.
Kafka’’nın öyküleri, dünyayı çok başka bir renkte algılamamı sağladı. Cortazar’’ın kendine oto-sansür uygulamadan özgürce ve cesaretle yazması beni yüreklendirdi. Tezer Özlü sayesinde tanıdığım ve sevdiğim yazar ’“Günleri değil anları hatırlarız’” diyen Cesare Pavese.
Modern kısa öykünün büyük ustalarından biri olan Anton Çehov’… Ve Dünya edebiyatının kilometre taşlarından biri olan usta yazar Italio Calvino.
Yazmak hayatla ölüm arasındaki fısıldama, bir kordon bağı, eşsiz bir titreşim Farid Farjad’’ın kemanından aktığı gibi. Öyle bir ritim ki hiç durmuyor. Yeni bir metin yazmaya başladığımda hep o son noktayı koyduğumda hissedeceğim eşsiz tatmini düşünüyorum. Sanırım ben o son noktanın bağımlısıyım.
Üstelik yazarken o hiç inanmadığım zamanı da düşünmüyorum’….
Zaman, içeriği tam belirlenemeyen bir kavram bana göre. İnsan geçirdiği günleri zaman olarak algılayabilir. Bu, zamanın gerçek niteliğini ortaya koymaz. Ben anlattıklarımı zamanın ve mekanın üstüne taşımak istediğim için çok belirgin kullanmıyorum. Burada Ahmet Hamdi Tanpınar’’ın dediği gibi, ’“ne içindeyim zamanın, ne de büsbütün dışında; yekpare geniş bir anın parçalanmaz akışında’…
’“Kant, zaman ve mekan kavramlarının deneyden değil, akıldan geldiğini belirler: "Görülen, mekan ve zamanın taşıdığı şeylerdir. Bu taşıdıklarından ayrı olarak ne mekanı görebiliriz, ne de süreyi yani zamanı algılayabiliriz." Kant'a göre ne zaman, ne de mekan denilen obje vardır.
Kurgusal mekan, sanatçının yarattığı düşünsel soyut bir yerdir. Öyle ise mekan uzun uzun anlatılmadan da okura hissettirilebilir. Mutlaktan parça parça sanatçının estetiğine yansıyan zaman ve mekan ötesi bilgiler sanatçının kurguladığı yepyeni bir dünyanın ipuçlarını verir bize. Her ruhsal olay, nesne olarak bir şeyi içinde bulunduruyorsa ve insan her şeyi nesneleştirme yeteneğine sahip tek canlıysa; okur zaman ve mekan üzerine verilen ipuçları ile mekanı düşünsel boyutta kendi yaratır, zamanı da kendi belirler.
Keşke gerçek yaşamda da zamanı ve mekanı kendimiz belirleyebilsek. Televizyonda ve gazetelerde rastladığım o vahşice cinayetleri, haksızlıkları gördükçe bunu daha da çok istiyorum. Yazdığım ya da çok sevdiğim bir hikayenin içinde yaşamak’….
İçimizde hortlamak üzere olan o ilkel vahşeti sanat baskılayabilir mi?’…. Sanırım bunun cevabından korkanlar sanatın gelişmesini baskılamaya çalışıyor. Konuyu daha fazla dağıtmadan ve sakıncalı yerlere doğru uzanmadan burada kesiyorum’…. Ben inadına sanat üzerine yazmaya devam edeceğim’…