Geliyor, geldi derken, yaz kendini iyice hissettirdi…
Havalar ısındı, sıcaklar arttı…
Evimizde ofislerimizde buz gibi sularımızı keyifle yudumluyoruz…
Amaaaa bunu bulamayanlar, dile getiremeyenler var…
Hani hepimiz biliyoruz da, ben yine de bugün bir kez daha hatırlatayım dedim…

* * * *

Sıcakların 'sıcak' sınırlarını iyice zorladığı şu günlerde her susadığınızda aklınıza, su bulamayan sokak hayvanları gelsin lütfen…
Yaşama tutunabilmek için mücadele ettikleri faktörler silsilesine bir de susuzluk eklenmesin…
Çünkü, maalesef bununla başa çıkamıyor o küçücük bedenleri...
Su bulamadıkları için ölüyorlar…
Susadığında bir musluğu açıp, kana kana içemediği için ölüyorlar…
Ya da bir markete gidip su alamayacağı için ölüyorlar…
Ya da insan denen varlık paylaşmayı bilmediği için ölüyorlar…
İnsanoğlu gibi, yaz sıcağında susayınca 'şöyle naneli buz gibi bir limonata olsa, aman canım nasıl da kola çekti şimdi buzlu buzlu' deme lüksleri olmadığı için ölüyorlar…
Arabamızı yıkarken, toz kalkmasın diye yolları sularken, evimizin önünde halı yıkarken kayıtsızca harcadığımız suyun bir parçasını bile bulamadıkları için ölüyorlar…
İnsanoğlu, şortla tiril tiril giysilerle gezerken, can dostlarımız kışın üzerindeki kürk neyse yazın da onunla dolaşıyor…
Sakın ola 'Allah onu sıcaktan korur' gibi şeylerden bahsetmeyin… Ne zaman koruyordur, Allah'ın kurduğu doğa düzeninde dereler nehirler akarken, ortalık, altında serinlenecek ağaç doluyken korur…
Ama insanoğlu her yeri asfaltla kaplayıp, bütün ağaçları kağıda çevirdiyse, hayvan suyu ve gölgeyi nerden bulsun ki…
Hadi biz bir şekilde hallediyoruz, klimalı odalarda soğuk sularla, buharlaşmaktan son anda kurtuluyoruz da…
* * * *
Ya onlar? Üstlerindeki kürkleri bile dökemezlerken bir de su ve gölge aramak zorundalar…
Kuş, kedi, köpek hiç fark etmez…
Onlar da bizim gibi can taşıyor… Bizden tek farkları ise, su istediklerini dillendirememeleri…
O yüzden lütfen siz siz olun, bu kavurucu günlerde evde biten yoğurt vs gibi plastik kapları çöpe atacağınıza, yıkayıp içine su koyun ve kapınızın önüne bırakın…
Sevimli dostlarımız oraya gelip su içtikçe ve sizler de buna şahit oldukça mutlu olacaksınız… İnanın çok susamış bir kedinin o kaba doğru koşup, minicik kırmızı diliyle kana kana o suyu içtiğini gördüğünüzde içinizi inanılmaz bir huzur ve mutluluk kaplayacaktır...
Suyunu içip giden her hayvanın size kendi lisanında teşekkür ettiğini bile duyabilirsiniz belki… Kimileri size sevgi dolu miyav diyecek, kimileri de mutluluk ve sadakatle hav-hav…
* * * *
Lütfen aşağıdaki fotoğraflara bir göz atın…
Musluktan akan damlaları yalayan kediyi, çeşmeden su içmeye çalışan kuşu, havuzu yalayan köpeği görün… Çok susuyorlar ama söyleyemiyorlar…
O yüzden…
Lütfen…
Sevimli dostlara bir kap su, sadece bir kap su…
Dipnot: Bu dünyayı paylaştığımız dostlarımız olmasaydı ne yapardık, bilmiyorum... Düşünsenize eve geldiğinizde sizi kuyruğunu sallayarak karşılayan yok, siz uyurken ayağınızı yakalamaya çalışan kediniz yok, sabahın kör vaktinde size mecburi yürüyüş yaptıran köpeğiniz yok… Canınızın sıkkın olduğunu şıp diye anlayıp keyfinizi yerine getirmeye çalışan yok! En önemlisi size bu kadar bağımlı yaşayan, eve dönmenizi pencerelerde bekleyen, arabanızın kapısının sesinden geldiğinizi anlayıp kapıları tırmalayan, sizi onlar kadar seven yok!