Ozan EKİZ / EGEDESONSÖZ – İzmir Ticaret Odası (İZTO) Mart Ayı Olağan Meclis Toplantısı gerçekleştirildi. Meclisi İZTO Meclis Başkanı Selami Özpoyraz yönetti. Meclise konuk olarak TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ozan Diren katıldı.
‘TÜSİAD’DA ÖNEMLİ BİR YAPILANMA SÜRECİNDEN GEÇİYORUZ’
Diren, konuşmasının başlangıcında daha önce gelme planının olduğundan bahsederek, “Burada sizlerle olmaktan gurur duyuyorum. TÜSİAD’da önemli bir yapılanma sürecinden geçiyoruz, daha erken gelecektim ama bunları yapmadan gelmek istemedim. Geçmişte birlikte çalıştığım arkadaşlarımı gördüm, İZTO ve TÜSİAD bildiğimizden daha yakın iki kurummuş. Yönetim Kurulu’muzda İzmir’den arkadaşlarımız ve katkısının yüksek olacağını düşünüyoruz” dedi.

‘DOĞRU ADIMLARI ATARAK DAHA SAĞLAM POZİSYONDA OLABİLİRİZ’
İran ile İsrail arasındaki savaş ve ekonomik etkilerine değinen Diren, “Projeleriniz bana çok gurur verdi. Hepimiz üzerine düşeni yaparsa Türkiye çok farklı yerlere gelebilir. Sizleri projelerinizden dolayı tebrik etmek istiyorum. Küresel ekonomi, çatışmalar üzerinden şekilleniyor. Dünyanın yeni dengesi henüz kurulmuş değil. Bizler bu dönemde pozitif ayrışabiliriz. İş dünyası ve kamu olarak üzerimize düşeni yaparsak potansiyeli olumluya çevirebiliriz. Ortak akılla ele almamız gerekiyor. Savaşın ne kadar süreceğini bilmiyoruz. Enerji arz şok stagflasyon riskini ve belirsizlik dönemini tetikleyebilir. Dünya genelinde belirsizliklerin arttığı yeni bir dönemdeyiz. Dünya ekonomisinde küresel siyaset ve teknolojide yaşanan durumları daha karmaşık hale getiriyor. Çok katmanlı ve planlanması zor bir süreç var. Sadece güçlü olan değil, öngörülebilir olan öne çıkıyor. Ülkemizde doğru adımları ortak akılla atarak daha sağlam bir pozisyonda olabiliriz” diye konuştu.
‘SADECE ŞİRKETLERİN ÇÖZEBİLECEĞİ BİR KONUNUN ÜZERİNDE’
TÜSİAD’daki yeni döneme değinen Diren, “TÜSİAD’da yeni dönemde 3 ana eksende odakladık. Ekonomiyi para ve maliye politikaları dışında yatırım ortamının iyileştirilmesi, kapsayıcılık gibi konular üzerinden ele almaya çalışıyoruz. Uluslararası ilişkiler ve rekabetçi dönüşümleri de ele aldık. Nasıl bir büyümeyi de konuşmak gerekiyor. Büyümenin ötesinde kapsayıcı kalkınma yaklaşımını ele alıyoruz. Farklı bölgeleri dinleyerek kurulabileceğine inanıyoruz. Sahadan dinlemeler yapmaya önem veriyoruz. Verimlilik başlığının altını çizmek istiyorum. Reel sektörde maliyet baskının arttığı, finansman koşullarının zorlaştığı dönemde verimlilik artık bir zorunluluk. Sadece şirketlerin çözebileceği bir konunun çok ötesine geçiyor. Enflasyonist bir ortamda bunları gerçekleştirmek zorlanır” dedi.
‘YAPISAL DÖNÜŞÜMLER REKABET GÜCÜ İÇİN ÖNEMLİ KONULAR’
AB ile entegrasyonun önemine değinen Diren, “AB Türkiye için en büyük ticaret ortağı. Bugün AB politikası yeniden şekilleniyor. Yeni bir ekonomik mimari kuruluyor ve bu resmin dışında kalmamız görülemez. Türkiye’nin AB değer zincirindeki yeri inkar edilemiyor. Gümrük Birliği temelli entegrasyonun ele alınması gerekiyor. Bu fırsatları üzerimize düşeni yaparsak yerine getirebiliriz. AB ile ilişkiyi sadece dış ticaret başlığı olarak okumuyoruz. Yapısal AB ile entegrasyon açısından olduğu kadar Türkiye için de önemli konular. Esas ihtiyaç ise Türkiye - AB entegrasyonunun daha ileri düzeye taşınması. Bunun yolu da gümrük birliğinin güncellemesinde ve üyelik perspektifinin yarattığı reform çalışmalarının tekrar canlandırılmasından geçiyor. Çünkü söylediğim gibi AB ile ilişkiyi yalnız dış ticaret başlığı olarak okumuyoruz. Bu ilişki aynı zamanda Türkiye'nin kendi yapısal dönüşüm gündemiyle ilgilidir. Hukuk devleti, öngörülebilirlik, kurumsal kapasite, yatırım ortamı, kamu alımları dahil olmak üzere mevzuat uyumu, yeşil dönüşüm araçları ve dijital ekonomi standartları. Bunların hepsi AB ile entegrasyon açısından olduğu kadar Türkiye'mizin kendi rekabet gücünü yükseltmesi açısından da önemli konular. Türkiye ile TÜSİAD hedefleri ayrı değildir. Her açıdan kalkınmış bir Türkiye için çalışıyoruz. Atatürk’ün bize emaneti ülkemizin güçlenerek çıkabileceğine inanıyoruz” diye konuştu.
‘MERKEZ BANKASI KARARLARI GÜVEN VERİYOR’
Diren, konuşmasının ardından meclis üyelerinden gelen soruları cevapladı. İlk olarak savaşın etkilerine değinen Diren, “Bu savaş pandemi gibi dışsal bir şoku tetikliyor. Bununla ilgili iki beklentimiz var. Petrol fiyatlarının artması dış ödemeler dengesi yaratıyor. Finansmanla alakalı bir ihtiyaç doğurabilir. Petrol enflasyonu çok etkileyen bir kalem. Bu anlamda enflasyonu yukarı ittiren ve büyümeyi baskılayan etkisi olacaktır. Birkaç ay sürmesi halinde eşel mobil sistemi ile daha hafif geçirebiliriz. Merkez Bankası kararları güven veriyor. Uzaması durumunda küresel ölçekte dengeye girmeyecek dalgalanma yaratma ihtimali yüksek görüyoruz” dedi.




