İzmir Milletvekili Ümit Özlale, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonundaki bütçe görüşmelerinde, fon vurgununda kamu kurumlarının denetim sorumluluğuna dikkat çekti. Kamu Denetçiliği Kurumuna bu süreçte herhangi bir vatandaş başvurusu yapılıp yapılmadığının açıklanmasını isteyen Özlale, Sayıştay bulgularının akıbetinin kamuoyu tarafından izlenebilmesi gerektiğini vurguladı.
“Kamu otoritesi denetim görevini yerine getirmedi”
Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanına seslenen Özlale, fon vurgunuyla ilişkili kamu kurumlarının işleyişine yönelik şikâyet alınıp alınmadığını sordu. Özellikle borsa ve Sermaye Piyasası Kuruluna ilişkin başvuruların bulunup bulunmadığını gündeme getiren Özlale, şu ifadeleri kullandı.
“Bu süre içerisinde hiçbir vatandaş, vurgunla ilişkili kamu kurumları hakkında size şikâyette bulunmadı mı? Bir vatandaş, kamu kurumlarının bu krizle ilgili işleyişi hakkında size şikâyette bulunmadı mı? Çünkü biliyoruz ki bu krizin ortaya çıkmasının en temel sebeplerinden biri, kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesi. Çok ciddi bir kamu otoritesi zaafı olduğu için bu vurgun ortaya çıktı.”
Özlale, Kamu Denetçiliği Kurumundan bu konuda komisyonu bilgilendirmesini istedi.
“Önceki yılın bulgularına ne olduğunu hangi rapordan göreceğiz?”
Sayıştay raporlarındaki izleme ve takip cetvellerine de değinen Özlale, geçmişte kamuya açık olan bu cetvellerin, tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediğini görmeye imkân tanıdığını belirtti.
Milletvekillerinin, gazetecilerin ve araştırmacıların bu bilgiler aracılığıyla kamu kurumlarındaki sorunların akıbetini takip edebildiğini söyleyen Özlale, takip bilgilerinin kurum içi izleme süreçlerine taşınmasının gerekçesini sordu.
Özlale, “Önceki yılın bulgularına ne olduğunu artık hangi raporlardan görebileceğim? Kamuya açık cetvellerin kapsamı değiştirildiyse bunun gerekçesi nedir? Meclis ve kamuoyu, Sayıştay tarafından tespit edilen ve devam eden bir sorunu nasıl takip edecek?” diye konuştu.
“Bulgunun rapordan kaybolmasıyla sorun ortadan kalkmıyor”
Denetim bulgularının izlenebilirliğinin Meclisin denetim görevi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Özlale, sorunların raporlarda görünmemesinin çözüldükleri anlamına gelmediğini vurguladı.
“Bir bulgunun raporlardan kaybolmasıyla sorun ortadan kalkmıyor ki. Belki daha da büyüyor ve büyüdükten sonra bir vurgun olarak karşımıza çıkıyor” diyen Özlale, fon vurgununa ilişkin uyarıları bir yıl önce aynı komisyonda Hazine ve Maliye Bakanına ilettiğini hatırlattı.
Konuya ilişkin soru ve araştırma önergeleri verdiklerini, manipülasyon yapılan şirketlerin isimlerini ve işleyen mekanizmayı Meclis gündemine taşıdıklarını belirten Özlale, bu girişimlerin karşılık bulmamasını eleştirdi. Özlale, Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki kuruluşların etkili biçimde denetlenmesi hâlinde vurguna yol açan işlemlerin daha erken tespit edilebileceğini ifade etti.
Özlale’nin konuşması şöyle:
“Daha fazla kadın bürokrat ve kadın siyasetçi görmek istiyoruz”
“Sayın Meclis Başkanım, değerli bürokratlar,
Aslında aramızda iki çok değerli kadın bürokratımız olmasa “değerli erkek bürokratlar” diyecektim. Sizin kadın erkek eşitliği konusunda ne kadar hassas olduğunuzu biliyorum. Ancak sağ taraftaki haziruna baktığımızda daha fazla kadın bürokrat görmek istiyoruz. Daha fazla kadın siyasetçi görmek istiyoruz.
Ben de diğer arkadaşlarımdan çok farklı şeyler söylemeyeceğim. Dinlediğiniz için teşekkür ederim. Belki konuyu biraz daha görselleştirebiliriz.
“Meclis, milletin kendisine verdiği yetkiyi kullanıyor mu?”
Şimdi Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütçesini görüşüyoruz. Bu bütçeyi görüşürken çok kıymetli bir soruya cevap vermek zorundayız. Türkiye Büyük Millet Meclisi, milletin kendisine verdiği yetkiyi kullanıyor mu?
Bu, tabii ki sadece bütçe yetkisiyle ilgili değil. Meclis, millet adına soru sorabiliyor mu? Millet adına yürütmeden hesap sorabiliyor mu? Vatandaşın sorunlarını gündeme alıp çözüm üretebiliyor mu?
Muhalefet partilerinin milletvekillerine en sık yöneltilen eleştirilerden biri şu. “Sizler orada ceylan derisi koltuklarda oturup Meclis lokantasında yemek yiyorsunuz ve milletin sorunlarını tartışmıyorsunuz.” Bazen haklı eleştiriler de olabilir. Ancak burada bizler soru önergeleri veriyoruz, her gün araştırma önergeleri veriyoruz, kanun teklifleri veriyoruz ve bunlara cevap alamıyoruz.
“14 bin 354 yazılı soru önergesinin sadece yüzde 6’sı zamanında yanıtlanmış”
Buradan hem sizlere seslenmek hem de bizleri eleştiren, eleştirilerinden memnuniyet duyduğumuz seçmenlerimize cevap vermek istiyorum. Bizler, bizi buraya getiren milletimiz adına soru sormuyor değiliz. Bakın, burada var. 14 bin 354 yazılı soru önergesi vermişiz.
Bununla ilgili kişisel bir hikâyem de var Sayın Başkanım. Bu fon vurgununu bir sene önce burada, Plan ve Bütçe Komisyonunda Hazine ve Maliye Bakanımıza anlattım. Daha sonra bununla ilgili soru önergesi ve araştırma önergesi verdik. Piyasada manipülasyon yapılan şirketlerin isimlerini söyledik, bu mekanizmayı anlattık. Meclis çatısı altında beni seçen halkın sesi olmaya çalıştım.
Ancak bunlar Meclis çatısı altında karşılık bulmadığı, kanun tekliflerimiz, soru önergelerimiz ve araştırma önergelerimiz neredeyse hiçe sayıldığı için önceden tespit ettiğimiz bir fon vurgununu maalesef seyretmek zorunda kaldık.
Burada 14 bin 354 yazılı soru önergesi var ve bunların sadece yüzde 6’sı zamanında yanıtlanmış. Cevaplama süresi devam eden soruları dışarıda bıraksak bile bu oran yüzde 7,5. Benim de cevaplama süresi devam eden iki soru önergem var.
“Gece gündüz çalışarak hazırladığımız teklif ele bile alınmadı”
Komisyonlarda bekleyen kanun teklifi sayısı ise 3 bin 519. Bununla ilgili de kişisel bir hikâyem var. Fon vurgunu ortaya çıkar çıkmaz milletvekili arkadaşlarımızla ve çok kıymetli grup danışmanlarımızla birlikte tasfiyenin nasıl yapılması gerektiğine ilişkin bir kanun teklifi hazırladık. İnanın, gece gündüz çalıştık. Bakın, teklifimiz daha ele bile alınmadı.
Muhalefet partileri olarak Türkiye’nin sorunlarını, vatandaşın sokakta bizden dile getirmemizi istediği sorunları size getirmiyor değiliz. Diğer siyasi partilerin de bu konudaki hassasiyetini ve çalışkanlığını biliyorum. Bakanlara sorular soruyoruz. Her gün araştırma önergeleri veriyoruz. Genel Kurulda bu önergeler görüşüldüğü için kanun tekliflerinin görüşülmesine ancak saat yedi, sekizden sonra başlanabiliyor. Ancak muhalefet partilerinin verdiği araştırma önergelerinin hiçbiri maalesef kabul edilmiyor.
“Sayıştay bulgularının akıbetini artık hangi rapordan göreceğiz?”
Sayıştay bulguları konusuna arkadaşlarım da değindi. Bakın, burada var. Bulgu sayısı 641’den 113’e düşmüş. Ancak daha az değinildiğini düşündüğüm bir başka nokta var Sayın Başkanım. O da izleme ve takip cetvelleri.
Bu cetveller, bulguların akıbetini gösteriyor. Geçmişte kamuya açık raporlarda yer alan bu cetveller sayesinde biz milletvekilleri, gazeteciler ve araştırmacılar, bir kurumda hangi eksikliğin Sayıştay tarafından tespit edildiğini, bu eksikliğin giderilip giderilmediğini ve ne zaman giderildiğini öğrenebiliyorduk.
Ancak artık yöntem değişti. Bu takip bilgilerinin kurum içi izleme süreçlerine taşındığını görüyoruz. Bunun gerçekten açıklanabilir bir sebebi var mı? Önceki yılın bulgularına ne olduğunu artık hangi raporlardan görebileceğim?
Eskiden Sayıştay raporlarından bir sorunun tekrarlanıp tekrarlanmadığını, çözülüp çözülmediğini görebiliyorduk. Yöntem değiştiği için artık önceki yıllardaki bulguların akıbetini göremiyoruz. Yalnızca biz değil, araştırmacılar ve gazeteciler de göremiyor.
“Bulgunun raporlardan kaybolmasıyla sorun ortadan kalkmıyor”
Kamuya açık cetvellerin kapsamı değiştirildiyse bunun gerekçesi nedir? Sayın Başkan’dan bu sorunun cevabını istiyoruz. Meclis ve kamuoyu, Sayıştay tarafından tespit edilen ve devam eden bir sorunu nasıl takip edecek? Bizim ana görevlerimizden bir tanesi bu.
Bir bulgunun raporlardan kaybolmasıyla sorun ortadan kalkmıyor ki. Belki daha da büyüyor ve büyüdükten sonra bir vurgun olarak karşımıza çıkıyor.
Bir başka nokta, Türkiye Büyük Millet Meclisinin personel ödenekleri. Sayın Başkanım, sizler için burada bir özet çıkardık. Artışlar enflasyonun üzerinde. Mevcut çalışan sayısıyla devam edilecekse zor şartlar altında çalışan personelimizin enflasyon karşısında daha yüksek maaş almasını elbette isteriz.
Ancak burada daha fazla personel alımı yapılacak mı? Öğrenmek istediğimiz sorulardan biri bu.
“Diğer personel ödeneğindeki yüzde 74’lük artışın gerekçesi nedir?”
Ayrıca “diğer personel” diye bir kalem var. Bu kalem için 2026 yılında 50 milyon lira, 2027 yılında ise 87 milyon lira öngörülmüş. Dolayısıyla yüzde 74’lük bir artış var. Bence bu, açıklanması gereken bir değişim. Bu artışın nedeni nedir?
2026’nın ilk altı ayında bu kalemdeki harcama yaklaşık 2,38 milyon lira görünüyor. Elbette altı aylık harcamadan yıl sonu gerçekleşmesini kesin olarak çıkaramayız. Ancak ilk altı ayda 2,38 milyon lira harcama görünen bir kalemin ödeneğinin 50 milyon liradan 87 milyon liraya çıkarılmasının gerekçesi nedir? Bunu da sizden öğrenmek isteriz Sayın Başkanım.
“Mecliste kaç şube müdürü var, hangi hukuki dayanakla atandılar?”
Bir başka nokta da şu. 2011’de kabul edilen Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı İdari Teşkilatı Kanunu’yla teşkilat yeniden düzenlendi. Meclisteki şube müdürlüğü kadroları ve atamalar hakkında bir açıklığa ihtiyaç var.
O dönemdeki geçiş hükümleri, şube müdürü unvanlı bazı personelin görevlerine ilişkin düzenlemeler içeriyor. Bugün hangi hukuki statüyle şube müdürü unvanlı personel bulunduğunu ve bu kişilerin hangi birimlerde çalıştığını kamuoyuna açıklamanızı istiyoruz.
Türkiye Büyük Millet Meclisi kadrosunda bugün kaç şube müdürü bulunmaktadır? Bu kişiler hangi tarihte, hangi hukuki dayanakla atanmıştır? Hangi birimlerde, hangi görevleri yürütmektedirler? Bu konuda sizden doyurucu bir açıklama bekliyoruz.
“Etkili denetimle vurgun büyümeden tespit edilebilirdi”
Son olarak fon vurgunu ve Sayıştay denetimiyle ilgili iki noktaya değinmek istiyorum Sayın Başkanım.
Bunlardan biri, problemli şirket tahvillerini alan şirketler arasında Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki Türkiye Sigorta AŞ’nin de bulunması.
Eski sistem devam etseydi, Sayıştay Türkiye Sigorta AŞ’yi eskisi gibi denetleyebilseydi ve bu işlemleri tespit edebilseydi, vurgun bu kadar büyümeden ortaya çıkarılabilirdi.
Biraz önce çok kıymetli milletvekili arkadaşlarım da söyledi. Türkiye Varlık Fonu bünyesindeki kuruluşlar Sayıştay tarafından daha etkili denetlenebilseydi, vurguna yol açan işlemler önceden tespit edilebilirdi. Bugün ise Ziraat Portföyden Ziraat Bankasına, Türkiye Sigorta AŞ’ye kadar Varlık Fonu bünyesindeki kuruluşlar bu vurgunun tam ortasında yer alıyor.
“Kamu Denetçiliği Kurumuna fon vurgunuyla ilgili hiç şikâyet gelmedi mi?”
Burada Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanına da bir soru sormak istiyorum.
Kamu idaresiyle ilgili bir şikâyeti olan vatandaş kurumunuza başvuruyor, siz de bu başvuruyu değerlendirip kendisine cevap veriyorsunuz. Anladığım kadarıyla mekanizmayı en kaba tabiriyle böyle anlatabiliriz.
Bu süre içerisinde hiçbir vatandaş, vurgunla ilişkili kamu kurumları hakkında size şikâyette bulunmadı mı? Örneğin borsa ya da Sermaye Piyasası Kuruluyla ilgili herhangi bir başvuru almadınız mı? Bir vatandaş, kamu kurumlarının bu krizle ilgili işleyişi hakkında size şikâyette bulunmadı mı?
Çünkü biliyoruz ki bu krizin ortaya çıkmasının en temel sebeplerinden biri, kamu otoritesinin denetim görevini yerine getirmemesi. Çok ciddi bir kamu otoritesi zaafı olduğu için bu vurgun ortaya çıktı.
Sayın Kamu Denetçiliği Kurumu Başkanı, bu konuda da bizi bilgilendirirseniz çok seviniriz.
Saygılarımla selamlıyorum.”





