1991 Genel Seçimleri öncesinde, tek başına İktidar olacağı öngörülürken kavgalar ve ihraçlarla ağır yaralı hale gelen SHP ’“sandıkta güller açacak’” sloganıyla, yolsuzluk söylentileri ile güç kaybetmiş.’¶ İktidar yorgunu ANAP, yeni Genel Başkanı Mesut Yılmaz ve Sezen Aksu’’nun ’“Haydi Bakalım’” şarkısıyla, din eksenli siyasetini Abdullah Gül, R.Tayyip Erdoğan gibi yeni nesil siyasetçilerle takviye eden RP ’“Milli Görüş’” sloganıyla yola çıkıyordu.
Bayrampaşa’’da kendi partilerine ihanet etmiş SHP’’lilerin de çabasıyla solda alternatif parti konumuna gelmiş DSP ise ’“SHP’’ye verilecek oylar PKK’’ya gider’”sloganını, SHP’’den ihraç edilenlerle birlikte başlangıçta DİSK Eski Genel Başkanı Abdullah Baştürk, Aydın Güven Gürkan vb. isimlerle birlikte solda yeni bir Türkiye partisi olma iddiası ile yola çıkmış ancak kısa zamanda PKK lideri Öcalan’’ın telkinleriyle Kürt Milliyetçiliği çizgisine düşmüş HEP ise ’“Kürtlerin hak ve özgürlükleri’” sloganını siyasetinin temeli yapıyordu.
Nihayet çelişkilerden yararlanma becerisi yüksek Demirel’’in köylü partisi DYP’’si ise çağdaş Türk kadını makyajlı Tansu Çiller’’in ’“Her eve iki anahtar verilecektir’” sloganı ile sahaya çıkmaya hazırlanmaktaydı.
Cumhurbaşkanlığı koltuğunda otursa bile fiili ANAP Genel Başkanı gibi davranan Özal, zor durumdaki ANAP’’ı kurtaracak formüller arıyor, çok sayıda şirkete yaptırdığı kamuoyu araştırmalarını masaya yatırıyordu. Kendi deyimi ile çok sevdiği ’“Kompitür’”ünün verdiği sonuçlara göre de en azı %20 en çoğu da %33 olan bölge barajlı yeni seçim çevreleri icad ediyordu. O tarihlerde bırakınız kompitürü elektronik hesap makinesine bile yabancı olan muhalefet ise bu durumu pek fazla önemsemiyordu.
1991 seçimleri öncesinde bir hamle daha yapan Özal, oğlu Ahmet ve Rumeli Holding’’in sahibi İşadamı Cem Uzan’’ın ortaklığı ile kurulan İNTERSTAR kanalı vasıtasıyla ilk özel TV yayıcılığını başlatıyor, bu durumu Anayasa’’ya aykırı gören muhalefete ise ’“Anayasayı bir defa delmekten bir şey çıkmaz’”cevabını veriyordu.
Bu girişime MEGA-10 adlı TV kanalını kurarak cevap vermek isteyen SHP yönetimi, Büyükşehir Belediye Başkanlarını İstanbul’’da biraraya getirerek kuruluş için gerekli kaynağın belediyelere iş yapan müteahhitlerden temini ve koordinasyon görevinin de İSKİ Genel Müdürü Ergun Göknel’’e verilmesini kararlaştırıyordu. İNTERSTAR’’ın 24 saat SHP aleyhtarı yayınına karşın MEGA-10 test yayını bile yapamadan başarısız oluyor ve burada toplanıp Ergun Göknel’’e emanet edilen paralar ileride ’“İSKİ Skandalı’”na dönüşüyordu.
’“Kürt’’lerin parlementoda kendilerini siyaseten ifade edememeleri halinde PKK’’nın istismarına açık kalacaklarını, bunun da Türkiye’’nin bekası için ciddi tehlikeler doğuracağını’” ifade eden SHP Lideri İnönü, böylelikle ihraçlarla neden olunan olumsuzlukları da düzeltebileceği öngörüsüyle, seçimlere kısa bir süre kala Fehmi Işıklar başkanlığındaki HEP’’le temasa geçecek ve böylece SHP-HEP işbirliği protokolü imzalanacaktı. Bu protokole göre, Güneydoğu’’daki tüm iller ile Doğu Anadolu’’daki bir kısım iller HEP’’in göstereceği adaylara bırakılacak, aday isimlerine SHP karışmayacaktı. SHP kanadı ise kendine kalan illerden bazılarında merkez yoklaması, bazılarında ise önseçim veya aday yoklaması ile aday tesbiti yapacaktı.
Benim de aday olmayı düşündüğüm İzmir’’in 3. Bölgesi’’nde ise önce merkez yoklaması ve oluşan tepkiler üzerine de aday yoklaması kararı alınacaktı. Binlerce kongre ve önseçim delegesinin oy kullandığı aday yoklamasında sıralama Necati Yıldız, Atila Sertel, A.Rıza Kaya şeklinde oluşacaktı.
Ön seçim ve aday yoklamalarında Baykal yanlıları Türkiye ölçeğinde başarısız olacak, benim de aralarında olduğum yalnızca 4 kişi 1.sırada, diğer 10-12 kişi ise daha alt sıralardan aday olabileceklerdi. Benim durumum bir yandan Anti-Baykalcıların tepkisine, öbür yandan da çoğu sıralamaya bile girememiş Baykalcıların kıskançlığına yol açacaktı.
SHP’’nin HEP ile yaptığı seçim işbirliği, diğer partilerin seçim propagandalarının ana malzemesi olacak, başını DSP’’nin çektiği ’“SHP’’ye verilen oylar PKK’’gider’” söylemi İNTERSTAR’’ın ana haber bültenlerinin ilk sırasına yerleşecekti.
Bu seçimde de Bayrampaşa benzeri bir senaryo bu defa benim için tekrar edilecekti. Bir kısmı ileriki yıllarda Baykal’’ın Genel Başkanı olduğu CHP’’de atama yoluyla siyasi görev üstlenecek olan, SHP’’nin kimi aktif üyelerinin başını çektiği gruplar seçim bölgemin özelliği nedeniyle benim ’“KÜRT kökenli’” olduğumdan tutunuz, ’“ceketimi assam kazanırım’” dediğim iddialarına kadar bir dizi dezenformasyonları seçim müddetince özellikle göçmen ağırlıklı semtlere yayacaklardı. Kimi aktif SHP üyeleri, DSP adayı Ahmet PİRİŞTİNA için, kimi de ANAP adayları için açık çalışma yürüteceklerdi.
Tüm bunlara ilaveten Büyükşehir Belediyesine bağlı İZSU Genel Müdürlüğü kaynakli fahiş bedelli su ihbarnameleri seçmenlere gönderilecek, seçim sonrası tahsilat aşamasında ise gerçek bedeller üzerinden tahsilat yapılacaktı. SHP’’li Büyükşehir Belediyesi, Genel Başkan İnönü’’nün talimatını hiçe sayacak, seçim öncesi işten çıkarmalarla emek kesiminin tepkisinin SHP’’ye yönelmesine zemin hazırlıyacaktı.
Ön seçimde başarılı olamamasını kendisine destek vermememe bağlayan M.Ali Susam gibi bazı Baykalcılar ise, bu seçimlerde ANAP 1. Sıra Adayı Işılay Saygın ile kurdukları köprüler sayesinde ileride Tekel dağıtımlarını, hukuken ANAP’’lı olduktan sonra da TEKEL’’i özelleştirme programına koydurtup RAKI bölümünden astrononomik payları elde edecek ve ilerleyen yıllarda da bizzat Baykal tarafından CHP’’ye önce Milletvekili, sonra da MYK üyesi olarak atanacaktı.
Bu seçimlerde, Doğu ve Güneydoğu’’da ortalama %34 oy alan, Karadeniz başta olmak üzere çoğu bölgelerde %50 oy kaybına uğrayan SHP %20,75 oy oranı ile 88 Milletvekili çıkarabilmiştir. İzmir özelinde ise 1.Bölgede %20.01 oyla bir, 2.bölgede %24.11 oyla üç, 3.bölgede SHP’’nin %23,86 oy oranına karşılık oyların % 25,01’’ini alan ANAP 4 milletvekilliğini de kazanmış, diğer partilerle birlikte %74,79 oy boşa gitmiştir.
İstanbul 3. Bölge 1. Sıra Adayı olan RP İl Başkanı R.Tayyip Erdoğan’’ı tercih oyunda geçen Mustafa Baş, Seçim Kurulu kararı ile milletvekili seçilmiş, RP Kayseri 1.Sıra Adayı Abdullah Gül ise bu seçimde ilk kez Milletvekili seçilerek parlamentoya girmiştir. SHP ve CHP’’nin aksine, emek verenlerine kaybetse bile sahip çıkan Milli Görüş çizgisi 1995’’te Necmettin Erbakan, 2002’’de ise R.Tayyip Erdoğan ile iktidarı yakalamıştır.
Seçimlerden sonra toplanan SHP Küçük Kurultayı’’nda yaptığım bir konuşmada ’“Partimiz SHP, ihraçlarla sebep olduğu bir yanlışı düzeltmek için Leyla Zana ve arkadaşlarını Parlamentoya taşımış, istismara açık bir konjonktürde bizleri feda etmiştir. Bu itibarla bizler birer ZANAZEDEYİZ. Şayet biz seçilmiş olsaydık yalnızca TÜRK’’lerin değil KÜRT’’lerin de vekili olacaktık. Umuyor ve diliyorum ki Leyla hanım ve arkadaşları da bu duyarlılık içinde olurlar’” demek zorunda hissetmiştim. Daha sonraları Leyla Zana ve bazı arkadaşları ’“PKK’’yı sembolize eden giyisi ve Kürtçe yemin gibi’” duygusal davranışları aklın önüne alacaklar, bir yandan bizlerin ödediği bedelleri haketmediklerini göstermiş olacak, öbür yandan da bizzat Kürtlerin daha fazla acı çekmelerine yol açacaklardı.
Leyla Zana ve 14 arkadaşı, seçimden hemen sonra kurulan Demirel başkanlığındaki DYP-SHP koalisyonuna güvenoyu verecek, Baykal’’ın 14 oy farkı ile İnönü’’ye bir kez daha yenildiği Ocak 1992 Kurultayın’’da da İnönü için oy kullandıktan hemen sonra HEP’’e geri dönecekler, bir müddet sonra da DYP-SHP koalisyonunun yeni bir demokrasi ayıbı ile dokunulmazlıkları kaldırılarak hapse atılacaklardı.
Biz ise siyaset çizgisi ve birikimlerine güven duyduğumuz Deniz Baykal ve İsmail Cem’’in birlikte kaleme aldıkları ’“YENİ SOL’’UN TÜRKİYE PROGRAMI’”nı savunup, geniş kitlelere ulaşmasını sağlamaya devam edecektik.