Onu ilk gördüğüm anda kalbimden vurulmuşa döndüm. Uzuuun uzun birbirimize baktıktan sonra
’–’‘Tamam’’ dedim içimden, ’‘Uzun zamandır bu kadar tatlısını görmemiştim. Kesinlikle benimle eve geliyor!’’
***
Evimizin yeni üyesi, sapsarı bir muhabbet kuşu yavrusundan bahsediyorum. (yoksa aklınıza başka bir şey mi geldi?)
Hayvan sevgisi, ailemizin tüm fertlerinde genetik olarak çok yüksek derecededir. Bijen halamız, Türkiye hayvan severler derneği kurucularındandır. Babam, tüm hayvanları sever, öyle ki, o ağırbaşlı haline rağmen ne zaman sokakta bir kedi ya da köpek görse, açlığını ve susuzluğunu giderir ve bazen de anneme onu eve getirmek için baskı yapar. Arkadaşlarımız dahi, bize geldikleri zaman omuzlarına bir kuşun konmasına, bir kedinin kendilerine sürtünmesine ya da koltuğun arkasından bir tavşanın çıkmasına, köpeklerimizin uykudan sonraki oyunlarına alışmış durumdalar.
***
Bunların hepsi dönem dönem yaşandı bizde, her zaman evde bir hareket vardı. Bazıları yaşlanıp hayata gözlerini yumdular, bazı kuşlarımız açık bir pencereden kaçtılar. Kısacası gün geldi bizlerden ayrıldılar.
***
Rainbow adında bir iguanamız vardı. Bir gün balkonda güneşlenirken, evimizin önündeki palmiye ağaçları gözüne çarptı, o sakin hayvan bir anda hızlanıp kendini apartmandan aşağıya saldı! Neyse ki duvarda yan yürüyebiliyorlar, düşmedi o yüzden ama yan komşulardan birinin evine girmiş olabilir diye düşündük hep. Yakın arkadaşım Gökçe ise, bir süre eve gelemedi, zira Rainbow’’dan oldum olası çok korkuyordu ve onun çevreyi biraz kolaçan edip eve tekrar gelmiş olabileceğini, aniden bir yerden karşısına çıkabileceğini düşünerek dehşete kapılıyordu.
***
Sonra Ginger vardı, sapsarı bir tavşandı.O kadar minikti ki, 2 hafta yeni doğmuş bir bebek gibi özenle bakıldı. Biray sonra iyice bize alışmıştı. Bir gün arkadaşlarım İnanç ve Can bize geldiler, onlara bira ve çerez ikram ettim. Sen misin eden.. Ginger, tek bir hamleyle koltuğa zıpladı, bira şişesine uzanarak bir yudum almaya çalıştı, (sadece parmak ucuyla bir lokma vermiş İnanç, duyunca çok kızdım, neyse ki bir şey olmadı) ardından masadaki çerezlere uzanmaya çalıştı. Az biraz da çerez yedikten sonra keyfi yerine gelmişti. Daha sonra bir Pazar bizimle Urla’’ya rakı balığa geldi, masadaki otlu mezeleri yerken çekilen videosu Youtube’’da izlenme rekorları kırdı. Bir gün de Çeşme’’ye kahvaltıya geldi bizimle, çimenleri görünce kendinden geçti. Anladık ki apartman artık kendisine dar gelmeye başlayacak, yaz kış Çeşme’’de yaşayan bir arkadaşım, Ginger’’ı çok sevdiğinden, onunla yaşamak istediğine karar verince ben de onun iyiliği için arkadaşıma vermek zorunda kaldım. Çeşmeye her gittiğimde görüyorum, yemyeşil çimenlerde sefa yapıyor haylaz, beni de unutmamış, hemen yanıma geliyor.
***
Sacha’’yı es geçemem. Dünyanın en tatlı Yorkshire Terrier’’i idi. Çevremizdeki herkesin gönlünü fethetti. Çok uzun ve mutlu bir hayat sürdü. Onu kaybettiğimde çok ama çok üzüldüm. Ama ne zaman geçmişe dönüp baksam, ölümüne o kadar üzülmeme rağmen, iyi ki varmış diyorum Sacha için. Yeri doldurulamaz sanıyorum...
***
Ve joey-joe.. Efsane sayılabilecek bir muhabbet kuşu idi. O kadar evcildi ki, kendisini bir süre sonra insan sanmaya başladı. Balkona konan güvercinlere, kuş seslerine hiçbir düşkünlüğü yoktu. Onlarla ötüşmek yerine internette gezinmeyi severdi. Ben ne zaman laptop’’ımın başına geçsem, klavyenin üzerine konar, açılan pencerelerdeki renkleri izler, ekranda ona farklı gelen şekilleri ısırmaya çalışırdı. Bir de Ezel dizisine çok düşkündü. Ekranda Kenan İzmirzalıoğlu’’nun o yakışıklı yüzü gözüktü mü televizyonun üstüne konar, baş aşağı vaziyette onu izlerdi. Geçen yaz, bana çok alışkın diye saldım onu, geri geleceği yanılgısına düşerek. Ağaçların arasında özgürlüğüne doğru uçtu Joey-joe, ve bir daha hiç gelmedi’…
***
Geçen gün, onu gördüm.İlk gördüğüm anda kalbimden vurulmuşa döndüm..Uzuuuuun uzun birbirimize baktık.. Ve ’–’‘Tamam’’ dedim içimden, ’‘Uzun zamandır bu kadar tatlısını görmemiştim.. Kesinlikle benimle eve geliyor!’’
***
Siz bu satırları okurken Yummy (sarı muhabbet kuşum) kafesinde akrobatik hareketler yaparak bana gülümsüyor sanki.. Evimizin yeni üyesi için annem dün ’‘-Koynuma alıp uyumak istiyorum’’ dedi . Yakında ev sınırları içinde özgürce uçabilecek o da.. Belki ileride bir eşi olacak, bebekleri bile olabilir. Ona gözüm gibi bakacağım..
***
Not: Bu yazıyı, geçtiğimiz hafta bir kediyi hunharca öldüren, insan bile demeye utandığım mahlûkata ithaf ediyorum. Onun hiçbir zaman kalbi olmamış belli.. Sevgiyi hiç tatmamış belki de’… Aslında empati yapamayacak durumdayım şu anda. Kızgınlığım, kinim son noktasında. Neyse ki biraz araştırınca, ona nefret kusanların facebookta kurduğu gruba, adına dahi ulaşılabiliyor. Artık kim olduğu biliniyor. Ben kendisini Allaha havale ediyorum ama o gruptaki 5000 üyenin birkaçının da onunla karşılaşınca neler yapabileceğini tahmin etmekte zorlanmıyorum..