23 Mayıs 2011 Pazartesi günü Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu'nu ziyaret eden Eşbaşkan-Başbakan Erdoğan,
' Buna karşıda az önce Sayın Başkanın ifade ettiği gibi Doğu ve Güneydoğu'daki elektrik fiyatlarının konutla birleştirilmesi yapılır ama benim de buradan bir isteğim var. Diyorum ki, burada ki direnişimizi(Türkiye'nin Güneydoğu Bölgesini kast ediyor) hep beraber güçlü kılmamız lazım. Çünkü korkunun ecele faydası yoktur. Öyleyse dik duracağız' diye konuştu…
*Eşbaşkan-Başbakan Erdoğan bölgede ki elektrik fiyatlarının düşürüleceğini söylüyor ama karşılığında bir şeyler istiyor. Yani kendi vatandaşı ile pazarlık ediyor. En iyi bildiği pazarlama işini, yani 'Al Gülüm-Ver Gülümü' kendi vatandaşına dayatıyor!..
*Eşbaşkan-Başbakan Erdoğan, bölgedeki esnafa beraberce 'Direniş' öneriyor. Ülkenin Başbakanı direniş var diyorsa, 'Hücum da-Saldırı da' var demektir. Eğer Demokratik Hukuk Devletinde, vatandaşlara saldırı varsa, o saldırıyı defetmek, görev ve sorumlulukları yasalarla belirlenmiş güvenlik güçlerine aittir. Eğer Türkiye Başbakanının dediği yapılsaydı, yani her esnaf kendi dükkanını savunmaya kalksaydı, esas anarşi ve esas kaos o zaman olurdu. Sağlıklı bir beyne sahip ve ülkesini seven bir kişinin, insanların birbirini kırması anlamına gelen bir öneride bulunması olası değildir. Böyle bir şeyi düşünebilen ve kendi insanına öneren birinin Başbakanlık makamında bulunması şahsen benim uykularımı kaçırıyor!... Hele 'korkunun ecele faydası yoktur' deyimini kullanması tam bir acizlik örneği…
AKP'nin Terör konusundaki 'Şaşı Bakışı', cehaleti ve TSK düşmanlığı ülkeyi bu hale getirdi.
Bölge insanının %90'ı- %95'i PKK Terör örgütünü desteklemez. Her türlü olumsuz koşula rağmen devletinden yana tavır koyar, bölünmek istemez.
Bölgeyi mezralara kadar gezen ve yöre insanını çok iyi tanıyan biri olarak söylüyorum; Asırlardır bölgede devam eden feodal yapı gereği, bölge insanı 'gücü' yanında ister. Eğer bölgede devlet güçlüyse, devletin yanında olur. Bölgede örgüt güçlüyse, bölge insanı örgüte itaat eder. Çünkü PKK örgütünün affı yoktur. Devletin askerine, polisine selam verenleri bile, çoluk çocuk demeden öldürür ve suçu da devletin üstüne atar.
Terörle mücadele, düzenli ordular açısından dünyanın en zor işidir.
Terör bir bataklıktır. Devleti yönetenlerin ülkeyi bu bataktan çıkarmaları gerekir. Bunun için sosyal-ekonomik-siyasal ve diplomatik yolların dışında kullanacağınız güç bellidir.
Asker- Polis- Jandarma-Köy Korucuları. Başka gücünüz var mı? Yok…
Eğer siz, her biri profesyonel kışkırtıcı olan ve kendilerine 'liberal' diyen yazarları ve cemaatin tetikçilerini dinler ve onların dümen suyuna girerseniz, terör bataklığından çıkamazsınız.
Eğer siz, terörle savaşan kahramanlarınızın, komutanlarınızın
'cemaat polisleri' tarafından elektronik sahtecilikle oluşturulan belgelere dayanarak içeri atılmasına göz yumarsanız, terör bataklığından çıkamazsınız.
Eğer siz; 40 bin insanımızın ölümünden sorumlu cani ile pazarlığa tutuşursanız, yetinmeyip yılan yuvası kandil dağına müzakere heyeti gönderirseniz, vatan toprağına giren teröristlerin, Habur'da davul zurna ile karşılanmasına göz yumarsanız, bölge insanını kaybedersiniz ve terör bataklığından çıkamazsınız.
Yıllardır, AKP'nin üst yönetimini iyi tanıyan bir siyasetçi olarak, hem AKP'ye oy verenleri hem de Türk Milletini uyarmaya çalıştım. Ne kadar başarılı olduk bunu 12 Haziran'da beraberce göreceğiz.
Eğer, biat(tartışmasız itaat emek) kültürü ile yetişenlerin, belli cemaatlerdeki gizli örgütlenmelere katılan siyasetçilerin, kadına saygı duymayan, kadını köle olarak gören ve 4 evliliği normal kabul edenlerin, Türk Milleti kavramı yerine Ümmetçiliği dayatanların, Tek Bayrak-Tek Millet-Tek Devlet yerine federal yapıyı isteyenlerin, Atatürk'e ve Türk Bayrağına tahammül edemeyip, Barzani denen eşkıyanın önünde dörtayak olanların 'Demokrat'lık' palavralarına inanacak olursanız, 12 Haziran'dan sonra olacaklar şunlardır;
*Bölgede tüm levhalar sadece Kürtçe yazılır ve Türkçe konuşmak yasaklanır.
*ABD-AKP-Cemaat işbirliği ile bölünme fiili olarak başlar.
*Adına 'Sivil İtaatsizlik' denen toplu kalkışmalar bölgenin her yerinde başlar. Arap ülkeleriyle vizelerin kaldırılmasıyla ülkemize serbestçe giren, profesyonel teröristlerin ve propagandacıların kışkırtmasıyla, halkımız asker ve polisle karşı karşıya getirilecektir. Daha dün Irak vatandaşı bir terörist yüzünden Cizre'nin ne hale geldiğini dehşetle gördük…

*BDP-PKK emrinde olan Yerel yönetimlerde Türk Bayrağı yerine PKK bayrakları asılır.
*Özellikle büyük illerde bombalı saldırılar ve can alıcı eylemler çoğalır..
Niyetim kimseyi ürkütmek değildir. Ama siz istediğiniz kadar görmezden gelin, gözlerinizi kapayın maalesef gerçek budur. Bölgenin büyük bir kısmında
'Devlet Otoritesi' yoktur.
Bu bataklıktan çıkmanın yolu öncelikle AKP'yi iktidar koltuğundan demokratik yolla indirmektir.
Bu seçimler; Türkiye bölünsün mü, bölünmesi mi sorularının cevabının verileceği ve Türk Milleti ile Bölücü BDP+AKP arasında yapılacak çok önemli bir seçim olacaktır. Herkesin aklını başına alması zamanıdır…
Not: Yarın, 12 Haziran'da partilerin çıkaracağı milletvekili sayıları ile ilgili çalışmamı takdim edeceğim.