İzmir'in yerel gündemi günlerdir kentin üzerinde hassasiyetle durduğu '9 eylül' kurtuluş günü etkinlikleri ile ilgili çalkalanıp duruyordu. Sonrasında artan tepkiler nedeniyle devreye giren Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, kurtuluş etkinliklerinin her yıl olduğu gibi bu yıl da aynen uygulanacağını söyleyerek ortamı sakinleştirmeyi amaçlamıştı. Ancak İzmirlilerin özellikle sosyal medyada gösterdikleri yoğun tepki sonrası gelen bu kararın etkili olmadığını yaşanan süreç de apaçık ortaya serdi.
Ve Bugün beklenen oldu. Zaten uzun süreden beri gerilen ipler bugün törenlerde koptu. Hükümet ve muhalefet partisinin temsilcileri arasında başlayan tartaklamalar ve tartışmalar törenlerde halkın protesto gösterilerini de beraberinde getirdi. Görüldüğü üzere gereksiz yere başlatılan '9 Eylül' tartışmaları adım adım ötekileştirme politikasına hizmet etti.
Bu kentte yaşayan vatandaşlar 'senin görüşün', 'benim görüşüm' denilerek istemeden de olsa ayrıştırılma sürecine dahil oldu. Oysa ki İzmir'in düşman işgalinden kurtuluşunun 90. Yılı tüm hemşehrilerce İzmir'e ve İzmirliye yakışır bir şekilde kutlanmalıydı.
Kutlama derken davul-zurna veya sazlı sözlü konser ile değil tabii ki…Terör belası nedeniyle canımızın fazlasıyla acıdığı duygusal hassasiyetimizin had safhada olduğu bu günlerde şaşalı bir kutlama olmayacaktı elbette. Ancak İzmirliler için böylesine önem taşıyan bir günde bayrak çekme ve süvari yürüyüşü gibi etkinlerin bile kısıtlanması sen-ben tartışmalarının doruğa ulaşacağı bir uygulamanın fitilini ateşlediği de yaşanan tatsız olaylar ile gözler önüne serildi.
Anlamakta zorluk çektiğim konu şu; Böylesine mütevazi bir kutlama kimi veya kimleri neden rahatsız etmiş olabilirdi? Önceki süreçlerde de Kentin dokusunu zedeleyecek, kırmızı çizgilerini aşma girişimlerinin başarısızlıkla sonuçlandığını hep birlikte görmüş, yaşamıştık. Umarım bu tür ayrıştırmayı tetikleyecek uygulamalar ile bir daha sınava tabii tutulmayız.
Dokuz Eylül kurtuluş mücadelesi kutlu olsun İzmirim…