Farkında mı bilmem ama CHP 30'da 28 yaptığı İzmir'de hakimiyetini kaybetmek üzere… Geçtiğimiz gün açıklanan bir kamuoyu araştırmasının sonuçlarına göre Ak Parti 13 ilçede dengeleri değiştirmiş görünüyor. Ekonomik ve sosyal anlamda gelişen bunca olumsuz politikalara rağmen Ak Parti'nin hala yıldız parti olmasının nedenleri bana düşündürücü geliyor. Akademisyen, doktor, eczacı gibi birçok aydın kesimin sindirilip hiç edildiği bu düzende konuşmamız ve tartışmamız gereken onca mesele varken Türkiye'nin sanki başka hiç meselesi kalmamış gibi siyasetin 'Kürtaj' üzerinde yoğunlaşması ise akıllara şaşkınlık veriyor.
Beş seneyi geçen tutukluluk süreleri ile tutukluluğun adeta cezaya dönüştüğü ülkemizde yıllardır terörle mücadele etmiş isimlerin tutsaklığını üzülerek izliyoruz. Kalemlerin hapsedildiği ve milli iradenin hiçe sayılıp milletvekillerinin demir parmaklıklar ardında tutulduğunu görüyoruz. Üretici perişan, esnaf kan ağlıyor. İşçisinden memuruna kadar herkese ama herkese bir haller oldu. Tepki göstermeyen/gösteremeyen mutsuz insanların sayısı gün geçtikçe artıyor.
Beş kilo patates geliri ile ancak bir bardak çay içebilen üretici tarlasını satıp primlerini toptan yatırarak emekli olmayı tercih ediyor. Makine mühendisinin itfaiyeci, hukuk fakültesi mezununun gardiyan olmak için ter döktüğü sınavlara, mülakatlara ise hiç girmiyorum. Kadına yönelik önlenemeyen şiddet, yap-boz tahtasına dönen eğitim ve öğretim bir yana sosyal adaleti sağlayamadığımız gibi hak ve özgürlükler anlamında da sahip olduğumuz birçok değeri de yavaş yavaş kaybettiğimizi düşünüyorum. Ve gariptir; adaletin tecellisinde bile hukukun üstünlüğü ve üstünlerin hukuku gibi ikisi de birbirinden menkul kutuplara ayrılmış durumdayız. Ne acı ve utanç vericidir ki bu ülkenin atanamayan öğretmenler ve atılan hava yolu çalışanları gibi problemleri de var.
Ana Muhalefet Partisi CHP'nin elinde problemler ve çözümleri hususunda siyaset yapmak için böylesine bolca malzeme varken Uludere konusunda köşeye sıkışan Ak Parti'nin imdadına koşmasına bir anlam veremiyorum. CHP'nin Ak Parti elçiliğine soyunup siyasi partileri dolaşması kadar vahim bir durum olabilir mi? Bana göre olamaz.Hatta olmamalıdır da…
'Türbanı ben çözerim!' diyen Kılıçdaroğlu sayesinde ne yazık ki türban Türkiye'de altın yılını yaşıyor. Dün üniversitelere giremeyen türban, önündeki bu zorlu engeli aştığı gibi bugün ilköğretime girmek için şartları zorluyor. Laiklik gibi, CHP'nin temel taşı sayılabilecek ilkelerinden ödün vererek genel af ve özerklik konularında kendine göre cesur çıkışlar sergileyen Kılıçdaroğlu geçtiğimiz günlerde bana göre yeni bir skandala imza attı. Her ne kadar kişisel görüşüm dese de; 'Öcalan'a ev hapsi olabilir!' mesajını veren Ak Parti kurmaylarından Bülent Arınç'ın hemen ardından 'Dört parti uzlaşırsa başımın üstüne!' diyen Kılıçdaroğlu en azından beni şaşırtmadı. BDP'nin bu öneriye nasıl bakacağını aklı selim herkes bilir. Kılıçdaroğlu'da biliyor ki dördüncü arıyor. Tıpkı okeye dördüncü arar gibi…
'Şimdi bu masaya dördüncü çıkar mı, çıkmaz mı?' bilmem ama 'O masa adamı fena çarpar!' ben bunu bilir, bunu söylerim.