Ah nerede vah nerede!...(1) Hiçbir şeyin tadı tuzu kalmadı mirim, eski bayramları arar gibi eski solcuları da arar olduk’… Nerede o eski günler, ah ah!...
Eski solcuların kahır ekserisi iyi çocuklar, iyi kızlardı hani’… En azından nasip olup da benim tanıdıklarım, ileri de müzeye koyarım dediklerim, öyleydi’… Kantinde veya kampüste karşılaşır, tatlı sert bir göz selamı ile birbirimizi tartar, geçer giderdik, o yıllarda’…
Zaman su gibi akıp gidiyor işte! Berlin duvarı yenice yerle yeksan olmuştu, büyük dayıları SSCB henüz yıkılmış ve Türkiye’’den başka yedi Türk Devleti daha bağımsızlığını kazanmıştı’… Bütün demir perde ülkeleri birer birer çatırdıyor, Mec danıls, kokokola ve Maykıl Ceksın bu ülkelerde tavan yapıyordu’…
İlk gençlik yıllarımdı, çok iyi hatırlıyorum’… SSCB yıkılmıştı, fakat Ruslar hala Türkiye için en büyük tehditti. ’“Sıcak denizlere inme’” emelleri bir türlü dizginlenemiyordu! Sonunda olanlar oldu, Ruslar Karadeniz üzerinden sıcak denizlere inme yolunu buldular.
Nataşalar, Tatyanalar ve Olgalar önce Trabzon, Rize ve Artvin’’e daha sonrada bütün Türkiye’’ye sızıp sıcak denizlere inme başarısını gösterdiler’… Şimdilerde yurdumuzun en sıcak sahilleri olan Fethiye, Antalya ve Alanya kıyı şeridi rus boyunduruğu altına girdi! Bütün tersanelerine girilmedi ama bütün otelleri zapt edildi!... Çar Deli Petro, Stalin ve Lenin onları görse hepsini anlından öperdi, ama neyse’…
Biz tekrar bizim solculara dönelim’…
Garip bir münasebetimiz vardı bizim solcularla’… Seksen sonrasının ezginliğinden olsa gerek artık eskisi gibi silahlı propaganda yapamıyorlar daha çok fikri zeminde çalışıyorlardı. ’“Bir gün mutlaka diyorlardı, sosyalizm gelecek diyorlardı, kominizim gerçek olacak diyorlardı’” kendi aralarında bir köşede toplanıp şarkı türkü söylüyorlardı’…
Dedim ya benim tanıdıklarımın çoğu iyi çocuklardı. Bazen ders notları alışverişinde bazen de yemek fiyatlarının yüksek olması sebebiyle yakınlaştığımız da olurdu. Ama ille de gözlerimiz okuduğumuz kitaplarda olurdu! Onlar ağabeylerinden miras parkalarının ceplerine taşırlardı kitaplarını, biz ise elimizde veya masamıza koyardık’… Onlar hem yeni, hem de eski basılmış eserler yönünden zengindiler elbette. Dergileri vardı, gazeteleri birden fazlaydı’…
Ve hala inanıyorlardı’… Ufak tefek ’“istemezük’” eylemlerine de gidiyorlardı hani. Birinci Boğaz Köprüsüne de karşı çıktılar, ikincisine de’… Beş otobüs İstanbul’’a gitmişlerdi, iyi hatırlıyorum. Bunlara ’“istemezük’” zemini olsun da dilerse ’“fizan’”(2) da olsun giderler’… İyi çocuklardır yani’…
Devir yavaş yavaş değişiyordu.’… Özal’’lı yıllardı. Para her kapıyı açmaya başlamıştı’… ’“Solcularımızın’” allayıp pulladığı Nurettin Sözen’’in İstanbul Belediyesinde tarihin en büyük yolsuzluğu İSKİ Skandalı patlamıştı. Sol idealizminin yıkıldığı an işte bu andı’…
Eski tüfek solcular parayla tanışınca çok şeyden vazgeçtiler elbette. Müteahhit olanlar, şirket kurup hayali ihracat yapanlar ve dolar milyoneri olanlar dahi oldu.
Gazete sahibi solcular Özal’’a, yazarçizer takımında yer bulan solcular ise tekmil hükümete yaranma yarışına girdi ve bitti’… Sol bitti işte.
Övünülen son solcular, seksen öncesi soydukları, bombaladıkları ve yaktıkları bankaların reklamlarında oynamaya başladılar sonra... Devir değişince hayatın da tadı kalmadı,’“tüfek icat oldu / mertlik bozuldu’”, solcular banka reklamlarında oynar oldu, tılsım bozuldu!...
Bir gün gelecek bana bu solcuları arayacaksın deseler, yemin olsun inanmazdım’… Gerçekmiş, arar oldum, keşke olsalar’… Yine bir yerlerde rastlaşsak, bir numaralı sert bakışlarımızla klark çeksek(3) birbirimize’… Üretim vasıtalarının adil dağılımından dem vursak veya emek sermaye çelişkisini tartışsak, olmadı; alt yapı ve üst yapı üzerine saatlerce konuşsak’… Sonra tekrar aynı kantinden çay alsak, aynı kötü fakat pahalı yemeklerden yesek, olmaz mı?
Ah, eski solcu arkadaşlar ah! Hani her şey eşit olacaktı?Hani zengin ve fakir ayrımı olmayacaktı?Ne dediyseniz tersi çıktı yahu!...
Ben seviyorum yine onları. Hiç olmazsa solculuk adına darbecileri savunmazlardı, kasetleri çıkmaz, çarşafa dolaşmazlar ve Lefter’’i iyi tanırlardı! (4)
Özledim o ilk gençlik yıllarımda akranım olan solcuları, özlemedim desem yalan olur’… İyi çocuklar, iyi kızlardı’…
Dipnotlar:
1) Ah nerede vah nerede’… Füsun Önal şarkısı’… Yetmişli yılların en sevilen şarkılarındandır’… Birçok Türk filmine de konu ve müzik olmuştur.
2) Fizan: Libya’’nın üç bölgesinden biridir. Bugünkü Libya'nın güneybatısında bulunur’… Osmanlı’’nın sürgün memleketidir. Uzak olduğu için dilimize de geçen değimde kullanılır.
3) Klark Çekmek: Ünlü oyuncu Clark Gable’’ın dilimize kazandırdığı bir sözcüktür.
Bir kaş yukarda olmak suretiyle hafifçe bir gülümsemeyle birlikte atılan bakıştır. Hatırlayalım: Cüneyt Arkın, Ayhan Işık, Göksel Ersoy gibi starlarımız filmlerinde bu bakışı çokça yapardı’…
Bir kaş yukarda olmak suretiyle hafifçe bir gülümsemeyle birlikte atılan bakıştır. Hatırlayalım: Cüneyt Arkın, Ayhan Işık, Göksel Ersoy gibi starlarımız filmlerinde bu bakışı çokça yapardı’…
4) Aaa! Yine mi CHP’’ye laf söyledim yoksa?...