*Her daim düşündürmüştür bu konu beni… Bacasız sanayi söylemleriyle büyüdük ta ilkokuldan beridir. Pembe tablolar çizildi, bizde inandık. 'Turizmde bir numarayız!'. 3 tarafı denizlerle çevrili bir ülke, doğa güzellikleri de cabası. Oteller o biçim, gökyüzü gibi yıldızları sayılmamakta. Peki, tamam da bir gelen turist bir daha ki seneye geliyor mu? Hiç onu hesapladınız mı? Cevabınız hayır olacaktır mutlaka. Neden mi? Çünkü
1. Gelen turist her şey dahil otellerden çıkartılmıyor. Onlar da zaten her daim yeme içmekten, ağzının bir saniye dahi boşalmadığı bu yiyecek konseptli otellerden adımını bile dışarı atmıyor.
2. Çarşıya çıkan turist saçma sapan hazır giyim mağazasına dahi girse çakma ürünleri orijinaline yakın fiyatta alıp tek yıkamadan sonra kazıklandığını anlıyor ve 'kahretsin yine kazıkladılar' diyor. (tabi altyazı bu kadarına izin veriyor)
3. Mesela Bodrum'a gelen turist sayısı ile Bodrum Su Altı Arkeoloji Müzesi'ne gelen insan sayısı arasındaki uçurumu hep görmezden gelmişizdir. Hazır Bodrum'dan laf açılmışken çevre antik kentlerde ve müzelerde durum daha da vahimdir.
4. Tur şirketleri normal şartlarda 'Kültür Turizmi' yapması gereken yerde turistleri pazarlara götürüp sadece para üzerine bir sistem kurmuşlar. Tekere çomak sokmak işimize gelmiyor dimi…
5. Bir yandan da müzelere yapılan yatırımlar hep 'Ölü Yatırım' gözüyle bakılır. 'Amannn 2 taş görmek için boşuna vakit harcamayalım' diyen yerli turistlerimiz varken yabancıları oraya yönlendirebilecek bir sistemin olması saçma olurdu.
*Burada en büyük görev sektörümüzün biricik yetkililerine düşmektedir. Özellikle kültür sektöründe çalışan devlet memurlarının 'sallabaşı al maaşı' sisteminden sıyrılmalı ve en küçük birimden en büyüğüne kadar elini taşın altına sokmaktan kaçınmamalıdır.

*Tabi bunun yanı sıra müzelerin ve ören yerlerinin adam akıllı düzenlenmesi gerektiği de ayrı bir gerçeklik. Bu gerçeklik son dönemlerde 'bazı' yerlerden güzel haberlerin gelmesiyle yüzümüzde bir tebessüm oluşturuyor. Mesela ören yerlerinde ziyaretçi karşılama yerleri yapılmış. Oldukça güzel ve bakımlı hale getirilmiş. Müzeler de keza aynı şekilde. Yenileme çalışmaları müteahhitlik kafasında yapılmadığı, beton yığını, soğuk savaş dönemlerine ait binalar gibi yapılmadığı sürece güzel. Bu yapılan işleri görmek içinse gidip biraz gezmekte fayda var. Özellikle de alışveriş merkezi bağımlılığımızdan kurtulup çocuklarınızla hafta sonları çeşitli müzelere ziyarete gidebilirsiniz.

*Konu nerden nereye geldi onu fark ettim ama arada bir sosyal mesaj vermekte gerekir diye düşündüm. Kıssadan hisse turizmi tek taraflı sadece para kazanmak olarak algılamayı ne zaman bırakırsak, elimizde bulunan 'Altın Yumurtlayan Tavuğu' o zaman fark ederiz düşüncesindeyim.

* Bacasız Sanayii'nin en büyük dişlisi 'KÜLTÜR' ve bunun üzerinden fayda sağlayacak olanlar ise bizleriz…