AB, özellikle de Fransa, birkaç aydır IŞİD terörü ile yüzleşmek zorunda kaldı. Birkaç ay diyorum, çünkü Fransa'daki Charlie Hebdo kıyımı, ardından süpermarket baskını ve 132 cana mal olan Paris saldırısı ardı ardına gerçekleşti. Böylece IŞİD terörü yaklaşık 6 milyon Müslüman'ın yaşadığı Fransa'yı esir aldı.
Ya diğer AB ülkeleri. Onlarda risk altındalar. Daha dün Almanya Hannover'de bu yüzden Almanya-Hollanda milli maçı iptal edildi, konsere izin verilmedi ve tren garı boşaltıldı. Ne diyordu IŞİD'ci 'nereye giderseniz korkuyla gideceksiniz' Bu gerçekleşmeye başladı. AB'de insanlar artık etkinliklere giderken 'acaba mı?' diye soracaklar. Belki de çoğu vazgeçip gitmeyecek. Yani IŞİD amacına ulaşmak üzere.
Batıdaki IŞİD terörünün Suriye ya da Iraklılar tarafından gerçekleştirilmemiş olması da ortaya ilginç bir durum çıkarıyor. Avrupa'daki terör saldırılarını gerçekleştirenler IŞİD saflarında Suriye veya Irak'ta savaşmış IŞİD bağlantılı AB vatandaşları ya da AB'de yaşayanlar. Demek ki AB'nin sorgulaması gereken konu bu. 'Neden Belçika ya da Fransa'da yaşayan Müslüman genç bu yolu tercih ediyor?'
Burada ironi olan husus ise, Suriyelilerin daha rahat, huzurlu ve demokrasi altında yaşamak için AB'ye giderken, AB'deki Müslüman gençlerin IŞİD'e katılmaya Suriye'ye geliyor olmaları.
Suriye ve Irak'ta bırakın alan hakimiyetini, 'İslam Devleti' adıyla devlet kuran IŞİD acaba kimin ya da kimlerin projesi? Bu sadece söylendiği gibi bölgedeki 'öfkeli gençlerin' kotardığı bir şey mi?
IŞİD'in mayasında Saddam'ın eski komutanları ve askerlerinin olduğu bir gerçek olmakla birlikte, bir örgüt proje olmasa bu kadar kısa sürede bu kadar alanı kontrol edip, para basıp, petrol satıp, kanunlar yayınlayıp, devlet olabilir mi?
Burada özellikle ABD'nin büyük günahı bulunuyor. 11 Eylül 2001 yılındaki ikiz kuleler baskınından hemen sonra Ekim 2001'de girdiği Afganistan ve Mart 2003'te girdiği Irak'ta toplamda yaklaşık 1,5 milyon insanı katletti. Arap Baharı adıyla ABD ve Batılıların kışkırttığı iç savaş sırasında Suriye ve Libya'da da 300 bin masum insan öldürüldü. Yaralananlar ve evinini barkını kaybedip yollara düşenler de işin cabası.
Dün de Türkiye-Yunanistan dostluk maçında bazı seyircilerin Yunan milli marşını ve Paris'te katledilenler için yapılan saygı duruşunu ıslıklamaları Başbakan Çipras'ı ve AB'yi şaşırtmış.
Ne bekliyordun ya AB?
Ayni düşüncedeki insanlar geçenlerde başka bir milli maç sırasında da Ankara katliamı için yapılan saygı duruşunda da ayni tavrı sergilememişler miydi? Paris katliamınsan sonra Gaziantep'te arabalar kutlama konvoyu oluşturmadılar mı?
Siz AB ve ABD, 2002 yılından bu yana Türkiye'deki laik düşünceli partiler ve çevreler karşısında kendini muhafazakar olarak tanımlayan AKP'yi desteklemediniz mi? Arap baharı sırasında seküler çevrelerden değil, Müslüman Kardeşlerden yana tavır almadınız mı?
Bu tavrınız Libya'da ABD büyükelçisinin İslamcı Selefiler tarafından öldürülmesiyle değişti.
Bütün bu tespitlerden sonra nereden, kimden gelirse gelsin terörü lanetliyorum. Terör seçmez, önüne geleni yok eder. Senin terörün kötü, benimki iyi mantığı dünyanın en sakat düşüncesidir.