Hüzün ve geçmiş birbirine girmişti yıllar bir bir ilerlerken. Hayatın acımasızlığı içinde unutulmak isteniyordu yaşanan acılar. Sadece O özlenenin burada olması istenerek...Beyhude bir dilekti bu elbet. Ama olmayacak dileklerde bile boynu bükük umutlar gizliydi. Halbuki hayat değildi acımasız olan. İnsanlardı hayatı acımasız yapan. Yaradanın yarattığı canı alarak, o ruhu yok edeceğine inanan insan sandığımız varlıklardı bu dünyayı çirkinleştiren. Bu varlıklar birer mikrop gibi çağdışı düşünceden üremişlerdi adeta. Cehaletin tehlikesine dünyayı elinde oynatan para da eklenince, bir bakmışsın birer şeytana dönmüştü insan. Ve insan mayasında olmayan nice insanlıkdışı şeyler yapmıştı diğer ademoğluna. Dünya varolduğundan beri vardı Onlar. Ademi cennettten attıran şeytandan beri var Onlar...
Fakat yüzyıllar boyu süren bu gerçeğe inat, artık bir gerçek daha var. Şu binlerce yıllık yeryüzünde kurulmuş 90 küsür yıllık Atatürk Cumhuriyeti'nde Türkiye vatandaşı olarak yaşayan herkesin bir düşüncesi var, dağlara taşlara haykırmak istediği...'Biz artık insanca yaşamak istiyoruz! Kimsenin hükümranlığında değil, laik ve çağdaş değerlere uygun özgür bir ülkede yaşamak istiyoruz. İnsanı insanca yaşamaktan men eden tüm diktatör ve görünümündeki devlet yönetimlerine ve yöneticilerine isyan ediyoruz! Diktalardan beslenen terör ve teröristlere, masumların ve aydınların canına kasteden insan kılığındakilere isyan ediyoruz. Biz artık haksız ölümlere isyan ediyoruz! Belki Mumcu'ları geri getiremeyiz ama o aydınlık beynin tohumları yeşeriyor yeni nesilde ve O'nun düşüncelerini taşıyoruz içimizde. Sizin cennet sandığınız cehenneminizde yaşamayı reddediyoruz. İnsanca yaşamayı Uğur Mumcuların, Çetin Emeçlerin, Turan Dursunların ve tarihin faili meçhul cinayet olarak kaydettiği tüm aydınlarının yolundan giderek başaracağız, korkmadan, inançla...Biz bunları savaş ile değil barışla, insanca yaşayarak ve çalışarak yapmayı yeğliyoruz. Ve başaracağız.
Seni kaybedeli 21 yıl olmuş, hain bir pusunun seni aramızdan aldığından beri. 21 yıldır sis perdesi aralanmadı. Seni yok ettiğini sanan katiller yakalanmadı ama inanıyoruz ki birgün cezalarını çekecekler. Bu cinayetin tetikçisiyle beraber ortaya çıkmasını önleyen karanlık güçler de dahil olmak üzere...Peki 21 yılda neler oldu, neler değişti? Senin söylediğin sözlerin, kitaplarında ve köşende yazdığın yazıların tek tek gerçekleşmeye başladığına tanık olduk. Sen İslami Hareket ve Hizbullah'ın varlığından ilk söz eden gazeteciydin. Hemen ardından yaşananların Türkiye yakın tarihinin arşivlerinde kayıtlı olduğunu şimdi görebiliyoruz. Sözünü ettiğin ve uyardığın tüm tehlikelerin yavaş yavaş sinsice yaklaştığını anlıyoruz. Ve Türk halkı uyanmaya başlıyor. Emin ol ki, acı çekerek, vurularak, ölerek uyanmaya başlıyor.
'Vurulduk Ey Halkım Unutma Bizi' şiirinin son dizesindeki gibi,
'... Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi!
bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi!
özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi...'
bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi!
özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz, ey halkım, unutma bizi...'
'Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi' demiştin ya,doğruymuş. Dün vurulmuştuk, ölmüştük bugün de uyanıyoruz. Sen de duy bizi!