Türkiye'de siyasetin büsbütün bir tıkanıklık yaşadığı malumunuz. Hem iktidar hem muhalefet cephesinde müthiş bir sıkışmışlık, alternatifsizlik, daralmışlık söz konusu...
Ve tabi ki seçmen cephesinde…
Uzunca bir süredir korkular, endişeler ve de beklentiler hatta çıkarlar üzerinden şekillenen bir siyasi tabloyla yüz yüzeyiz.
Ne yazık ki…
En son ne zaman içimizden gelerek, içimize sinerek kullandık/kullandınız oyunuzu…
İşte bu aday, işte bu parti dediniz şöyle ağız dolusu…
Vicdanınız rahat uyudunuz yahut bir süre sonra 'elim kırılsaydı' demediğiniz kaç seçim yaşadınız?

Ne yazık ki tablo karanlık…
Aman istikrar bozulmasın…
Aman ülke bölünmesin…
Aman şu parti, bu parti gelmesin…


Vs.. Vs…

Yapılan araştırmalara bakarsak her iki seçmenden biri yeni bir partinin şart olduğunu düşünüyor.
Hem de son beş yıldır yapılan tüm araştırmalarda aynı sonuç çıkıyor.

Ne yeni bir parti kurulabiliyor ne de mevcut partiler kendilerini yenileyebiliyor.
Bir süre önce kendi partisinin de içinde olduğu muhalefetin yeni bir lidere ihtiyacı olduğunu söyleyen
Aytun Çıray'a katılmakla birlikte eksik bulduğumu söylemeliyim.
Çünkü gelinen noktada mesele lider değişikliğiyle kurtarılamayacak kadar ciddi bir boyut kazandı.
Çıray'a katılıyorum. Türk siyaseti bir şekilde kendisine bir çıkış yolu bulacaktır, bulmalıdır.

Seçmenin uzunca bir süredir mahkûm edildiği bu karanlık tablodan kurtulmak için minik de olsa bir umut ışığı, kapı aralığı aradığını da biliyorum, görüyorum.

Ve son süreçte hareketli bir dönem yaşayan MHP'nin herkesim tarafından ilgiyle takip edilmesinin de bana göre nedeni bu arayıştır. Kendi adıma partinin seçilmiş delegelerinin iradesinin yok sayılmaya çalışılmasını da Sayın Bahçeli'nin tabandaki kurultay iradesine karşı direnişini de anlamakta zorlandığımı söylemeliyim.
Ayrıca mevcut siyasi iktidara oldukça yakın medya gurubunun Bahçeli yönetimini savunmaya geçmesini, parti içi muhalefeti eleştirmek suretiyle MHP'deki olası değişimin önüne geçmeye çalışmasının da manidar olmanın da ötesinde oldukça düşündürücü olduğunu belirtmekte yarar görüyorum.

Yine kendi adıma MHP'deki hareketin Türk siyaseti için uzun süredir beklenen değişimi tetikleyecek bir manivela görevi yapmasını muhtemel görünüyorum.

MHP'deki lider değişikliği için mücadele eden isimlerin bile hala fark edemedikleri bir şanstan söz ediyorum. Türk siyaseti için 'Arap Baharı' benzeri sonuçlar doğuracak bir hareketlenmeden…
Bir domino etkisinden..

İddia ediyorum ki, MHP'deki değişim öncelikle CHP'ye sıçrayacaktır.
Bugün için söz konusu olan bir sonraki seçimde 'barajı geçer mi yoksa kalır mı' gibi soruların yerini yeni dönemde oluşturulacak doğru bir lider ve kadroyla ana muhalefet görevini CHP'den almaya talip bir MHP'ye karşılaşmak işten bile değildir.
Ve bu durum CHP'yi yöneten kadroya ilişkin bir iç ayaklanmayı tetikleyebilir.
Sadece CHP ile sınırlı kalacağını sanmıyorum bu durumun…

Dominoda her şey bir taşın düşmesiyle başlar… HDP'nin de kendisini gözden geçireceği hatta iktidar partisi içindeki yapıların da bu değişimden etkileneceği bir süreçten söz ediyorum.

Yani Türkiye için 'siyaset baharı' kabul edilebilecek gelişmelerden…

MHP tüm bu şansı elinden kaçırırsa ne mi olur?
Türk siyaseti illa ki bir çıkış yolu bulacaktır. Bu garip tablonun ilelebet sürmesi mümkün görünmüyor. Belki merkez sağda belki merkezin bizatihi ortasında… Yahut uzunca bir süredir beklenen iktidar partisinin kendisinde… Ya yeni bir parti yahut yenilenmiş, kendilerini yenilemeyi başarmış partilerdir Türk siyasetinin ilacı…

Kendi adıma değişimin yakın olduğuna inanıyorum. İzleyip göreceğiz.

Not: İntegral Araştırma Şirketi'ndeki mesaim başladı. İşimiz araştırma, gücümüz araştırma bundan sonra… Bir önceki yazıda şahsıma yönelik kişisel saldırılara yanıt verdiğim için üzgünüm. Bu nedenle çok da eleştiri aldım. Yine şahsıma yönelik farklı mecralarla yalan, iftira dolu yeni metinler yayınlayanlar olduğunu da üzülerek görüyorum. Ama sizleri bu konularla meşgul etmeyeceğime söz veriyorum. O yayınlarla avukatım Mahmut Yılmaz bizzat ilgileniyor. Şuna inanıyorum. Doğrunun kalesi yıkılmaz… Sallanır belki ama yıkılmaz.