Bir yanı uçurum, bir yanı dağlık yolda ilerliyordu, her yanı dökük minibüs.
Uçurum olabildiğince derin, solucan gibi kıvrılmış yolun kenarında yükselen dağlarsa, akıl almayacak kadar çoraktı.
Değil ağaç, üzerinde ot bile bulunmayan dağlar bazen yolun her iki yanında yükseliyor ve her an kapanıp minibüsü yutacak gibi geliyordu.
Eskiliğinden yayları görünen koltukta büzüşmüş şekilde oturan kız çocuğu, sonu hiç gelmeyecek bir korku tünelindeydi.
Karşı yönde ilerleyen araçlar, kasıtlı biçimde üstlerine geliyor, son anda direksiyonu kıran kılıksız adamlar pis pis sırıtıyordu.
Ancak gariptir, küçük kızın da aralarında bulunduğu minibüs yolcularından hiç ses çıkmıyordu.
Kaderdi sanki olanlar ve zaten böyle olması gerekiyor gibiydi.
***
O kadar korkuyordu ki kız, hemen yanı başında oturan babasına bile bakamıyordu.
***
Hastalıklı bir sıcakla kavrulan minibüste, çürümüş ceset kokusu vardı ve bu kokuya da aldıran yoktu.
***
Karşılarında bir köy belirdi.
Canlı belirtisi olmayan köye yaklaştıklarında, yol kenarında yürüyen insanları fark etti küçük kız.
Bu nasıl olurdu bilmiyordu fakat yürüyenler canlı değildi.
Kıyafetleri sağlam, kıyafetlerin sarmaladığı bedenleri çürüktü.
Köyün girişindeki, köyden kat be kat büyük bir alana yayılmış mezarlığa doğru yürüyorlardı.
***
Tam bu sırada babasının sesiyle irkildi, nokta kadar küçülmüş kız çocuğu.
- Beni burada indir şoför bey.
- Hayır, diye bağırmak istedi kız, sesi çıkmıyordu.
Babasının minibüsten inip mezarlığa doğru yürüyenlerin arasına katılmasına izin veremezdi.
***
Yalvarmak için babasına döndü.
Babası da mezarlığa uzanan yolda yürüyenler gibiydi, korkunçtu.
Üniforması pırıl pırıl, içindeki babası çürümüş ceset görünümündeydi.
Minibüs durdu.
Kapıyı baştan aşağı kapkara pelerin giymiş bir kadın açtı.
Yüzü yoktu kadının…
Daha doğrusu, protez bir yüze sahipti.
***
Babasını elinden tutup aşağı indiren kadına engel olmaları için bağırdı, büzüşmüş kız…
Aldıran olmadı.
- Bırakın, o benim babam. Yalvarırım. Babam olmadan koca dünyada ne yaparım?
Kız sırılsıklam ve bağırarak uyandı.
Bu kaçıncı kabusuydu, bilmiyordu.
Babaları dağlarda eşkıyaya karşı savaş veren binlerce çocuktan yalnızca birisiydi kız ve bu rüyalardan bir türlü kurtulamıyordu.
***
Önümüz bayram biliyorsunuz.
Babalarının aldığı hediyelerle tatlı rüyalara dalan çocuklar ile her gecesi böyle kabuslarla dolu çocukların yaşadığı Türkiye, bayrama hazırlanıyor.
***
Kahpe savaşın, elleri kanlı sorumluları Bodrum'da tatilde; dağlarda bu ülkeyi korumak için 30 yıldır savaş veren kahramanları zindanda olan Türkiye:
- İyi bayramlar!!!