Her sabah yaptığım gibi, kalkar kalkmaz TV’yi açtım sabah haberlerini izledim…
Dün akşam olduğu gibi sabahın gündemi de liderlerin bahtsız bedevi ve kutup ayısı polemiğiydi…
Sonra kanallardan birinde kısaca açlık grevlerine değinildi…
Ardından o kanalın sunucusuna bir okuyucu maili geldi, sunucu da paylaştı… Oğlu askerde olan bir annenin mesajıydı…
İçeriği şöyleydi:
‘‘Oğlum, 3 aylık asker… Usta birliği Diyarbakır ilçelerinden birinin köy karakoluna çıktı… 15 gün önce uğurladık… Tam 15 gün oldu hala KTM denilen merkezde bekletiliyor, 15 günden bu yana yerde taşta yatıyor oğlum… Banyo yok, yatak yok, insani hiçbir şey yok… Bu çocuk vatan için gitti oralara… Devlet aldı elimden oralara gönderdi… Vatanı, bu açlık grevinde olanların yandaşlarının teröründen korumak için… Belki de bu grevdekilerin yandaşlarından birinin kurşunuyla şehit olacak… Ama 15 günden bu yana yerlerde yatıyor, daha ne kadar kalacağı da meçhul… Benim oğlum ne terörist, ne hırsız, ne katil… Ne yapayım, şimdi ben de mi açlık grevine başlayayım, akıl verin bana…’’
Boğazım düğümlendi, gözüm yaşardı…
Kaç gün oldu bilmiyorum, en son 54. günündeydi bu açlık grevleri…
54 günden bu yana hümanist sevgi pıtırcıkları tarafından ısrarla insanların gözüne sokulmaya çalışılıyor…Masummuş, mazlumlarmış, meşruymuş…
Kendi başlattıkları savaşın neferiyken, şimdi barış güvercini moduna girip, zavallı mazlum olarak lanse edilmeleri midemi bulandırıyor, cinleri tepeme çıkarıyor…
Açlık grevi yapanların yandaşları bu ülkenin gencecik çocuklarını öldürdüğü sürece, savcıyı öğretmeni kaçırdığı sürece hatta ve hatta anaokullarına molotof attığı sürece bu açlık grevleri masum olamaz, mazlum olamaz meşru hiç olamaz… Hala neyin bık bıkını ediyorsunuz siz…
Neymiş, empati yapılmıyormuş, neymiş vicdanmış… Anaokulu diyorum yahu, beş yaştan bahsediyorum, 66 aylık bile olmayandan… Ne vicdanından bahsediyorsunuz siz… Vicdan kelimesini ağzınıza bile almayın derim ben…
Bunlar sağa sola bomba mayın yerleştirirken, otobüsle eve dönen kızı yakarken, askeri, polisi, doktoru, öğretmeni öldürürken çok mu empati yaptılar…
Benden şimdi empati yapmamı, bu teröristlere, ‘‘Aman durun ölmeyin’’ dememi mi bekliyorsunuz, devam edin beklemeye o zaman…
Yakalanıp cezaevine konmasalardı, daha kaç kişinin canına kıyacaklardı acaba?
Kanla beslenip, barış söylemi yapmak nasıl bir mantıktır ki… Bugün eylemde olanların, PKK davaları nedeniyle cezaevinde oldukları bilindiği halde, eyleme desteği gördükçe, memlekette akıl ve mantık yoksunluğu tavan yapmış diyesim var…
Bir de açlık grevinin önüne onurlu kelimesini getirmiyorlar mı… Bir laf vardır severim; nerede ‘onurlu’ ‘kutsal’ kelimeleri kullanılıyorsa, bilin ki ardında yığınla yalan gizlidir, çünkü başka türlü empoze edemezler…
Daha 4 gün önce Diyarbakır’da bir jandarma karakoluna saldırıda 1 asker şehit oldu, 4 asker de yaralandı… Bunu yapanlar 2 gün sonra sağ ele geçirilecek, hapse girecek, o da hak, hürriyet deyip, açlık grevi yapacak, yok ya…
Kim ne kadar üzülüyordur bilemeyeceğim, ama İmralı’daki bebek katili daha rahat keyfine baksın diye ölmeye yatana neden üzüleyim ki…
Kime üzülüyorum biliyor musunuz: Hem yaşamak hem de vatandaşlık görevi için, memleketinden yüzlerce kilometre uzakta görev yaparken bu onurlu zavallılar (!) tarafından kalleşçe ensesinden vurulan öğretmenimin, polisimin, savcımın ya da bu onurlu zavallı mazlumların (!) döşediği mayınlarla attığı bombalarla paramparça olan gencecik askerimin anne babasına, ardında bıraktıklarına üzülüyorum…
Afyon’da binlerce parça içinden ‘‘Beni oraya götürün, ben oğlumu kokusundan bulurum’’ diyen anneye üzülüyorum…
Haaaaa bir de eylemdekileri işaret edip, boğazından nasıl lokma geçiyor diyenlere de bir çift lafım var: Bunu neden Öcalan’a sormuyorsunuz? Bildiğim kadarıyla o tatlısıyla sütlüsüyle löp löp yemeye devam ediyor… Benim lokmamı sayacağınıza, bebek katilinin haftalık menüsüne bakın… Şuraya yazıyorum, benim menümden zengindir…
Haaaaa bir de açlık grevi denince benim aklıma sadece Mahatma Gandi’nin Hindistan-Pakistan arası çatışmaları durdurmak için yaptığı açlık grevi geliyor…
Barış için, kanın durması için…