Kamuoyunu yönlendirebilecek ve kamuoyu’’na örnek olabilecek bu iki muhterem şahsın beyanlarının bazı kısımlarına beraberce bakalım;
Sn. Ertuğrul Özkök’’e, Genel Yayın Yönetmenliğinden ayrılırken soruyorlar; 20 seneyi aşkın bir süredir buradasınız. İsteyip te yapamadığınız bir şey var mı?Varsa nedir?Ertuğrul Bey cevap veriyor: ’“TAVŞAN ELBİSESİ GİYİP, GAZETE’’YE GELMEK EN BÜYÜK ÖZLEMİMDİ, GERÇEKLEŞTİREMEDİM’”!
Sn. Sıtkı Şükürer, Esiad’’ın 25. İstişare toplantısında konuşuyor; ’“Hollanda’’da kelli felli bazı adamlar, senede bir gün içlerindeki kadın kimliğine uygun süslenip püslenerek bir araya gelip yemek yiyorlarmış. İşte özgür birey olmak budur. Kendinizi saklamadan, kendi özel doğrularınızı dayatmadan, yeri ve ölçüsü doğrultusunda tüm toplumla paylaşabilmek. Bu tutum bizatihi o topluma zenginlik ve derinlik katacaktır.’”
Bu iki beyefendi’’nin görüşlerine katılmamakla beraber, saygı duyuyorum. Ertuğrul Bey özel hayatında istediği kıyafeti giyebilir. İster tavşan olur, ister kedi. Kimsenin ona karışmaya hakkı yoktur. Sıtkı Bey’’de ister senede bir gün, isterse her gün içindeki kadın kimliğine uygun olarak giyinebilir. Kimsenin ona da karışmaya hakkı yoktur.
Beni rahatsız eden taraf şudur. Bu konuşmaları kamuya açık toplantılarda yapmaları ve Türkiye’’nin en çok satan gazetesindeki köşelerinde yayımlamaları. Toplumda önder olan kişilerin hem kendi yaşam tarzlarından feragat etmeleri hem de başında bulundukları kurumları korumaları gerekir. Türkiye’’de 20 Milyon insan yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Türkiye’’de, demokrasiyi araç olarak gören ve Anayasa Mahkemesi tarafından ’“laiklik karşıtı eylemlerin odağı’” olarak damgalanan bir iktidar partisi var. Tarikatlar cirit atıyor. Üniversiteyi kazanan gençlerimiz çeşitli cemaatlerin saldırısı altındalar. Bu gençleri devlet yurtlarına alıp korumak gibi bir anayasal görevi, bilerek göz ardı eden bir hükümet var. Yüksek Yargının Başkanları, yargının baskı altında olduğunu haykırıyorlar. Genelkurmay Başkanı, TSK’’ne karşı asimetrik psikolojik harekat var diye basın toplantısı yapıyor. Milli Eğitim Bakanlığı, okullara verilen şehit ve gazilerimizin isimlerini sildiriyor. Bir daha da konmasını yasaklıyor. İnsanlar evrensel hukuk kuralları ayaklar altına alınarak, ne ile suçlandıklarını bilmeden aylarca cezaevlerinde tutuluyorlar. Yolsuzluk kurumlaşmış, rüşvet olağan hale gelmiş. İçeriği AKP’’li milletvekilleri tarafından bile bilinmeyen bir açılım saçmalığı ülkeyi parçalanma noktasına getirmiş. Yaşadığımız ortam bu.
Ayrıca bu tür beyan ve davranışların, tarikatlar, sadaka dolandırıcıları ve laik Cumhuriyet düşmanları tarafından nasıl ahlaksızca istismar edileceği acaba hiç düşünülmedi mi?Hem de kara propaganda olarak.
Sn. Özkök’’ün davranışlarını analiz edebiliyoruz. Kendisi bizzat Sn. Başbakan’’ın talimatı ile görevinden ayrılmış ve yine aldığı talimat gereği, suya sabuna dokunmayan yazılar yazmaktadır. Hatta bu tarz yazıları ile, ters propaganda denilen sistemle, AKP’’ ye hizmet etmektedir.
Peki, merkezi İZMİR gibi demokratik tepkisini en iyi gösteren bir şehirde olan ESİAD’’ın Sayın Başkanı ne yapıyor?Yukarıda yazdıklarım ve ülkenin gerçek gündemini oluşturan konularda bu güne kadar, Sayın Başkanın bir tek demecini duyan oldu mu?ESİAD’’IN kurucularından ve dünyanın en namuslu insanlarından biri olan Sayın ESAD SİVRİ’’NİN feryatları üzerine bir basın toplantısı düzenlemek hiç aklınıza gelmedi mi?Susmak sizin ve başında bulunduğunuz kurumun tercihi olabilir. Hiç olmazsa iktidarın çarpık politikalarına destek verecek davranışlardan kaçının. Lütfen biraz dikkatli olun. Lütfen