EGEDESONSÖZ – İzmir’in Karaburun ilçesi Yaylaköy’de, üzerinde 6 bine yakın zeytin ağacı bulunan tarım arazisine yapılmak istenen Güneş Enerji Santrali (GES) projesine yargıdan bir kez daha engel geldi. İzmir 7. İdare Mahkemesi, Lodos Karaburun Elektrik Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan GES projesi için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan imar planları ile Karaburun Belediyesi tarafından verilen yapı ruhsatının yürütmesini durdurdu.
Karar, projeden etkileneceği belirtilen Yaylaköy sakini Mustafa Şenbahar ile proje sahasında köyün meralarının bulunduğu Küçükbahçe Mahallesi Muhtarlığı adına Altıparmak Hukuk Bürosu tarafından açılan dava kapsamında verildi.
MAHKEME: KORUMA İLKELERİNE UYGUN DEĞİL
İzmir 7. İdare Mahkemesi, 24 Eylül 2026 tarihli kararında proje alanının özelliklerine dikkat çekti. Mahkeme kararında, Yaylaköy’ün batısında bulunan 624 bin 624 metrekare büyüklüğündeki “tarımsal niteliği korunacak özel ürün arazileri” ile Yaylaköy’ün doğusunda yer alan 9 bin 733 metrekarelik zeytinlik ve zeytin yetiştirmeye uygun özel ürün arazilerinin 1/1000 ve 1/5000 ölçekli imar planlarında “Yenilenebilir Enerji Kaynaklarına Dayalı Üretim Tesis Alanı, Güneş Enerji Santrali” olarak planlanmasını değerlendirdi.
Kararda, söz konusu alanın tamamının “Özel Çevre Koruma Bölgesi” içerisinde bulunmasına da dikkat çekildi.
Mahkeme, bu kapsamda planlamanın “şehircilik ve koruma ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı” sonucuna vardı. Bu değerlendirme doğrultusunda hem imar planlarının hem de bu planlara dayanılarak verilen yapı ruhsatının yürütmesini durdurdu.
ZEYTİNLİK HALİNE GETİRİLEN KIRAÇ ARAZİ
Dava dosyasında yer alan bilgilere göre Mustafa Şenbahar, 2007 yılında Maliye Hazinesi’nden zeytin ağaçlandırması amacıyla kiraladığı kıraç araziyi zaman içerisinde zeytinliğe dönüştürdü. Söz konusu arazide 6 bine yakın zeytin ağacının bulunduğu belirtildi.
Hukuk bürosunun açıklamasına göre aynı GES projesinin ÇED Olumlu kararı da daha önce yargı tarafından iptal edildi. Ancak ÇED davası devam ederken ağaçlandırma sahasındaki zeytin ağaçlarının GES firması tarafından kesildiği öne sürüldü.
AĞAÇ KESİMİYLE İLGİLİ CEZA VE TAZMİNAT DAVALARI SÜRÜYOR
Zeytin ağaçlarının kesildiği iddiasıyla şirket yetkilileri hakkında ayrıca adli süreç başlatıldı. Karaburun Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan davada, şirket yetkililerinin “fiili kullanım yetkileri olmadan” taşınmazdaki zeytin ağaçlarını söktükleri ve Türk Ceza Kanunu’nun 152/1-c maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçunu zincirleme şekilde işledikleri iddiası yargıya taşındı.
Aynı olayla ilgili Karaburun Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan tazminat davasının da halen devam ettiği bildirildi.
Altıparmak Hukuk Bürosu adına Av. Cem Altıparmak tarafından yapılan açıklama şu şekilde:
Altıparmak Hukuk Bürosu olarak 10 yılı aşkın bir süredir özellikle Karaburun Yarımadası’nda takip ettiğimiz davalarla, “yenilenebilir” enerji yatırmalarının yıkıcı ekolojik ve sosyo-ekonomik etkilerini hukuk ve politika düzleminde görünür kılmak için mücadele ediyoruz. Rüzgâr (RES) veya Güneş Enerji Santralleri (GES) karbon salımı yapmasalar da devasa arazi kullanımına ihtiyaç duyarlar. Özellikle Ege Marmara ve İç Anadolu’da binlerce dönüm hazine arazisi, tarım, orman ve mera alanları, RES ve GES için şirketlere tahsis edilmektedir. "Atıl arazi" veya "marjinal tarım toprağı” olarak kodlanan bu alanlar, aslında bu davada olduğu gibi yerel halkın hayvancılık yaptığı, kıraç toprağı zeytinliğe dönüştürerek geçimini sağladığı kadim müştereklerdir. Bu alanların şirketlere devri, yerel halkı geçimlik ekonomilerinden kopararak işçileşmeye veya göçe zorlamaktadır.
Termik santrallere karşı direnen köylüler haklı olarak kamuoyunda sempati toplayabilirken; bir başka diyardaki köylüler bir sözde "temiz enerji" projesine karşı kendi meralarını, ormanlarını ve tarım topraklarını savunmaya kalktığında, şirketler ve sivil toplum tarafından "iklim eylemini yavaşlatan, gerici ve kamu yararını anlamayan" bir kitle olarak damgalanabilmektedir. Bu çifte standart, şirketlerin özel ticari kârlarını "gezegenin kurtuluşu" gibi yüce bir kamu yararı zırhıyla donatarak, müştereklere el koymanın ve yeşil aklamanın eşsiz bir zeminini sunmaktadır. Dün olduğu gibi bugün de hangi yöntemle olursa olsun yeşil el koyma ve yeşil aklamanın her türlüsüne karşı, idarelerin ve şirketlerin eylemleriyle mağdur edilmiş yurttaşların yanında olmaya devam edeceğiz.




