Metehan UD / EGEDESONSÖZ - Aydın ve Muğla sınırları içerisinde kalan, antik çağdaki adı Latmos olan Beşparmak Dağı'ndaki taş ocaklarının sayısı her geçen gün artıyor. Latmos’un yanı başında yer alan taş ocakları bölgenin tarihine, kültürüne, jeolojik yapısına ve canlı yaşamına geri dönülmez zararlar veriyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, son olarak Kale Grubu’na ait Kale Maden Şirketi’nin Muğla’nın Milas ilçesindeki Kayabükü Köyü sınırlarında kalan feldspat ve kuvars ocağı için onay verdi. Bakanlık şirketin kırma eleme tesisi için ‘ÇED Gerekli Değildir’ kararı verdi.

Karar ise Latmos Platformu üyesi hukukçu Mehmet Cilsal tarafından hazırlanan dilekçe ile Kayabükü köylüleri tarafından yargıya taşındı. Davada Muğla Büyükşehir Belediyesi de davacı yanında müdahil olarak yer aldı. Kale Maden ise davalı yanında müdahil oldu. Davacılar; projenin ormanlık alan, fıstık çamları, zeytinlikler ve tarım alanları üzerindeki etkilerine, bölgedeki endemik türlere ve yerleşim yerlerine yönelik risklere dikkat çekerek işlemin hukuka aykırı olduğunu savundu.

Uyuşturucuyla yakalanan 2 şüpheli tutuklandı
Uyuşturucuyla yakalanan 2 şüpheli tutuklandı
İçeriği Görüntüle

Ekran Görüntüsü 2026 09 01 083402

MAHKEME KEŞİF YAPTI, BİLİRKİŞİLER İNCELEDİ
Mahkeme, uyuşmazlığın teknik ve özel bilgi gerektirmesi nedeniyle keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdi. 19 Aralık 2025 tarihinde sahada keşif gerçekleştirildi.

Bilirkişi heyetinde farklı uzmanlık alanlarından değerlendirmeler yapıldı. İlk raporun ardından tarafların itirazları üzerine mahkeme 29 Nisan 2026 ve 11 Haziran 2026 tarihli ara kararlarla ek rapor alınmasını istedi. Bilirkişiler tarafından hazırlanan ek değerlendirmelerde de proje dosyasındaki bazı temel eksikliklerin giderilmediği sonucuna ulaşıldı.

316 BİN TONLUK NAKLİYE TRAFİĞİNE DİKKAT ÇEKİLDİ
Mahkemenin kararında en dikkat çekici başlıklardan biri, tesisin yalnızca kurulacağı alanın değil, hammadde taşımacılığının yaratacağı etkinin de yeterince değerlendirilmemiş olması oldu.

Bilirkişi raporuna göre tesiste kullanılmak üzere dış sahalardan yaklaşık 316 bin 627 ton/yıl malzeme taşınması planlanıyor. Ancak Proje Tanıtım Dosyası’nda bu nakliyenin yaratacağı çevresel etkilerin yeterli ayrıntıda incelenmediği belirtildi.

Özellikle nakliye güzergâhlarında oluşabilecek toz, yol kaynaklı PM10 emisyonları ve güzergâh üzerindeki hassas alıcıların etkilenmesine ilişkin teknik eksiklikler bulunduğu kaydedildi.

Bilirkişiler ayrıca hava kalitesi modellemelerinin teorik hesaplamalara dayandığını, gerçek saha koşullarını yeterince yansıtan verilerle desteklenmediğini belirledi. Kapalı sistem ve sulama gibi önlemlerin çevresel etkileri azaltabileceği ancak bunların etkinliğini ortaya koyan ayrıntılı teknik çalışmaların PTD’de yeterli olmadığı ifade edildi.

Ekran Görüntüsü 2026 09 01 083526

‘KÜMÜLATİF ETKİ YETERİNCE İNCELENMEDİ’
Bilirkişi heyeti, projenin yalnız başına değerlendirilmesinin de yeterli olmadığı görüşüne vardı.

Raporda kümülatif çevresel etkiler, ekolojik baskılar ve toplam çevresel yük bakımından PTD’de sınırlı değerlendirmeler bulunduğu belirtildi.

Mahkeme de kararında, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin alınacak önlemlerle birlikte ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun ortaya konulamadığı sonucuna ulaştı.

SU KAYNAKLARI İÇİN ‘YETERLİ ÇALIŞMA YOK’
Dosyada su kaynakları da önemli tartışma başlıklarından biri oldu. Jeoloji ve hidrojeoloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirmede bölgenin jeoteknik yapısı nedeniyle çok sayıda fay hattına sahip olduğu, çatlaklı ve kırıklı yapı nedeniyle hidrojeolojik açıdan orta derecede su geçirgenliği ve iletkenliğine sahip bulunduğu belirtildi.

PTD’de ise proje alanı ve çevresindeki kaynak, pınar, çeşme, kuyu ve diğer su kullanıcılarının etkilenmesi halinde aynı kalite ve miktarda su temin edileceğine ilişkin taahhüt bulunduğu ancak projenin bölgedeki su kaynaklarını ne şekilde etkileyebileceğine ilişkin ayrıntılı bir çalışma bulunmadığı tespit edildi.

Bilirkişi, bu tür taahhütlerin yalnızca “yapılacağı” yönündeki ifadelerle bırakılmaması, somut biçimde projelendirilmesi ve mali boyutlarının ortaya konulması gerektiğini belirtti. Sonuçta verilen taahhütlerin yeterli ve yerinde olmadığı kanaatine varıldı.

Whatsapp Image 2025 12 19 At 151543

ZEYTİNLİKLER İÇİN TOZ VE KAMYON TRAFİĞİ UYARISI
Ziraat mühendisliği açısından yapılan değerlendirmede de tesisin zeytinliklere ve yerleşim alanına yakınlığına dikkat çekildi. Bilirkişi raporunda tesisin en yakın taş ocağına kuş uçuşu 2,67 kilometre, Kayabükü yerleşim merkezine ise 1,4 kilometre mesafede olduğu belirtildi. Proje alanının 3 kilometrelik çevresinde zeytinlikler bulunduğu tespit edildi.

Dışarıdan getirilecek hammadde ile tesiste işlenen ürünlerin sürekli kamyonlarla taşınmasının yerleşim alanları ve zeytinlikler açısından risk oluşturduğu ifade edildi.

Şirket tarafından yolların sulanması, temizlenmesi, kamyonların hız sınırına uyması ve yükleme-boşaltma sırasında savurma yapılmaması gibi önlemler taahhüt edildi. Ancak bilirkişi, bu taahhütlerin pratikte ne ölçüde uygulanabileceğini ve tozlanmayı ne kadar azaltacağını gösteren bilimsel verilerin bulunmadığına dikkat çekti.

Özellikle onlarca kamyonun mahalle ve zeytinliklerin bulunduğu güzergâhlardan geçmesinin, tozun yanı sıra egzoz kaynaklı etkiler bakımından da risk oluşturabileceği belirtildi. Bilirkişi, verilen taahhütlerin yerinde ve yeterli olmadığı, bilimsel esaslara dayanmadığı sonucuna vardı.

Whatsapp Gorsel 2025 05 16 Saat 204401 1Ddc0C47

338 AĞAÇ KESİLECEK
Projenin orman alanındaki etkileri de bilirkişi incelemesinde kapsamlı biçimde ele alındı.

Proje alanının tamamının 6831 sayılı Orman Kanunu kapsamında orman sayılan alanlar içerisinde ve devlet ormanı niteliğindeki 101 ada 90 parselde bulunduğu belirtildi.

PTD’de toplam 3,84 hektarlık alanda; 1,07 hektarlık kırma-eleme tesisi, 1,23 hektarlık stok alanı ve 0,72 hektarlık bitkisel toprak alanı oluşturulmasının planlandığı ifade edildi.

Projede toplam 338 ağacın kesileceğinin belirtildiği, ancak bilirkişi tarafından PTD’deki ağaç sayısı hesabının hatalı bulunduğu kaydedildi.

Alan içerisinde verimli fıstık çamı ormanlarının yanı sıra bozuk ve taşlık fıstık çamı alanlarının bulunduğu, proje sahasının çevresindeki ormanlarla bütünlük oluşturduğu belirtildi.

‘EKOLOJİK KORİDOR’ VURGUSU
Orman mühendisi bilirkişi, proje alanının yalnızca tesisin fiziksel olarak kurulacağı birkaç hektarlık alan üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Raporda, alanın çevresindeki orman ekosistemleriyle birlikte değerlendirildiğinde iki veya daha fazla orman ekosistemini birbirine bağlayan ekolojik koridor niteliği taşıdığı belirtildi.

Fıstık çamının ekonomik ve ekolojik açıdan önemli bir tür olduğu vurgulanırken, faaliyetlerin fıstık çamları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceği değerlendirildi.

Bilirkişiler ayrıca PTD’de detaylı bir restorasyon projesinin bulunmadığını, yaban hayatının korunması ve alternatif yaşam alanlarının oluşturulmasına ilişkin çalışmaların da yeterince incelenmediğini belirtti.

ORMAN YANGINI RİSKİNE AYRI BAŞLIK
Bölgenin orman yangınlarına hassas olması da mahkemenin değerlendirmesinde öne çıktı.

Bilirkişi raporunda PTD’de yangın tedbirlerinin kısa ve genel ifadelerle ele alındığı, ancak tamamı orman alanı olan proje sahası için ayrıntılı bir orman yangını acil eylem planı hazırlanması gerektiği belirtildi.

Yangın emniyet yolları, erken uyarı sistemleri, söndürme ekipleri ve ekipmanları, su rezervleri, tahliye planları, kurumlar arası koordinasyon, eğitim ve tatbikat gibi başlıkların ayrıntılı biçimde ortaya konulması gerektiği ifade edildi.

Ayrıca bu konuda Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile herhangi bir taahhüt işlemi yapılmadığı tespit edildi. Bilirkişi, verilen taahhütlerin yeterli olmadığı sonucuna vardı.

ENDEMİK TÜRLER DE DOSYADA
Biyoloji uzmanı tarafından yapılan değerlendirmede ise proje alanının biyolojik çeşitlilik açısından hassas olduğu belirtildi.

Sahada nesli tehlikeye düşmüş ve endemik Fritillaria milasense (Milas lalesi) türünün yaşam ortamının bulunduğu ifade edildi. Ayrıca nesli tehlike altında bulunan Cyclamen mirabile ve Verbascum cariense türlerinin proje alanı içerisinde ve yakınında bulunduğu kaydedildi.

Proje alanının Batı Menteşe Dağları Önemli Doğa Alanı içerisinde bulunduğu; burada çeşitli endemik ve tehdit altındaki türlerin yanı sıra gökdoğan, gökkuzgun ve Karya kertenkelesi gibi türlerin bulunduğu belirtildi.

Bilirkişi, tüm bu veriler birlikte değerlendirildiğinde mevcut haliyle “ÇED Gerekli Değildir” kararının biyoloji bilimi açısından yeterli teknik ve bilimsel dayanağa sahip olmadığı kanaatine vardı.

MAHKEME: EKSİKLİKLER KARARI HUKUKA AYKIRI HALE GETİRDİ
Mahkeme, bilirkişi raporlarına yönelik itirazları da değerlendirdi.

Kararda; bilirkişi raporlarının hükme esas alınabilecek nitelikte olduğu belirtildi. Mahkeme, PTD’de yaklaşık 316 bin 627 ton/yıl dış kaynaklı malzemenin taşınmasına ilişkin çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediğini, nakliye güzergâhlarından kaynaklanacak toz ve emisyonlar ile hassas alıcılar bakımından eksiklikler bulunduğunu tespit etti.

Bunun yanı sıra hava kalitesi modellemelerinin gerçek saha koşullarını tam olarak temsil etmediği, kümülatif çevresel etkilerin yeterince değerlendirilmediği, bölgenin fay hatları bakımından taşıdığı özelliklerin projenin deprem riskine etkisinin incelenmediği belirtildi.

Mahkeme ayrıca proje alanı ve çevresindeki zeytinliklerin projenin faaliyete geçmesiyle nasıl etkileneceğine ve bu etkilerin nasıl azaltılacağına ilişkin yeterli düzenleme bulunmadığına dikkat çekti.

Orman yangınlarına ilişkin acil eylem planının oluşturulması gerektiği ve bu konuda Muğla Orman Bölge Müdürlüğü ile herhangi bir taahhüt işleminin yapılmadığı da karar gerekçesinde yer aldı.

‘ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR’ KARARI İPTAL EDİLDİ
Mahkeme, tüm bu tespitler sonucunda proje tanıtım dosyasında çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerin, alınacak önlemlerle birlikte ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğunun ortaya konulamadığı sonucuna vardı.

Bu gerekçeyle Muğla Valiliği Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından 23 Nisan 2025 tarihinde verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının iptaline hükmedildi.

Latmos’ta kritik keşif… Gözler bilirkişi raporunda!

LATMOS PLATFORMU: 11'İNCİ ZAFER
Kararla ilgili Latmos Platformu şu açıklamayı yaptı:

Latmos Platformu olarak Çavdar, Yeşilköy, Bağarcık, Karacahayıt, Ömerler, Topçam, Örentaht ve Akbük köylerindeki madencilik faaliyetlerine karşı açtığımız 10 davaya ek olarak Muğla, Milas Kayabükü Köyü'nde açılması planlanan Kırma Eleme Tesisi davasını da kazandık.

30 Ağustos Zafer Bayramı'yla birlikte gelen bu haber, yaşadığımız toprakları korumak için köylülerle birlikte verdiğimiz uğraşının ne kadar değerli olduğunu gösterdi bize ve çok sevindik.

Bu uğraşılara bireysel ve STK olarak destek veren herkese çok teşekkür ediyoruz.

Darısı devam eden diğer davalarımızın başına