'Barış'ın sözlüklerdeki barışmak ve sulh gibi karşılıklarına itibar etmeyiniz, barış eşittir kan ve gözyaşıdır bu ülkede. Ne zaman 'barış' adına umut tohumları yeşerecek gibi olsa birileri elinde kezzap tomurcuğun tepesinde bitiverir Türkiye'de… Barışa yaklaşılan her adımın önü her defasında kan ile kesilir… 30 yıla yakındır değişmeyen gerçeğidir bu Türkiye'nin.

Leyla Zana'nın çözüm için gösterdiği adresten yankılanan olumlu etkiyle, Avni Gürel'in Kandil'e giderek Karayılan'la yaptığı röportajı yan yana okuduğumda 'barış' adına nasıl da umutlanmıştım oysa…

'Barış' artık her zamankinden daha yakın diye düşünmeyi dahi çok gördü Dağlıca'daki hain saldırı… Hükümet ile Ana muhalefet arasında sorunun çözümü için görüşmelerin yapıldığı, Talabani'nin silah bırakılma konusunda devrede olduğu söylentilerinin, Öcalan'a ev hapsinin dillendiği bir ortamda gerçekleşti 8 askerimizin hunharca katledilmesi. Saldırının; çözüm sürecini baltalamak ve barışa giden yolu tıkamak amacı taşıdığı artık tartışılmıyor bile… Çünkü PKK'nın çözümden yana olmadığını Türkiye halkı biliyor.

Ne kadar ilginçtir ki; barışa giden yolu tıkamak için yapılan saldırılar aralarına karbon kağıdı koyulmuşçasına birbirine benziyor. Öcalan'ın 'Halk savaşına gerek kalmadı. Barış protokolleri hazırladık' dediği günlerin hemen ardından Silvan'da 13 askerimiz şehit edildi. Sivil insanlar kaçırıldı.

KCK'nın ve PKK'nın en tepesindeki isim Karayılan 'Karakollara saldırı planımız yok, barış istiyoruz' röportajının yayımlanmasının hemen ardından Dağlıca'da yapılan karakol baskınıyla 8 askerimiz şehit edildi.

Öcalan'ın 'Halk savaşına gerek kalmadı. Barış protokolleri hazırladık ' dediği günlerin hemen ardından Silvan saldırısı gerçekleşiyor. Karayılan'ın ' Karakollara saldırı planımız yok, barış istiyoruz' röportajının yayımlanması sonrası Dağlıca'da karakol baskını yapılıyor. 1993 yılında Milli Güvenlik Kurulu'nda PKK'ya affın görüşüleceği günün hemen öncesinde 33 askerimizin Bingöl'de katledilmesini de aynı çerçevede ele almak gerek tabii…

PKK'nın en tepesinde olduğu söylenen Karayılan'ın 'Karakollara saldırı planımız yok' dediği günlerde Bahoz Erdal'ın; hükümetin Kürtlere karşı yok etme saldırıları karşısında hiç kimsenin ateşkes ya da silah bırakmaktan söz edemeyeceğini söyleyerek 'Gündemimiz direnişi yükseltmektir' açıklaması arasındaki çelişkinin peşine düşmesi gerekmez mi?

BDP'den yükselen ' Yeter artık' seslerinin, Eş Başkanı Selahattin Demirtaş'ın ' PKK silahlı faaliyetlerini durdursun' açıklamalarının adresinde artık PKK var. Aynı şekilde Diyarbakır bağımsız milletvekili Şerafettin Elçi'in ateşkes çağrılarının hedefinde de.

Dağlıca saldırının barışa hizmet edeceğini kim söyleyebilir?
Bir kısmı barıştan söz ederken bir kısmı süreci baltalama, barış masasını devirme peşinde olacak PKK nasıl bir örgüt? Kürt halkının PKK'yı sorgulama zamanı gelmedi mi?