Siverek 1923 yılında vilayet yapılmıştı. Aşiretler istemedi. Büyük çaplı çatışmalar oldu. Siverek'in il statüsü 1926 yılında geri alındı. Tekrar ilçeye dönüştürüldü.’¶
Büyük toprak sahiplerinin baskısına dayanamayan hükümet, bir ili ilçeye dönüştürebilmişti.
’“Siverek Vilayeti’” levhası indirilip, yerine ’“Siverek Kaymakamlığı’” asılırken, yoksul, eğitimsiz halk Ankara'da olup bitenlerin farkında bile değildi.
Halende çoğu Siverekli daha önce vilayet olduğunu neden ilçeye dönüştürüldüğünü bilmez’…
Oysa köylerde, kasabalarda, ilçelerde ağalık, beylik, şeyhlik yapmak, saltanat sürmek mümkündü. Ancak sosyolojik olarak illerde gerçek anlamda aşiret reisliği yapmak mümkün değildi.
1923 ile 1926 yılları arasında sürdürülen ağır lobide bu hedeflerden biri içindi.
İşte o tarihten sonra da Siverek "resmen" aşiret ağalarının, beylerin, şeyhlerin yönetimine teslim edildi.
Halen de öyle..
Siverek, gelişmiyor, büyümüyor, değişmiyor.
Çünkü orada devlet formalitedir.
Asıl hakimiyet aşiret ağalarında.
Bu durum Ankara'nın da işine geliyor.
’“Küçük olsun benim olsun, böyle kalsın’” diyen aşiret reisleri ile ’“Ankara'ya sorun olmasın, nasıl yönetilirse yönetilsin'' anlayışına sahip merkezi hükümet hep uyum içinde oldu.
30 Temmuz 1979'da PKK, Bucak aşiretinin bir numaralı ismi Mehmet Celal Bucak'a saldırdı.
PKK ile çatışma içinde olmanın rantıyla Bucaklar diğer aşiretleri de sindirip ilçenin gerçek hakimi oldular. Yüzlerce köy korucusu, son model silahlarla yerel bir ordu gibi ilçeyi denetim altında tutmaya başladı.
2000 seçimlerinde 225 bin nüfuslu olan ilçe, 2007 seçimlerinde 200 bine düştü.
25 bin kişi her şeyini bırakıp ilçeden kaçtı.
Siverek, Hilvan, Çermik, Diyarbakır üçgeninde 857 faali meçhul cinayet işlendi.
182 işyeri tarandı, kundaklandı ve yakıldı. Bucak aşiretinin istemediği köyler boşaltıldı.
Daha önce bir çok gazetede yayınlanan ''Siverek Cumhuriyeti'' adlı araştırmamda bunun bütün ayrıntılarını yazmaya çalışmıştım.
Aynı konuyu tekrar gündeme getirmemin nedeni Serdar ve Dicle Yeşilbahçe adlı lise öğrencisi kardeşlerin Başbakan Erdoğan'a gönderdiklerini söyledikleri mektup.
Siverek ilçesinden gönderilen mektupta bakın neler yazılmış.
"Sayın Başbakanım.
Siverek'in nüfusu 2008 sayımına göre 204.638'dir. İlçe halkı göçmen tarım işçiliği, büyük toprak sahiplerinin yanında yarıcılık, köy koruculuğu, küçük çaplı esnaflık yapmaktadır. Kahveler şaşırtıcı düzeyde çok ve kalabalıktır.
Sahip olduğumuz toprak ve hayvancılık potansiyeli, akar suları, enerji kaynakları, doğal güzellikleri bakımından Şanlıurfa'dan, Diyarbakır'dan hiç farkımız yoktur.
Karacadağ pirincimiz, peynirimiz, şire üzümümüz tamamen natürel etimiz, ünlü yemeklerimiz, kebaplarımız, Siverek unundan ekmeğimizle çok daha özel, çok daha zengin bir ilçeyiz. Siverek insanı çok da çalışkandır.
Tarihimiz Sümer ve Asurlar’’a kadar uzanıyor.
Bizim asıl yoksulluğumuz, asıl utancımız, asıl çıkmazımız halen ağalık sisteminin ilçeye, yaşamın bütün alanlarına olan hakimiyetidir. İlkel sayılabilecek bazı geleneklerin geleceğimize pranga vurmasıdır.
Sayın başbakanım devletimizden çok fazla bir şey istemiyoruz.
Siverek zaten vilayetti. Bizi tekrar il yapın. Hakkımızı iade edin. Çok değil bir de üniversite kurun. İşte o zaman ne ağalık kalır ne beylik .Ağalık o değişimin içinde kayıp olur. Bilimin, sevginin, gençliğin, eğitimin önünde kimse duramaz. Siverek Türkiye'ye yakışır bir şehir olur. Kan davaları, aşiret çatışmaları ortadan kalkar.
Sayın Başbakanımız, lütfen bir gün Siverek ilçemize gelin ve bizi il yapın. "
Mektubun özeti aynen böyle’…
Başbakan Erdoğan Siverek'e gider mi?
Bu yoksul ilçenin vilayet hakkını tekrar geri verir mi?
Burada üniversite kurar mı?
Yorumu size bırakıyorum.
Lütfen sadece bugün Siverek için yorum yazın. Siverekliler’’in buna ihtiyacı var.