Hz. Muhammed'in (s.a.v) doğduğu ülkeye gireli henüz yedi gün oldu, sizlere Suudi Arabistan Krallığına ilişkin gözlemlerimi ulaştıracağım.
İzmir'den aktarmasız direk uçuşla Cidde'ye indik. Cidde havaalanı sıradan bir Anadolu garajını andırıyor. İşlerin tamamlanması çalışanların neredeyse keyfine kalmış. Karayoluyla Mekke'ye doğru ilerlerken durmaksızın not alıyorum. Bu coğrafya her bakımdan günümüz Türkiye'sinden en az 50 yıl geride.

'Kral ve kabilesi ülke kaynaklarını ellinde bulunduruyor' demeyi çok isterdim, fakat kralın arkasında krallar var.
Yerli halk eğitimden yoksun ve yoksul biçimde, korku içinde yaşıyor.
Kral ve ailesi ise sırtını sağlam dağ; Ebu Kubeys'e dayamış… Ve Kabe'yi sarayından kuşbakışı görüyor.
Arap yarımadasının bu gizemli çölünün her noktasında petrol fışkırıyor. 50 kuruşa ya da 1 riyale 1 litre benzin alabiliyorsunuz. Türk lirası değerli ve yoksul Suudi halkı (bir kabile hariç) Osmanlı hayranı. Atalarımızın 16.yüzyıldan 1. Dünya savaşına kadar bu kutsal toprakları hiçbir ayırım yapmaksızın nasıl adaletli biçimde yönettiği şimdi daha net anlaşılıyor.
Bu coğrafyada Osmanlı'nın izlerini silmek için bize dair ne varsa yok edilmiş. Medine'de bulunan Arif Hikmet Kütüphanesi, İstanbul'dan gelen yardımların, akçelerin halka dağıtıldığı yer olan; Surre mescidi, sosyal kurumlarımız, ihtişamlı yapılarımız yıkılmış. Ayakta kalan Demiryolu İstasyonundaki mescid kullanıma açık; demiryolunun kendisi de onarılmayı ve İstanbul-Medine seferleriyle hayata akmayı bekliyor.
(Yunanistan'a da gitmiştim. Özellikle yunan adalarındaki Osmanlı eserlerinin nasıl korunmaya alındığını bu köşede yazmıştım)
Mekke'ye ulaştığımızda Mekke'nin tarihten beri gelen haşin ve sert çöl şartları ile yüzleştik... Heyecandan ağlayanlara rehberimiz, yeryüzünde yapılan ilk mabedin, Müslümanların kıblesi olan Kabe'nin göründüğünü söyledi.



Dünyayı ve ahireti kendinde toplayan yeryüzünün en kutsal noktasına Allah-u Teala'nın beytine ulaştığımızda (ancak yaşayanların anlayabileceği) tarifsiz bir duygu ve insan selinin içine girdik.
Her gün yeryüzünün bütün ırkları, renkleri, dilleri, mezheplerinden oluşan yaklaşık 500 bin mümin Kabe-i -Muazzamayı tavaf ediyor. Irk, renk, ülke, düşünce farklılıkları bu ilahi makamda bütün anlamlarını yitiriyor.
Sahip olduğunuz kimliğin, sosyal statünün, varlığın, gücün hiçbir şey ifade etmediğini, bütün bunların önünüze konulmuş birer oyuncak olduğunu burada çok ama çok iyi anlıyorsunuz.
Peygamberimiz Hz. Muhammed'in 571 senesinde Mekke'de doğduğu topraklara, dokunduğu taşlara, yürüdüğü yollara, ibadet yaptığı mekanlara girdiğiniz an his ettiklerinizin hiçbir sözcük karşılığı yoktur.
Kız çocuklarının diri-diri toprağa gömüldüğü ilkel bir dönemi tarihe gömerek dünyada yeni bir çağı başlatan Hz. Muhammed'in şehrini Mekke'yi şimdi en çok kadınlar ziyaret ediyor.
Yüz binlerin akınına uğrayan bu ülke şeriat yasalarıyla yönetiliyor. Yürütme ve yasama gücünü kral elinde bulunduruyor. Suudi ailesini ya da kralı eleştirmek çok tehlikeli; sonu ya sürgün ya da ölümdür.



Bu konuda içimizi yakan acı bir gerçeği Mekke'de öğrendim, Peygamber efendimizin akrabaları ve bütün kabilesi Medine çölünde mecburi iskana tabi tutulmuş, orada deve yetiştiriciliği yaparak yaşama tutunmaya çalışıyorlar.
Suudi ailesinin sahip olduğu ARMACO petrol şirketinin yönetiminde İsrail ve Amerikalı ciolar bulunuyor. ARMACO şirketi bütün petrol yataklarını işletme hakkını elinde bulunduruyor.
Halkın yoksulluğunu yaşamın bütün alanlarında görmeniz mümkün, hac ibadetini yapmak için dünyanın her tarafından burayı ziyarete gelen milyonların ortak görüşü şudur:
'Mekke ve Medine bir krala bırakılmayacak kadar önemlidir. Bu iki kentin yeniden imarı için yerel yönetiminin İslam Birliğine devri gerekiyor'
Buraya gelen her üç hacıdan biri Türkiye'den ya da Türkçe konuşan diğer devletlerden oluşuyor. Bazen günlük ziyaretçi sayısı bir milyonu aşıyor. Turizm geliri ise Amerika'ya gidiyor. Halk burada çok ama çok ucuz işgücüyle çalıştırılıyor.
Asgari ücret 300 TL dolayında. Kentin arka sokakları sefalet içinde…
Osmanlı döneminde bu toprakların kaynakları bütün halka eşit biçimde dağıtılırken şimdi bir ailenin denetimiyle paralar Amerika ile İsrail'e aktarılmaktadır.
Bir sonraki yazım ise Medine olacak.