Büyük başkan Aziz Kocaoğlu bana göre zor günler geçiriyor. Mayıs ayının başlamasıyla birlikte pek huzurlu uyku uyuyabildiğini sanmadığım Aziz Başkan'ın sıkıntıları bitmek tükenmek bilmiyor. Bu 'metro' işi onun başını bir hayli ağrıtsa da bu konuda gösterdiği çaba, özveri, inanç ve azimden şüphe yok! Seçime çok az bir süre kala yapılan operasyonda çalışma arkadaşları tutuklanan büyük başkan belki de bu olayın onda yarattığı stresin de etkisiyle seçimden bir gün önce kendi partilisi İzmir milletvekili Mehmet Ali Susam ile giriştiği hakarete varan sözlü sataşması ile bütün şimşekleri üzerine aldı. Belli ki pişmandı. Elinde olmayan bir öfke patlaması yaşamıştı. Bütün bunların üzerine seçimlerden de beklenen sonuç alınamayınca Aziz başkan hepten kahroldu.
Temmuz ayında 'İhsan Alyanak' gemisinin dümeni kilitlendi. Gemi yan yattı, denize battı. Geminin kaptanı o değildi ama İzmir'in kaptanı olması nedeniyle fatura ona kesildi. İzban'da terleyen yolcuların, Gültepe'de patlayan boruların ve derelerdeki pis kokuların vebali onun boynunaydı. Büyük başkan, adı gibi büyük bir şehrin başkanıydı. Kolay değildi İzmir'in başkanı olmak… Ve kolay değildi büyük olmak… Büyük olmak, büyük sorumluluklar isterdi. Herkesin hedefinde tek olmak bir başına olmak gibi…
Aziz başkan için bir kabus bitmeden ötekisi başlıyordu. Fuara günler kala İZFAŞ çalışanlarının başlattığı grev askıya alınsa ve bugün tam manasıyla bu kriz çözülmüş olsa bile Aziz başkan durduk yerde yine zarar gördü. Başkanlar hareketi mesela… Bu harekete katılan ilçe belediye başkanlarını kısmen haklı bulsam da olaya büyük başkanın penceresinden baktığımızda o da pek haksız sayılmaz. Tam da bu noktada 'Hangisi haklı kardeşim?' diye sorduğunuzu duyar gibi oldum. Evet, siz de haklısınız!

Son dönemde oldukça gergin ve sinirlerine hakim olamadığı gözlenen İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu'nu çok iyi anladığını belirten 15 yıl kesintisiz Buca Belediye Başkanlığı yapmış Cemil Şeboy bakın ne demiş:
'1994'lü yıllar belediye başkanlığı için daha rahattı. Ama her geçen gün daha da zorlaştı. Menfaatine dokunduğunuz insanlar, şantajla iş yaptırmak isteyen insanlar. Bunlara hep direniyorsunuz. Bunlarla kavga halindesiniz. Siz bir kişisiniz, ama karşınızda koskoca bir kent var. Bu kent hep size karşı. Herkes bir şeyler istiyor, bir şeyler yaptırmak istiyor. Tayininden tutun da yoluna parkına kadar. Bazılarının da özel menfaatleri var. Bunlarla boğuşuyorsunuz. Ben iş yapmaktan korkmam. Dağları devirir geçiririm. Ama sistem bana uygun bir sistem değil. Çalışmaya uygun bir sistem değil. Öyle veya böyle 15 yıl bu işi götürdüm. Ama belediye başkanlığı akıllı adamın işi değil. Akıllı adamı da zaten delirtirler. Son zamanda deli demiyorum ama Aziz Kocaoğlu'nun halini de anlıyorum. İnsan etten kemikten yapılmış. Sinirleri var. Zor iş. Allah bütün belediye başkanı arkadaşların yardımcısı olsun. Onları en iyi anlayan biriyim'.
Cemil Şeboy tecrübeleri ışığında gayet yerinde bir tespitte bulunmuş. 'Akıllı adam işi değil' dediği başkanlığı yapan bir deli tanıyorum da; Allah versin tıkır tıkır başkanlık yapıyor. Ne müfettiş var ne de muhalefet! Neyse biz o deliyi bırakalım da konumuza tekrar dönelim. Metrodan girip başkanlar hareketinden çıktık. Aziz başkan sıkıntılı… En azından bana göre öyle. Fakat ben bu sıkıntının tamamen yukarıda bahsettiğimiz nedenler dahilinde var olan bir sıkıntı olduğunu düşünmüyorum. Tabi ki etkisi ve katkısı büyük ancak bana göre yani benim için Aziz başkanın sıkıntısı daha farklı!
Genel yayın yönetmenimiz Ümit Yaldız'ın 'Rest, tekerrür ve Karataş etkisi!' başlıklı yazısında okuduğumuz Kocaoğlu'nun Baykal'a karşı '10 dakika resti' öyle hemen geçiştirilecek bir mesele değil! Deniz Baykal tarafından yalanlanan bu iddianın doğruluk payından ziyade ne için ortaya atılmış olduğunun üzerinde durmak lazım diye düşünüyorum. Siyasete yön veren, müdahale eden bir belediye başkanı olması nedeniyle sıkıntılı günler geçirip prestij kaybetse de bir zamanlar genel merkez siyasetine bile yön/şekil veren Aziz başkanın bu doğru/yalan resti altında başka bir mesaj yatıyor.
Bence Aziz başkan birilerine; 'Ben Baykal'ı tanımadım. Sen de kim oluyorsun' demek istiyor. Ama yanlış ama doğru! Kim bilir?