Geçen Mayıs’’tan beri CHP’’de yaşanan büyük değişimi hiç kimse önceden kestiremezdi’…
Bir yıl önce biri çıksa da, önce Deniz Baykal’’ın istifa edeceğini sonra da Önder Sav’’ın ayrılacağını söylese herhalde ’‘bu adam uçmuş’’ denirdi’…
Ama oldu’… Hem de her ikisi arka arkaya oldu...
Ve, yolsuzluk dosyalarıyla iktidarın tozunu atan ve belediye seçimlerinde İstanbul’’daki performansı ile göz kamaştıran Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkanı oldu’…
Oturur oturmaz da kendini alanlarda buldu’…
Çünkü referandum süreci başlamıştı ve tüm Türkiye yeni genel başkanın performansını merak ediyordu’…
Kılıçdaroğlu, il il dolaştığı ve neredeyse gitmedik yer bırakmadığı bu süreçte herkesi şaşırtan ’–ve elbette mutlu eden- müthiş bir performans sergiledi’…
Referandum bir ölçüde Kılıçdaroğlu’’nun işine yaramış ve uzun sürebilecek ’‘kürsü egemenliğini kazanma’’ yeteneğini çok kısa bir zamanda elde etmişti...
Kürsüden inip halkın arasına karıştığındaysa ondaki ’‘halk mayası’’ devreye giriyordu’…
Alçakgönüllüydü’…Sıktığı eli de, baktığı yüzü de, dinlediği konuşmayı da ciddiye alıyordu’…
İnsanların gözlerinin içine bakarak konuşması ve ellerini sıcaklıkla sıkması ’‘ben de sizden biriyim’’ mesajını veriyor’…
Onların temel sorunlarına akılcı çözümler sunması ise çok önemliydi’…
Çünkü, halka umut veriyordu’…
1970’’lerin Karaoğlan’’ı, Ecevit geliyordu sanki’…
****
Halkla kurulan bu sıcak ilişkinin sürdürülmesi için parti içinde bir sıkıntının yaşanmaması gerekiyordu’…
Oysa CHP’’nin en yüksek organı olan Parti Meclisi (PM) Sayın Kılıçdaroğlu’’nun iradesi dışında oluşmuştu’…
Rahat çalışabilmesi için sadece Merkez Yönetim Kurulu’’nu (MYK) kendisinin saptamış olması yetmiyor, PM’’ni de uyumlu çalışabileceği kişilerden oluşturması gerekiyordu’…
Çünkü 6 ay sonra ülkede seçim vardı ve tamamen dışa dönük olarak mücadele vereceği bu süreçte parti içinde farklı seslerin çıkması sadece CHP’’ye değil ülkeye de zarar verici olabilirdi’…
****
İşte Kılıçdaroğlu, bu gerekçelerle kurultay kararı aldı’…
18 Aralık Cumartesi, PM’’ni yenilemek üzere kurultay toplanıyor’…
Tartışılan şey, kurultaydaki seçimin ’‘çarşaf’’ liste ile mi, yoksa ’‘blok’’ liste ile mi yapılacağı’…
Kılıçdaroğlu, birlikte çalışmak istediklerinin seçilmesi için kurultaya ’‘blok liste’’ ile gideceğini açıkladı’…
Parti içinde Kılıçdaroğlu’’na karşı çıkanlar ise-kendilerinin de seçilmesini sağlamak için- çarşaf liste istiyorlar’…
Kılıçdaroğlu’’nu yıpratmak isteyenlerin, kurultayda uygulayacakları taktiğin şu olacağı anlaşılıyor:
Önce, çarşaf listenin kabul edilmesi için çaba harcayacaklar’…
Kurultayda bu konuda yapılacak açık oylamadan bir sonuç alamazlarsa bu kez kendi blok listelerini hazırlayıp kurultaya sunacaklarmış’…
Her iki durumda da şansları çok zayıf görünüyor’…
Çünkü Türkiye’’nin dört bir yanındaki il başkanları ve il delegelerinin çoğu bugüne kadar yaptıkları toplantılarda ’‘Kılıçdaroğlu’’na destek’’ kararı almış durumdalar’…
Ayrıca muhaliflerin, ne Sayın Baykal’’dan ve ne de Sayın Sav’’dan açık bir destek almadıkları da ortadadır. (Her ne kadar onların gizli desteğini almakta olduklarını söylüyor olsalar da, Hem Sayın Sav ve hem de Sayın Baykal siyasal geleceklerini böyle ’‘umutsuz’’ bir girişimle riske etmeyecek kadar deneyimlidirler)
Muhaliflerin beklediği Kılıçdaroğlu-Baykal ve Kılıçdaroğlu- Sav görüşmelerinin, onların umduğu gibi sonuçlanmaması da doğaldır’…
Çünkü Kılıçdaroğlu’’nun bu görüşmeleri yapmasının nedeni onlardan ’‘kendi adaylarının’’ adlarını öğrenmek değildi’…
Seçime gidilmekte olduğu bu atmosferde birlik görüntüsü vermek ve bu arada onların ’‘genel’’ önerilerini almaktı’…

****
Bu havada gerçekleşecek olan CHP kurultayı, büyük olasılıkla PM’’nin, Kılıçdaroğlu’’nun istediği doğrultuda yenilenmesi ile sonlanacak’…
Artık bundan sonra Kılıçdaroğlu’’nun arkasını daha rahat dönebileceği bir yapı kurulacak ve Haziran seçimlerine daha güçlü bir ivme ile hazırlanılacaktır’…
Elbette bundan sonra en büyük yük CHP örgütlerine düşecek’…
Sayın Kılıçdaroğlu’’nun hızına yetişmek öyle kolay olmasa gerek’…