Ak Parti İzmir İl Başkanı Ömür Kabak, kentin siyasi ezberlerini bozan konuşma ve girişimleriyle gündem oluşturmaya devam ediyor.’¶
Başkan Kabak’’la, 12 kişilik heyetle gittiği Tunceli gezisinden sonra Cumhuriyet Balosu’’nda ayaküstü söyleştik. Dün de parti binasında düzenlediği basın toplantısına katıldım.
Tunceli gezisine ilişkin izlenimlerini anlatırken şuna vurgu yaptı.
’“Güneydoğu’’da demokratik açılıma büyük destek var. Toplumun bütün kesimleri (terör rantçıları hariç) herkes huzur ve kardeşlik istiyor. Biz de bu oluşuma katkı sunmak için Tunceli ve Elazığ bölgesine bir ziyaret gerçekleştirdik. Özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi’’nde grubu bulunan siyasi partilerin il yönetimlerini bölgeye gitmeye davet ediyorum. Bölgeye dair önyargılar, yanlış yansımalar ve algılamalar var. Siyasi partilerin görevi de bu önyargı duvarlarını yıkmaktır. Bir bölgenin, bir sınıfın bir kesimin partisi, sözcüsü olmamaktır’”
Ömür Kabak’’ın çağrısı, kuşkusuz CHP ve MHP’’nin İzmir il başkanlarınaydı.
’“Doğuya gidin, halkı dinleyin, yaşamı gözlemleyin, sorunları yerinde tespit edin, ona göre politikalar geliştirin, ona göre iktidarı eleştirin, iktidara talip olun.’”
Oysa ne CHP’’nin ne de MHP’’nin böyle bir sorunu ve siyasi hedefi var.
CHP, ’“bana İzmir ve Ege sahilleri yeter’” diyor.
MHP, Kürt sorunundan beslenerek barajı aşıyor. ’“DPT’’nin Türkçe versiyonu’” desem çok haksızlık mı yapmış olurum?
Bugünkü MHP yönetimi rahmetli Türkeş kadar olamadı.
Neden olamadılar?
Çünkü, dönemin MHP Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Türkeş 1975 yılının Mart ayında Diyarbakır’’a bir gezi düzenleme ihtiyacı duydu. Protestolar ve olaylar yüzünden gezi ertelendi ancak hafızalarda şu kalmıştı.
’“MHP bölgeyi sahipleniyor. Burada siyaset yapmak istiyor.’”
O tarihlerde Türkeş’’i Diyarbakır’’a sokmayanlar ise CHP’’lilerdi.
Bugün CHP Diyarbakır Milletvekilliği yapan Mesut Değer’’in ailesi kentteki bütün Zazaları sokağa dökmüştü. Ve Türkeş’’in programını iptal ettirmişti.
Uzun yıllar CHP Diyarbakır Milletvekilliği yapan rahmetli Hasan Değer, bana anılarını anlatırken, ’“Keşke Türkeş’’i o tarihte Dağkapı Meydanı’’nda konuştursaydık. O olay MHP’’nin Kürt politikasında diyalogların kopmasının başlangıcı oldu. Belki MHP meselenin içinde yer alırdı’” demişti.
Zaten bütün tıkanma da burada..
Gitmediğiniz yer ’“siyaseten’” sizin olmuyor.
Sizin olmayan yerin sorunlarını da algılamakta güçlük çekiyorsunuz, çözüm üretemiyorsunuz. Çözüm üretenlere ortak olamıyorsunuz.