'AKP'nin İzmir'de birinci parti olacağını söylemek, CHP'nin Türkiye'de birinci parti olacağını söylemek gibi bir şey!' Bu sözler CHP İzmir'in 'atanmış' İl Başkanı Tacettin Bayır'a aitmiş. Şu an size olduğu gibi bana da oldukça enteresan geldi. İzmir açısından bakarsanız gayet güzel bir değerlendirme gibi gelse de Türkiye değerlendirmesi açısından durum içler acısı…
Yenigün Gazetesi'nin 10.05.2011 tarihli sayısında yayınlanan Doğan Karabulut'un 'Disiplin ve CHP' başlıklı yazısında işlediği bu detay beni hayretler içerisinde bıraktı. Tacettin Bayır'ın 'yakarım, çakarım' yaklaşımını işleyerek muhterem il başkanını Alman Subayları'na benzeten yazarın satırlarını okudukça büyük üzüntü duydum. CHP için, CHP'ye emek verip mücadele edenler için üzüldüm. Tacettin Bayır'ın tuhaf sorgu biçimine gönderme yapılan yazıda son cümle aynen şöyleydi: 'Sorgulayanlar dikkatli, terbiyeli ve adil olmalı, çünkü bir gün onlar da kendilerini savunmak zorunda kalabilirler!'
Kaleminize sağlık sayın yazar, bize söz bırakmamışsınız.
Bugüne kadar gözümü budaktan sözümü de dudaktan sakınmadım. Birilerine yaranmak için değil doğrularımı yaşatmak için hep var oldum. Doğruya doğru, yanlışa yanlış dedim. Daha göreve geldiği ilk günlerde tahsil durumu ile alay edilen Bayır için üzülmüş ve bu kötü davranışı sergileyenlere de içten içe kızmıştım. Çünkü bana göre; diploma ayrı şey kendini yetiştirmek ayrı şeydi. Adam vardır; 'ODTÜ' mezunudur ama 'ot' gibi davranır. Adam vardır; hayatında üniversite kapısından girmemiştir ama üniversite mezunlarını yönetir.
Bayır'ın tahsiline lafım yok ancak yönetici olarak başarılı olduğunu da söyleyemem. Bayır'ın 12 Haziran'da vereceği sınavı hep birlikte göreceğiz. Bana göre CHP'nin oyları Türkiye'nin birçok yerinde artacakken İzmir'de kayda değer bir artış yaşanmayacaktır. Bunun tek suçlusu Bayır olmayacak belki ama bu başarısızlıktaki payı oldukça yüksek olacaktır.
İşte bu noktada bugünden çok iyi adımlar atılmalıdır. Kendinize güveniniz tabii ki olacak ama 'dağları ben yarattım' da demeyeceksiniz. Ortalık 'harbi' olduğunu iddia eden 'barbi' kılıklılarla dolu. Dakikasında satışa gelebilir, iyiyken ve de favoriyken bir anda kötü olup gündemden düşebilirsiniz. Dün alkışlarla sizi omuzlarında taşıyanların verecek balınız bittiğinde, yuhlar eşliğinde size fırlattığı taşlardan kaçarken de bütün bu olanlara anlam veremeyebilirsiniz.
Perşembe günü Yılmaz Özdil'in her zamanki güzel yazılarından birini okudum. Özdil yazısında; 'Tarih, CHP'yi liderini satan parti olarak hatırlayacak' diyordu.Yılmaz Özdil'in bugüne kadar okuduğum en acı yazısı desem yeridir. Cumhuriyet ve Cumhuriyet kazanımlarına her daim sahip çıkan, Atatürkçü ve vatansever bu insanın kocaman köşesindeki bu küçük cümle bana göre çok şey anlatıyordu. Vefasızlığı mesela… Sırt dönmeyi ve kral öldü yaşasın yeni kralcılığı…
Ve sözümü şu dizelerle bitirmek istiyorum.

Taşları bağlamışlar, köpekler serbest.
Eşkıya düze inmiş, yiğitler derdest.
İmama bozulup da bozmayız abdest.
Gün gelir de bu hesap görülür elbet.

Cephede yenilen düşman bir zaman siner.
İlk fırsatta oyunu sinsice dener.
Keser döner, sap döner, bu hesap döner.
Bu millet makus talihi bu kez de yener.