Çarşamba gecesi uzun zamandır ilk kez siyasetin olmadığı, konuşulmadığı bir akşam yemeği yedim. Eşimin hiç sevmediği bir konu olan siyaseti hele hele evlilik yıldönümümüzde kesinlikle ağzıma alamazdım. Bu yüzden olsa gerek ki Dokuz Eylül Rektörlüğü'ne ait Lokal Çatı Restaurant'ta çalan birbirinden güzel parçalar eşliğinde soluduğumuz o müthiş hava bizim için oldukça dinlendirici oldu. 10 yıla yakındır beni sevip bana tahammül eden güzel kadına sunduğum teşekkürlerimin ardından affına sığınarak ilgi alanım olan yazmaya geri dönmek istiyorum.
Çarşamba'yı bitirip geldik Perşembe'ye… CHP'de uzun yıllar siyaset yapan Ödemiş İlçe Başkanı Emin Öztürk'ün disiplin dosyası il disiplin kurulu tarafından Perşembe günü ele alınacaktı. Bende bu yüzden orada olmak istiyordum. Partiden istifa ettiğim 1 Mayıs 2011 tarihinden bugüne gerek ilçe gerekse il binasına adım atmasam da Emin başkan için orada olup ona destek olmak ona ve bana gösterdiği yakınlığa duyduğum vefanın bir gereğiydi. Disiplin soruşturmasının saat dörtte başlayacağını basından biliyordum. Benim bildiğim Emin Başkan üçte orada olurdu. Saat üçte il binasındaydım. Emin başkan oraya geleli tam bir saat olmuş. Daha önce hiç dörtteki toplantıya ikide gelen bir başkan gördünüz mü? Gördüğünüzü pek sanmıyorum. Kendisiyle ve onu yalnız bırakmayarak destek olan çevresiyle epeyce bir konuştuk. Emin başkanı görüp yanına gelenler, kulağına bir şey fısıldayanlar, üzülme diyenler az da olsa onun yüzünü güldürdü. Ancak Emin başkanın yanına gelenlerden birisinin söylediği söz beni bir hayli etkiledi. Kim olduğunu bilmediğim bu adam Emin başkana; 'Bazılarına eyeri kadar değer ver' dedi. Güldüm, düşündüm.
Saat dört'ü epey bir geçmişti. Disiplin kurulu üyeleri yavaş yavaş odaya giriyorlardı. İl disiplin kurulu başkanı oturduğumuz masaya gelerek Emin ağabey diyerek saygı ve sevginin karıştığı bir tonla seslenip eliyle görüşme odasını gösterdi. Emin başkan kalkarak odaya yönlendiğinde yine Emin başkana destek için orada olan avukat bir bayanın tamamen o anki refleksi ile 'Sorguya avukat olarak refakat etmek istiyorum' demesi üzerine gözler il disiplin kurulu başkanına yöneldi. İl disiplin kurulu başkanının verdiği cevap beni mest etti. CHP'de böylesine önemli bir görevi üstlenen bu kişinin mütevazılıği ve bunun yanı sıra yapmakta olduğu işi partisinin ilkeleri ile harmanlamasının sonucunda gelen cevap takdire şayandı. İl disiplin kurulu başkanı avukat hanıma dönerek; 'Biz yargıç değiliz. İl disiplin kurulu da yargı makamı değildir. Kendisi (Emin Öztürk) bizim ilçe başkanımız ve bilgilerine başvuracağız' dedi. Daha sonra odaya girdiler. Masadakilerle sohbet ederken il disiplin kurulu tarafından dinlenmeyi bekleyen başka isimlerde vardı. Bunlardan biri de CHP Buca üyesi ve Nazım Hikmet Derneği başkanı da olan Aziz Tekin'di. Aziz Tekin'i basından ve yorumlarından tanırım ama açıkçası bu kadar genç biri olacağını da tahmin etmemiştim. Elindeki disiplin görüşme çağrısına ilişkin yazıya baktım. Kimsenin göremediğini gördüm. Sonra herkes elden ele kağıdı gezdirmeye başladı. Aaa doğru diyerek fotokopiler alındı. Kağıtta aynen şöyle yazıyordu:

Sayın,
Aziz Tekin
CHP İzmir İl Yönetim Kurulunun 07.07.2011 tarihli toplantısında Buca ilçe üyesi Yavuz MUĞLU'nun Tüzüğümüzün 70. Maddesinin (A) fıkrasının ilgili bentleri gereğince kesin çıkarma istemi ile İl disiplin kuruluna sevkine karar verilmiştir.
Savunmanızı yapmak üzere 11.08.2011 tarihinde saat 16.00'da CHP İzmir İl binasındaki disiplin kurulu odasına davet ediyoruz.

***
Evet yukarıdaki yazıyı okuduysanız fark etmişsinizdir; Aziz Tekin isminin altında bir de Yavuz Muğlu ismi geçiyor. Bu kişinin de disipline verilen ayrı bir isim olduğunu Buca İlçe Başkanı ile yaptığım telefon görüşmesinden öğrendim. O kadar çok disipline verilen adam var ki bu kişiler için düzenlenen davet kağıtları artık 'kes, kopyala, yapıştır' biçiminde hazırlanıyor. Ve bu yüzden olsa gerek ki Aziz'i çağırırken Yavuz'da arada kaynıyor. Gerçi Yavuz disipline iş bırakmamış, basmış istifasını geçmiş ama buna rağmen disiplinin işi oldukça fazla görünüyor. Bunu da Emin başkanla bir saati aşkın süre görüştükten sonra açıklama yapan il disiplin kurulu başkanından öğreniyoruz. Basına bilgilendirme yapan il disiplin kurulu başkanı; 'Oldukça yoğun bir disiplin süreci ile karşı karşıyayız. Görüşmemiz gereken birçok dosya var. Bunları bir an önce değerlendirip karara bağlamalıyız' diyerek disiplinin iş yoğunluğuna dikkat çekiyordu. Bu arada il başkanı Tacettin Bayır tek tek masadakilerle el sıkışıp 'hoş geldiniz' dedi. Hatta dönüp bana tekrar 'Fırtına senin elini sıktım mı? Kafamda bir sürü şey var atlamayayım' diye sorunca ben de 'Sıktınız' diyerek cevap verdim. Zaten sıkmıştı da… İl başkanının bu nazik tavrından dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum. Zira bir farkım olduğu zaten apaçık ortadaydı. Çünkü Emin başkan dahil birçok kişi tüzüğün o meşhur 70 (A) maddesi gereği 'kesin ihraç' istemiyle disipline verilirken benim için 'geçici çıkarma' istenmişti. Neyse biz dönelim yine disipline… Bakıyorlar ki kalabalığın arasında Egenin Sesi haber sitesi yazarlarından Sedat Çuhadar'da var; 'Hazır gelmişken onun da disiplin davetini tebliğ edelim' diyorlar. Sedat Bey şaşkın! 'Vay efendim sen nasıl yazı yazarsın?' bakışları altında o da kendisi için hazırlanmış fermanı tebliğ alıyor.
Bakalım bu zihniyet daha kimden kesip, kimi kopyalayıp, kime yapıştıracak!