İzmir, tarih boyunca limanına yanaşan her gemiyle, topraklarına sığınan her canla büyümüş, kültürleri birbiriyle mayalamış kadim bir göç coğrafyasıdır. Bu kentin ruhunu en rafine haliyle yaşatan yerlerin başında ise kuşkusuz Karşıyaka gelir. Karşıyaka, sokaklarından yükselen mutfak kokularıyla da bir aidiyet, bir buluşma noktasıdır.
Karşıyaka sokaklarında yürürken, pencerelerden yükselen aromalar sizi şaşırtmaz. Çünkü burası, sınırları aşan Makedonya ve Arnavutluk göçmenlerinin yeni vatanıdır. Balkan rüzgarları, Karşıyaka’nın deniz kokusuna karışarak bu topraklarda kalıcı bir lezzet mirasına dönüşmüştür.
Hakeza bizim gibi Girit ve Midilli kökenli mübadillere de Karşıyaka’nın her yerinde rastlanır.
Karşıyaka sadece batıdan değil, doğudan da büyük bir kültür göçünün kucağı olmuştur.
“Memleketimin Eli” denilince akıllara genellikle yerel mutfak mirasını korumayı amaçlayan, Anadolu’nun dört bir yanından geleneksel tariflerin yarıştığı o samimi atmosfer geliyor insanın aklına…
Büyükannelerimizden kalan, ölçüsü “göz kararı”, lezzeti ise “el ayarı” olan o meşhur tariflerin gün yüzüne çıkması gerek…Bu tür yarışmalar sadece yemek pişirmekle kalmıyor, aynı zamanda unutulmaya yüz tutmuş reçeteler için de çok kıymetli. Modern restoranlarda bulamayacağınız, tamamen yerel ürünlerle hazırlanan mahalli lezzetler böyle bir yarışmanın kalbi olur.
Bu türden yarışmalarda her şehrin kendi lezzetine olan sarsılmaz güveni ön plana çıkar.Yarışmalarda kullanılan malzemelerin kalitesi, o bölgenin toprağından ve ikliminden gelen özgünlüktür.
Her ev yemeğinin aslında bir hikayesi vardır. Bir göç hikayesi, bir düğün geleneği ya da bir mevsimlik hasat kutlaması... “Memleketimin Eli” bu hikayelerin tabağa yansımış haliydi.

Geçen hafta sonu Karşıyaka Kent Konseyi tarafından düzenlenen hasbelkader benim de jüri üyeleri arasında olduğum “Memleketimin Eli” Yemek Yarışması sona erdiğinde işte bunları düşünüyordum. Yarışma listesindeki o zengin gastronomi haritası, aslında Karşıyaka’nın mahallelerinde, evlerin mutfaklarında her gün sessizce yaşayan o büyük insanlık atlasının bir özetidir.
Bendenizin yanı sıra Akademisyen dostlarım Prof. Dr. Cem Karagözlü, Dr. Derya Saygılı, 50 yıllık arkadaşım gazeteci, yazar Lütfü Dağtaş ile Manisa Gastronomi Derneği Onursal Başkanı Günay Kıraç’tan oluşan jüri iki toplantı yaparak finale kalanları belirledi.
Katılan yemekler tam bir Anadolu Güzellemesiydi… Açıkçası seçmekte zorlandık. Memleketimin Eli Yemek Yarışması, Anadolu’nun köklü mutfak kültüründen Balkanlar’ın eşsiz göçmen lezzetlerine kadar uzanan çok renkli ve zengin bir gastronomi haritasını bir araya getirdi. Yarışmanın başvuru listesinde öne çıkan lezzetler ve bu lezzetlerin ait olduğu coğrafyalar, adeta bir lezzet yolculuğunun habercisi niteliğinde idi.
Katılan yemekleri gözden geçirdiğimde;
Doğu’nun derin yemek kültürünü yansıtan Elazığ’ın meşhur İçli Köftesi, Bitlis’in geleneksel Gari Aşı ve Şanlıurfa’nın ilk kez tanık olduğum tatlısı Peynirli (Pendirli) Helva yarışmanın Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya yönelik yöresel reçeteleri arasında yer alıyordu. Kayseri mutfağı, hem doğanın şifasını tabağa taşıyan Madımak yemeği hem de sabır ve maharet isteyen ünlü Kayseri Mantısı ile listede güçlü bir şekilde temsil ediliyordu. Tokat’tan gelen ve yaratıcı mutfak kültürünü yansıtan Kabak Kabuğu Yemeği ise yarışmaya farklı bir soluk getiriyor.
Antalya Akseki’nin yöresel lezzeti Filiz Aşı, Eskişehir’in enfes Mercimekli Haşhaşlı Böreği ve İzmir’in zeytinyağlı zarafetini temsil eden Enginar Dolması kıyıların ve batının esintisini taşıyordu.
Ve sınırları aşan Balkan lezzetleri… Bu yarışmanın en zengin yanlarından biri de göçmen kültürünün sofralarımıza kazandırdığı eşsiz tatlar. Makedonya kültürüne ait olan Bobolar ve Yırtık Börek gibi hamur işi ve et yemeklerinin yanı sıra, Arnavutluk mutfağının sevilen lezzeti Pirinçli Börek de bu kültürel köprünün en lezzetli örnekleri olarak yarışmada boy gösteriyordu.
Geleneksel mutfak mirasımızı geleceğe taşıyan bu nefis reçetelerin her biri, ait olduğu toprakların hikayesini ve kokusunu tabaklara taşımaya hazırdı.
Karşıyaka, tıpkı İzmir’in bütünü gibi, her gelenin kendi rengini bıraktığı, ama kimsenin yabancı kalmadığı bir potadır. Bu yemek yarışması listesindeki her bir tarif, Karşıyaka’da zaten yan yana yaşamaktadır.
Makedonya’nın böreği ile Elazığ’ın içli köftesini, İzmir’in enginarı ile aynı masada buluşturan şey; Karşıyaka’nın o köklü, hoşgörülü ve lezzete aşık göç coğrafyası kimliğidir. Çünkü bu kentte yemek, sadece doymak için değil; geçmişi anmak, geleceği paylaşmak ve “biz” olmak için pişirilir.
Sonuçta Elvan Yalçın “Enginar Dolması” ile birinci, aslen Karslı olan ama Eskişehir’de öğrendiği “Mercimekli Haşhaşlı Börek” ile yarışmaya katılan Filiz Tözün ikinci, Şanlıurfa’nın Peynirli Pendirli Helvası ile katılan Mine Mutlu üçüncü oldu. Diğer yarışmacılar kılpayı farklarla geride kaldılar. Ama kendilerini uygar cesaretleri nedeniyle kutladım.
Bu vesile ile emek veren herkese Kent Konseyi Başkanı Dilek Karcı’ya, Begüm Ertaş İncekara’ya ve bu işin stresini en çok çeken sevgili Semih Türetken’e de özel teşekkürler…