Geçen hafta ülkemizdeki olayları bir kalkışma provası olarak görmek mümkün. Çoğu neyi protesto ettiğini bilmeden ama bazı hükümet icraatlarından rahatsız olanlar, bir araya getirilmiş adeta Vandalizm güdülmüştü. Hayatında Taksimi görmemiş bir kimsenin oradaki birkaç ağaç kesimi için Vandallaşıp etrafı yakıp yıkmasını nasıl izah edebiliriz.
Organizatörler, kaba kuvvet ile hükümeti düşürme peşinde. Dikkat edin hiçbir Vandal erken seçim diye haykırmıyor. Patronu Halil özentisi olan kişi 'halk zaten aptal' diyerek, kendisinin hükümeti götürebileceğini zannediyor. Toplumdaki radikal unsurların, demokrasiyi rafa kaldırtabilecek güçte olduklarını düşünemiyorum ama ülkenin sosyo-ekonomik yapısına darbe vurduğu kesin.
Kısır siyasi çekişmeler, uzayan davaların geniş toplum kesimleri üzerinde de bir sessizlik çökertmiş durumda. Liderlerin yetmişli ve doksanlı yılları hatırlatacak biçimdeki konuşmaları, gelişen teknolojiye rağmen davaların uzayıp gitmesi toplumu adeta pasifize etmektedir. Bu durumdan kurtulmanın yolu siyasilerin birbirine laf yetiştirme yarışından uzak durmaları, yapacakları tenkitin ortaya çıkaracağı tahribatı düşünmeleri ve bir gün tekrar el sıkışabilecek bir konumu korumalarıdır. Siyaset ortamını yumuşatma iktidarın görevidir. Ana muhalefet de bu yumuşamaya katkıda bulunmalıdır. Teknoloji gelişmiştir. Gelişen teknolojiden yargının yararlanması sağlanmalı, süren davalar bir iki günde bitecek hale getirilmelidir.
Yargılamada yalan ve inkarın savunmanın bir parçası olduğu kavramı terk edilmeli. Yalan beyan davanın kaybedilmesini sağlamalıdır. Kabul ödüllendirilmeli ki, yargı dedektiflik yapmadan karar alabilsin Yargıda tıpkı tıp, mühendislik dallarında olduğu gibi ihtisaslaşmaya götürülmelidir. Yargıcın ve avukatın ihtisasları olmalı. Olmalı ki davaların yarısı Yargıtay dan dönmesin.
Hatırlayın geçen yıl DSK (eski IMF Başkanı) ABD'de bir kadına cinsel tacizden yargılanıyordu. Kadının verdiği ifadenin küçük bir bölümü yalan imiş. Bunu DSK nın avukatları tespit edip yargıya sundular ve kadının açtığı dava düştü. Bizde ise, kadının verdiği ifadenin neresinin doğru neresinin yalan olduğunu bulmak hakimin becerisine kalmış. Bu da davaların uzamasında önemli bir etken. Yine hatırlayın Motorola-Rumeli Holdingin davasını 4,5 milyon$'lık olan bu dava ABD'de üç günde bitirildi. Biz de olsa yirmi yılı bulurdu.
Bizde neden modern imkanlardan yararlanmıyor ve adaletin yanıltılmaması ilkesinden hareket edilmiyor, bunu anlamakta zorluk çekiyorum. Bu iki şeyi halledelim bakın davalar nasıl hızlanacak.