İnsanlar çıldırdı mı ne?
Sevecekleri, saygı duyacakları, varlık nedenlerinin en önemli unsuru kadınlara şiddet uygulamaktan adeta zevk alıyorlar.
Kendilerinin de bir kadından doğduğunu unutuyor erkekler.
Her haber saatinde şiddete uğramış, veya öldürülmüş bir kadının öyküsünü dinlemek insana hüzün veriyor.
Bu insanlar o denli sahipsiz ki sonları hep birbirine benziyor.
Oysa, bizi yönetenler işlerine geldiğinde 'Devlet Güçlüdür', 'Devlet Anadır' diyerek güç gösterisi yapıyorlar.
Oysa bir kadını koruyamayacak kadar güçsüzler..
Bilim insanları fiziksel şiddeti tokat atmak, dövmek, tekmelemek, saçını çekmek, itmek, yumruklamak, kolunu kıvırmak, odaya-eve kilitlemek, bir yerini kırmak, silah-kesici-delici bir alet ya da kezzap gibi kimyasal bir madde ile yaralamak, yakmak veya öldürmek, gerektiği halde tedavi olmasına engel olmak diye tanımlıyor….
Tabi bu şiddet türü kadınlara uygulanan şiddetin en uç noktası.
Sözlü – duygusal-psikolojik şiddet diye tanımlanan bir şiddet türü de var.
Bağırmak, hakaret etmek, küfretmek, tehdit etmek, korkutmak, aşağılamak, alay etmek, karar vermesine izin vermemek, başka kadınlarla –erkeklerle kıyaslamak, kendini geliştirmesine izin vermemek, eğitim hakkını engellemek, ailesi – arkadaşları – komşularıyla görüşmesine izin vermemek, evden dışarıya çıkmasına izin vermemek, her an nerede olduğunu kontrol etmek, inançlarını - kökenini - işini - maaşını küçümsemek, başkalarının önünde sürekli sözünü kesmek, bir diğer şiddet türü…
Evli olduğu kişi bile olsa tecavüz yani istemediği yer ve zamanda cinsel ilişkiye zorlamak, istemediği şekilde cinsel ilişki kurmak, başka insanlarla cinsel ilişkiye zorlamak, ensest (akrabalar arası cinsel taciz ve tecavüz), fuhuşa zorlamak, zorla evlendirmek, kürtaja zorlamak, cinsel organlarına zarar vermek, telefonla-mektupla veya sözlü olarak cinsel içerikli tacizlerde bulunmak, kadınlığına-erkekliğine laf söylemek, namus gerekçesiyle öldürmek veya öldürmeye zorlamanın adı ise cinsel şiddet…
Durun daha bitmedi.
Çalışmaya ya da çalışmamaya zorlamak, parasını veya banka kartını geri vermemek, işe gitmesine izin vermemek, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamamak, hiç ara vermemek, şahsi mallarını- ziynet eşyalarını almak, ailenin parasını ve tasarrufları için hiç fikrini sormamak, işten atılmasına yol açacak olaylar yaratmakta bilim insanlarınca ekonomik şiddet olarak tanımlanıyor.
Evet, Bilim insanları kadına olan şiddeti bu ifadelerle tanımlıyorlar.
Evrensel hukukta öyle.
Ama ya bizde?
Bizim mahkemelerimiz nasıl bakıyor kadına yönelik şiddete?
Ya karakollarımız da neler oluyor ?
Bizi yönetenlerin kafasında ki anlamı ve önemi nedir kadının?
Ya siz Kadına yönelik şiddete nasıl bakıyorsunuz?
Kürtajın yasaklanması için kamuoyu yaratmaya çalışıyor Başbakan.
Kadını kürtaja zorlamak nasıl kadına yönelik bir şiddet biçimi ise,
Kürtajı yasaklamakta bir şiddet yönteminden başka bir şey değildir.
Başta kadınlarımız olmak üzere herkes bu gerici tavra karşı durmalıdır.
Burada amaç başkadır.
Burada ki anlayış, bizlerin anlayışıyla taban tabana zıttır.
Haydi mücadeleye…