Belediyelerde 'YOK' bol bol varken, 'Kentte yaşayan insan nedir ki?' anlayışı öne çıkmaktadır. Ama bunlar yani bürokrasi reisleri sahte idealist elbiselerini kendine yakıştırırken, uygarlığın gümrükçülüğü rolünü de başarıyla oynamaktadırlar.

İzmir' e yazık oluyor. İzmir' in damla damla kent kültür birikimi yok olmaktadır. Ama kent lider karikatürlerinin şakşakçıları, yalakaları, yağcıları, çıkarcıları öne çıkmaktadır. Oysa İzmir' de yaşayanların kente karşı düşünceleri sarsılmış, kentlilik duygusu da örselenmiştir.

Lider, biten çağ ile başlayan bir çağ arasında köprüdür.
Çünkü yeni çağa yönelmiş insanlarla eskiye sarılmış olanların meydana getirdiği toplum, dinamik ve statik kuvvetlerin çatışmasının gürültüsünü yansıtmaktadır.

Bu noktada kent lideri taraftır
. Çağdaşlık ve uygarlık tarikatından yana olmalıdır. Ortada gezmez, günlük yaşamaz, ileriye dönük projeci ve planlamacıdır. Demokrasi ve bürokrasi kurumlarının üstünlük yarışında, demokrasiden yanadır. Bütün bunlar kent liderleri içindir, karikatürleri için değildir. İlkel kurumların etkileri içimizde gizlice yaşamaktadır. Bu daha çok kendini beğenme ve bencilliği getirir. Daha ileri boyutta kent halkını hamam böceği gibi görür. Bu bir hastalıktır, adı da kendini beğenme yani; NARSİZMDİR.

Gerçek kent liderinin büyüklüğü başarılarından anlaşılır.
Büyük kent liderliği bürokrasiye teslimiyeti reddeder. Çünkü bu kent halkı insan niteliğinde doğmuştur, bu halk zaman aşımına uğramaz.

Kent halkı, gerçek kent liderini DEV beden, DEV güç
görür. Bebek beyinli olmasını istemez. Belediye başkanlığı makamının zaman geçirme adına fuzuli işgalini de istemez.

Sonuç olarak;
kentin kimliğine katkı koyacak, kent halkını projeleri ile heyecanlandıracak, onlara ekonomik katkı sağlayacak projelere ihtiyaç vardır. Demokrasiyi kent halkı ile birlikte alabildiğine yaşamak gerekir. Bu da kentin gerçek liderleri ile olur. Bürokrasi liderliğini herkes yapar. Kent halkı kendi reisi ile birebir görüşmek ister. Diğerleri teferruattır.