İstanbul trafiği çok kırılgandır. Küçük bir kaza, kilometrelere uzayan kuyrukların oluşmasına yol açıyor. 18 Haziran günü kuyruklarda bekleyenlere uzatılan mikrofonlara söylenenlerin özeti 'çok acele 3. Köprü yapılmalı'
Bunu konuşanlardan duyunca maziyi düşündüm. Köprünün sekiz şeridinin sadece üçü kapalı. Ancak oluşan kuyrukta bekleyenlerin kaybettiği saatler. Ve trafikte araba içinde beklemeye duyulan tepki.
Köprünün (boğaziçi) yapılması tartışmaları sırasında CHP'nin tavrını genel sekreter yardımcısı olan Prof. Besim ÜSTÜNEL seslendiriyordu. Hocanın ekonomik değerlendirmesi evlere şenlikti. Hoca 'Boğaza yapılacak köprü zap suyu üzerine yapılsa daha ekonomik olur' diyordu. Bir taraftan boğaza köprü yapılmasına karşı çıkıyor, diğer taraftan da doğuda Van'a Hakkari'ye selam çakıyordu. Hoca parti söylemiyle o kadar haşır neşir olmuştu ki birgün 'boğaza yapılacak köprü ekonomik (kendisini ödeyebilecek) olursa ben kitaplarımı yakarım' demişti.
Halk Partisi büyük bir yanlışlıkla boğaz köprüsüne karşı çıkıyordu. Bunun ana sebebi, Devlet Planlama Teşkilatı'nda bulunan sol düşünceli arkadaşların yanlış yönlendirilmesi yatıyordu. Aradan on yıl zaman geçti boğaz köprüsünden alınan geçiş ücretleri hem köprünün ve hem de bağlantı yollarının yatırım parasını çıkardı. Köprünün kendisini ödediğini ilan ettiğimiz O günlerde bir seminerde konuşmacı idim. Baktım tam karşımda Sn. Prof. Besim Üstünel oturuyordu. Kitaplarımı yakarım demişti ya, kendisine bakarak 'bakın boğaz köprüsüne karşı çıkmış olan bazı kitapsız hocalar acaba kara geçen bu köprümüzün daha kaç yıl artan bir gelirle hizmet vereceğini söyleyebilirler mi? ' dedim. Sayın hoca morardı. Öyle ya köprü on yılda kara geçmişti. Aradan bir müddet geçti, serbest seçimlere gelindiğinde, Rahmetli Özal, ikinci köprünün yapılmasının şart olduğunu düşünüyordu, ama kaynak yoktu. Akla cin bir fikir geldi, birinci köprünün gelirlerini satıp elde edilecek parayı ikinci köprünün finansmanında kullanmak. Bu fikre bir televizyon tartışmasında Rahmetli Calp 'sattırtmam, sattırtmam' diyerek karşı çıktı. Vakti geldi, köprü gelirleri satıldı, onun parası ile de ikinci köprü inşa edildi.
Bu anım neden aklıma geldi bilmiyorum. Ama İstanbul boğazına bir köprüyü, bir tüp geçidini mümkün olduğunca erken yapmamız lazım. Pazartesi günü insanların kaybettikleri zamanın bir değerlendirmesini yapsak her gün İstanbul trafiğinde milyonlarca $ kaybediyoruz. Zaman olarak, yakıt olarak. Sergilediğimiz görüntü kirliliği olarak.