Buse AÇIKALIN/EGEDESONSÖZ- İzmir’de huzurevi ve bakım hizmetlerine yönelik ihtiyaç artıyor.

Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü sisteminde yaklaşık 17 bin, İzmir Büyükşehir Belediyesi huzurevlerinde ise yaklaşık 4 bin kişinin beklediği belirtilirken konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği (SHUDER) İzmir Şube Başkanı Tufan Fırat Göksel, sorunun yalnızca yeni huzurevleri yapılmasıyla çözülemeyeceğini ifade etti. Göksel, İzmir için yeni bir yaşlı bakım modeli önerisinde bulundu.

‘21 BİN KİŞİ HUZUREVİ YATAĞI BEKLİYOR’ DEMEK DOĞRU OLMAZ
Bekleme listelerindeki sayıların doğrudan toplanarak İzmir’de 21 bin kişinin huzurevi yatağı beklediği şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Göksel, “Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğünde yaklaşık 17 bin, İzmir Büyükşehir Belediyesi huzurevlerinde yaklaşık 4 bin kişi huzurevi yatağı bekliyor.
Fakat burada iki rakamı doğrudan “İzmir'de 21 bin yaşlı huzurevi yatağı bekliyor” şeklinde toplamak doğru olmaz. Çünkü, iki kurumun kabul kriterleri farklı olabilir, aynı kişi iki sisteme başvurmuş olabilir, oda tercihi bekleyenlerle herhangi bir kurum yatağı bekleyenler aynı şey değildir, yeni yönetmelikle bazı başvuruların statüsü değişmiştir, bekleme listesinde olan kişinin fiilen bugün barınma sorunu yaşayıp yaşamadığı ayrıca bilinmelidir. Özellikle tek kişilik oda için yıllarca bekleyen kişinin durumu farklıdır. Kişi bugün sokakta değildir, fakat “ileride kurum bakımına ihtiyaç duyabileceğini” öngörerek sıraya girmiş olabilir” şeklinde konuştu.

“HANGİ NEDENLE SIRADA?” SORUSUNA DA İHTİYAÇ VAR
Göksel, “Bu nedenle İzmir'in ihtiyacını ölçmek için “kaç kişi sırada?” kadar “hangi nedenle sırada?” sorusuna da ihtiyaç var” dedi.

“HUZUREVİ BAŞVURUSU KIRILGANLIKLARIN SONUCU HALİNE GELİYOR”
Başvuran yaşlıların profilinin de değiştiğini ifade eden Göksel, huzurevi başvurularının yalnızca yaşlılığın değil, yaşlılıkla birleşen kırılganlıkların sonucu haline geldiğini aktardı. Göksel, “Huzurevi başvurusu giderek yaşlılığın kendisinden çok, yaşlılıkla birleşen kırılganlıkların sonucu haline geliyor. Bu kırılganlıklar birbirini besliyor. Düşük gelir, konut güvencesizliği, yalnız yaşama, bakım desteğinin azalması, sağlık/işlev kaybı sonucu evde yaşamın sürdürülememesi ortaya çıkıyor ve sonucunda da huzurevi başvurusu yapılıyor. Türkiye'nin demografik verisi bu dönüşümün zeminini gösteriyor. 2025'te 65+ nüfus 9,58 milyona ulaştı; tek kişilik hanede yaşayan yaşlıların sayısı 1,84 milyon ve bunların yüzde 73,5'i kadın. Yaşlı kadınların yoksulluk oranı da 2025'te yüzde 17,9 olarak veriliyor” açıklamalarında bulundu.

Yağış sonrası toprak kayması: Binadaki 25 kişi tahliye edildi!
Yağış sonrası toprak kayması: Binadaki 25 kişi tahliye edildi!
İçeriği Görüntüle

“KRİTİK KIRILMA TEK BAŞINA HASTALIK DEĞİL"
Yaşlıların çoğu zaman uzun süre kendi yaşamlarını sürdürdüğünü, ancak tek bir olayın mevcut düzeni bozabildiğini ifade eden Göksel, eş kaybı, artan kira, çocukların başka kentlerde yaşaması, günlük ihtiyaçların karşılanamaması veya düşme gibi durumların kritik kırılma noktaları oluşturabileceğini söyledi. Göksel, “Asıl kırılma, kişinin mevcut yaşam çevresinin artık işlevsel kapasitesini taşıyamaması” değerlendirmesinde bulundu.

GÖKSEL, 70 YAŞ SINIRINA DİKKAT ÇEKTİ!
Göksel, 6 Mayıs 2026 tarihli yönetmelikle genel huzurevi hizmetinin 70 yaş ve üzerindeki bireylere yöneltilmesine de dikkat çekti. Bu düzenlemenin özellikle yoksul, yalnız, ailesi bulunmayan ancak henüz bağımlı kabul edilmeyen 60-69 yaş grubundaki kişiler açısından yeni bir boşluk yaratabileceğini savunan Göksel, “70 yaş sınırı tek başına sorun değildir; 60-69 yaş grubunun hangi hizmete yönlendirileceği tanımlanmadan uygulanması sorun yaratabilir” dedi.

“‘ÖZEL BAKIM VAR’ DEMEK ‘ERİŞİLEBİLİR BAKIM VAR’ DEMEK DEĞİLDİR”
Özel huzurevleri ile ilgili konuşan Göksel, Burada mesele yalnızca “özel huzurevi pahalı” değil. Asıl mesele, bakımın piyasa fiyatı ile yaşlının ödeme gücü arasındaki yapısal farktır. OECD'nin 2024 analizinde, kamu desteği olmaksızın ağır bakım ihtiyacı bulunan medyan gelirli yaşlıların uzun süreli bakım maliyetlerini karşılamasının OECD ülkelerinde genel olarak mümkün olmadığı görülüyor. Dolayısıyla Türkiye'de de “özel bakım var” demek, “erişilebilir bakım var” demek değildir” şeklinde konuştu.

GÖKSEL’DEN “BAKIM YARILMASI” TANIMI!
Bu kişilerin çocuklarının yanına taşınmak, daha kötü koşullarda bir eve geçmek, kira borcu biriktirmek veya bakım ihtiyacı arttığında hastanelere daha sık başvurmak zorunda kalabileceğini ifade eden Göksel, bu durumu “bakım yarılması” olarak tanımladı.

“MUSLUĞU AÇIK BIRAKIP GİDERİ BÜYÜTMEK GİBİ OLUR”
İzmir’de yaşlı bakım sisteminin yalnızca huzurevlerinden oluşmaması gerektiğini belirten Göksel, evde bakım, gündüzlü bakım, geçici bakım, ihtisas barınma ve kurumsal bakım olmak üzere farklı basamaklardan oluşan bir sistem önerdi. Göksel, “Yalnızca huzurevi yatağı artırmak, musluğu açık bırakıp gideri büyütmek gibi olur” açıklamalarında bulundu.

“BİR BAKIM SÜREKLİLİĞİ OLUŞTURULMALI”
Göksel, Burada benim politika önerim “huzurevi mi, evde bakım mı?” şeklinde ikili tercih yapmamak. Bir bakım sürekliliği oluşturmak. Bunlar, evde koruyucu hizmet, gündüzlü bakım. Gündüzlü bakımı biraz açarsak yaşlı gündüz merkeze gelir, akşam evine döner. Böylece aile bakım vereni çalışabilir. Üçüncü halka ara bakım. Örneğin; 15–30 günlük geçici bakım, hastane sonrası geçiş gibi. Dördüncü halka ise İhtisas barınma. Yani 60 yaş
ve üzeri evsiz, çoklu engelli, demanslı, kronik hastalığı olan veya bakım ihtiyacı bulunan kişiler için huzurevi olmayan ihtisas barınma merkezleri. Beşinci halka da kurumsal bakım. Gerçekten kurumsal bakım ihtiyacı olan kişi huzurevi/bakım merkezine geçer. Bence İzmir için, ‘Huzurevi sırası yaşlı bakımındaki sorunun kendisi değil, bakım sisteminin son basamağındaki kapasite yetersizliğinin görünür sonucudur’ cümlesi söylenebilir” şeklinde konuştu.

GÖKSEL’DEN İZMİR İÇİN YENİ YAŞLI BAKIM MODELİ ÖNERİSİ
Göksel, İzmir’de yaşlı bakım hizmetlerinin yalnızca huzurevi başvurularındaki sıra numarasına göre değil, kişilerin sosyal, ekonomik ve sağlık durumlarını dikkate alan bir sistemle yürütülmesi gerektiğini söyledi. Göksel, her yaşlı için “Yaşlı Kırılganlık Profili” oluşturulmasını önerirken; konut, gelir, bakım ihtiyacı, sosyal destek, sağlık ve risk durumlarının birlikte değerlendirilmesini istedi. İzmir’de “Yaşlı Bakım ve Konut Gözlemevi” kurulmasını öneren Göksel, kurumlar arasında ortak veri sistemi oluşturularak yaşlıların ihtiyaçlarının ve gelecekteki bakım kapasitesinin planlanabileceğini belirtti. Bunun yanında huzurevi dışında, özellikle evsiz, yoksul, aile desteğinden yoksun ve sağlık sorunları bulunan 60-69 yaş grubuna yönelik “Ara Bakım ve İhtisas Barınma Merkezleri” kurulmasını önerdi. Göksel, belediyelerin yalnızca huzurevi yatağı artırmak yerine evde bakım, gündüzlü bakım, geçici bakım, ihtisas barınma ve uzun süreli bakım gibi farklı basamakları kapsayan bir bakım bütçesi oluşturması gerektiğini savundu. Göksel, İzmir’de asıl ihtiyacın yeni bir “huzurevi sırası” oluşturmak değil, 70 yaş altındaki kırılgan yaşlılar için yeni bir yerel bakım ve barınma basamağı oluşturmak olduğunu ifade etti.