Eş durumundan kardeşim olan (kardeş gibi de sevdiğim) akrabamız, Pazar kahvaltı sonrası bahçeye yayılmış halde gazetelerin tuğla kalınlığındaki eklerini aramızda pay etmiş okurken (ve kimi haberler üzerine sıkı dedikodular yaparken) en ciddi ses tonuyla ve gerçekten merak ederek sormuştu:
'Bu Hilal Cebeci hakkında ne düşünüyorsun? Neyin nesidir?'
Otomotiv gibi dalgalı bir sektörde… Ömrünü, ya krize yakalanmış ya da krize yakalanmamak için yoğun atraksiyonlarla geçirdiğini, magazin gündeminin uçukluklarına ancak yaz tatilinde vakıf olabildiğini iyi bildiğimden… 'Nasıl bilmezsin sen şimdi bu Hilal Cebeci'yi/panpiş kardeşliğini' gibi bir karşı soru çakmadan; tek kelimelik (elbet buraya yazamayacağım) bir sözcükle karşılık vermiştim kayınbiraderime.
Allahın işine bak ki… AKP Genel Merkez Gençlik Kolları Başkanı İsmail Karaosmanoğlu'yla 'benzer bir paydada' buluşmuşuz meğer!
Cebeci'nin 'Somali'ye beni neden götürmemişler' sözlerine 'Somali'dekilerin ekmeğe ihtiyacı var kaşara değil. Bu yüzden seni götürmedik' karşılığını vermiş Twitter'dan İsmail Karaosmanoğlu. Gelen tepkiler üzerine ise 'mübarek günde terbiyemi bozdum' diyerek helallik istemiş' takipçilerinden.
AKP Gençlik Kolları Başkanı'yla Cebeci konusunda benzer paydada buluşsak da, insan sormadan edemiyor yine de.
'İyi de kardeşim, Somali kervanına magazin bulaştıran sizin partiniz. Ne işi var orada pürmakyaj Ajda'nın, Sertap'ın, Nihat Doğan'ın? Hilal 'kaşar'sa eğer; Ajda, Sertep, Nihat ve benzerleri de 'ekmek' mi oluyorlar bu durumda? Garibanların doydu mu karıncıkları Ajda'nın, Sertap'ın danslarıyla, şovlarıyla? Yanaklarına kan mı yürüdü?
Sen siyasete şov katarsan, o dünyanın acınası bir şovmeni de kalkıp 'ben niye yokum/eksiğim' diye sorar haliyle… Sonra da aldığı 'okkalı cevabı' panpişlerine şikayet eder: Türkiye'nin cesur yüreğiyim biliyorsunuz tatlılarım. O yüzden bana bir partinin gençlik kolu başkanı ağır bir laf etmiş 'ONU ÇOK FENA YAPARIM' der.
Dua etsin Karaosmanoğlu, 'Yerim ben onun kaşar diyen ağzını/dilini' dememiş Hilal Cebeci şu mübarek günde… Karaosmanoğlu kadar bozmamış ağzını/terbiyesini, korumuş edebini!
*
Başbakan'ın Somali gezisine davet edilmeyen, CHP'den gelen daveti ise reddeden Fazıl Say'a da takdirlerimizi iletelim bu arada.
İktidarı, 'ünlü ile sanatçı ayrımını bilmemekle' eleştiren Say'ın CHP'nin davetini niye reddettiğini 'Çünkü arkadaş, mesele Somali'de yardım etmekse, gider kendin edersin. Vicdan der bunu. Partizan rant değil' cümleleri… Böylece hem iktidara, hem ünlülere, hem AKP'nin peşine takılmış CHP'ye çakması, hakikaten takdire şayan.
Say'ın Sertap'a ettiği laf da yenilir yutulur gibi değil bu arada:
'Amy Winehouse'a tavsiye ettiği beynin binde biri Sertab'ta olsaydı, Somali'de yardımı, Partizan rant olarak değil vicdan dedi diye yapardı! Bazıları bedenen ölür, bazıları ruhen.'
Karaosmanoğlu'nun Hilal Cebeci tanımına katıldığım gibi; Say'ın Sertap'la ilgili tespitlerini de aynen onaylamış bulunuyorum anlayacağınız…
*
'Somali'den haberler'i, bugün yüzümü güldüren tek haberle kapatırsak…
Yalçın Demirci adlı kişinin kredi kartı bilgilerini çalıp 3 bin TL'sini kendi hesabına geçiren bir hırsızın, bu paranın 500 TL'siyle Somali'ye yardımda bulunduğu öğrendik bugün Vatan'dan, Burcu Kurtul'un haberinden.
Ramazan zekatını, çaldığı 3 bin TL'den veren hırsıza, parasını çaldığından ötürü kızdığı gibi, bu yardımından dolayı da çok fena bozulmuş mağdur Yalçın Demirci. 'Sen başkasının alın teriyle kazandığı parayla hem alışveriş yap hem yardımda bulun. Olmaz öyle sevap' demiş.
Demirci'ye, 'Politik tercihini hırsızdan yana kullanıp bu tercihini 'Çalıyor ama hiç değilse çalışıyor, hizmet veriyor' şeklinde açıklayan yurdum insanının hırsızı da aynı kumaştan sonuçta. Çalmış ama çaldığının 'hiç değilse bir kısmını' Somali'ye göndermiş zekat niyetine, ne kızıyorsun' demek isterdim şahsen.
'Bir başkadır benim memleketim' şarkısını boşuna söylemedik biz yıllar yılı, değil mi değerli okur? Hırsızı bile bir başka, nitekim…